şok eylül mobil


PAMUK!

Pazar günleri, hep çok erkenden pazara gidiyorum.

Saat 06.45.

Pazar günleri, hep çok erkenden pazara gidiyorum.

Kocaman bir tezgah var, ela yeşil gözleri, dişleri, ağzı burnu nasıl güzel genç bir kadın var. 

Hayatımda gördüğüm en güzel kadınlardan.

Önünde önlük, kasaları hop oradan oraya kaldırıyor. 

Nasıl çalışıyor gözünüzle takip edemezsiniz.

Adı Pamuk. 

Beni tanıyor, seni televizyonda dinledim çok şey öğrendim, kocam çok iyi adam oldu, onu iyilikle yola getirdim diyor.

Başlıyor anlatmaya.

Şimdi her şey yolunda mı diyorum, sıcacık gülümsüyor, "çok şükür yolunda" diyor.

Kocası uzaktan bu konuşmayı duyuyor, hafif mahcup, kulağı bizde dinliyor.

Belli ki kadın çok küçük yaşlarda evlenmiş, kadın 40 yaşların başında, ama boy boy çocukları var, hepsi orada yanlarında çalışıyor.

Pamuk çok akıllı, ne istediğimi, söylediğimi hemen anlıyor, eli de çabuk tartıyor, veriyor.

Bütün tezgahı göz ucu ile idare ediyor.

Odun ateşinde 100 kilo domates konserve yaptım, sana da 2 kavanoz getirdim diyor.

Diyorum ki hafta içi hafta sonu, her gün pazarlarda çalışıyorsun, ailen kocaman, evde de çalışıyorsun yorulmuyor musun? 

Yok diyor, çok şükür işimiz var, yorulurum ama yatar kalkar dinlenirim diyor.

Tüm aile çoluk çocuk muhabbet içinde, birbirlerine tek ters bakış atmadan, koşturup çalışıyorlar.

AH diyorum ne güzel aileler var.

Sonrası ev, sonrası iskeleye iniyorum denize gireceğim.

4 kız, 2 erkek şezlongta yatıyor, aaaaa diyorum kızlar bikinilerin altını giymeyi unutmuş, tüm kalça çırılçıplak ortada.

Tamamen donsuz gibiler.

İp bikinileri, araya sıkıştırıp tamamen yok etmişler.

Aralarında dün geceyi konuşuyorlar, mezeler, yemekler şöyle kötü, bir göbekli rakı (ki ilk defa duydum) şu kadar lira, mekan çok kalabalık. İçeridekiler çok kalitesiz, şöyle kötü, böyle kötü, homurdanıp duruyorlar.

Suratlar yorgun, sevimsiz ve mutsuz.

Hepsinin tırnakları tasarım protez rengarenk ojeler, saçlar uzun balyajlar ve çıtçıtlarla uzatılmış.

Çantalar, terlikler, gözlükler o biçim.

Yanlarındaki erkekler geceden bitap, paraları ödemişler konuşacak halleri yok.

Kızlar mutsuz, kızlar umutsuz, "Bodrum bitti" diye anlatıyorlar, ayağa kalkıyorlar, kalçalar çıplak denize giriyorlar, eh saçlar ıslanmadan, o protez tırnaklar el paleti yerine de geçmez.

Öylece 2 dakika, girip çıkıyorlar.

Hepsinin elinde iphone, sosyal medyalarında dün geceden kaç like aldıklarına bakıp duruyorlar.

Ocaklarına mutsuzluk, ne istediği bilmeyen, incir ağaçları dikilmiş farkında değiller.

Dünya umurlarında değil.

Olan dünyalarında, çocukken yaya geçidinde nasıl geçilir sorumluluğu bile öğrenememiş ve yetişkin olmuşlar.

Çocukların üzerine aile yadigarı gelenek görenek örtülmemişki nereden bilsinler.

Yaşama hevesleri nerede o bile hiç bilinmez.

Homurdanmaları bile iki yüzlü.

Şımarık kızlar.

Pamuk ve donsuz kızlar.

Mutlu akıllı Pamuk ve homurdanan donsuz kızlar.

Funda'nın aklındakiler…

... Hayat çok zor.

İnsanlara güvenin gitgide azalan zamanlardayız.

Bakın, Buse'nin doğum günü.

Buse, Tekirdağ'a ki yazlık evlerine arkadaşlarını davet ediyor, gündüz denize giriyorlar, gece alkol alıyorlar ve doğum gününü kutluyorlar.

Buse evde, yalnız kalıyor. 

Sabah yakınları haber alamayınca, anneannesi eve geliyor ve Buse'yi evde yerde hareketsiz yatarken buluyor.

112 acil geliyor ve Buse ölmüş.

Yüzünde ve saç kısmında kan buluyorlar.

24 yaşında gencecik güzel kız, önce otopsi için adlı tıp, sonra İstanbul'da toprağa veriliyor.

Savcılık soruşturma başlatıyor.

Siz siz olun yazlık evinize, aileniz olmadan arkadaşlarınızı davet etmeyin ve asla alkol almayın.

Çok yazık değil mi, gencecik ömür ne uğruna ne oldu ve öldü.

Hem de doğum gününde. 

Aile nasıl dayansın şimdi.

Funda'nın aklındakiler…

... Arkadaş olmak için ailesine bakardık.

Anne babasına, bakardık.

Varsa kardeşlerine, bakarsın.

Ne okumuş, hangi okula girmiş, tahsili ne, bakardık.

Nerede oturuyorlar, bakardık.

Nerelerde geziyor, bakardık.

Nasıl konuşuyor, bakardık.

Arkadaşları kimler, bakardık.

Size bir şey söyleyeyim mi!

Şimdilerde bunlara hiç bakmayın.

Bakacağınız tek şey, merhametli insan mı, değil mi? 

Sadece buna bakın yeter, en ihtiyacımız olan şey merhamet.

Merhamet olsun.

Gerisi yalan olsun.