ÖNCE TEDBİR, SONRA TEVEKKÜL...

Buket BEKTAŞ 25 Haz 2021

Yayılım öylesine çabuk ve geniş kapsamlı oldu ki neredeyse dünyada bulaşmadığı ülke kalmadı.

Uzunca bir süredir dünyanın gündeminde olan ve insanlığı adeta tehdit eden koronavirüs hadisesi pandemi haline geldiği zamandan bu yana çeşitli şekillerde karşımıza çıktı. Önce semptomları belirsiz, gizemli bir hastalık, daha sonra solunum yoluyla bulaşan bir hastalık, nihayetinde de havada asılı kalan virüslerin solunum yolu ile insan vücuduna girerek bünyede oluşturduğu farklı hasarlarla yayılan bir hastalık olarak gündeme geldi.

Yayılım öylesine çabuk ve geniş kapsamlı oldu ki neredeyse dünyada bulaşmadığı ülke kalmadı. Nihayetinde tüm dünyada pandemi olarak kabul gören bu hastalık için bilim insanları amansız bir savaş için sahaya indiler. Hemen hemen her konuda tedbir alınmasına rağmen bir konuda maalesef önlem alınamıyordu. İşte bu durum hastalığı daha da bulaşıcı ve ölümcül yapıyordu. Ayrıca virüsün mutasyona uğraması olayın boyutunu daha da değiştirdi.

İnsandan insana geçerek hayatını devam ettiren virüs, çoğalması esnasında bir şekilde kendisini farklı şekillerde kopyalamaya ve üremesi sonrasında farklı şekillerde yaşamaya çoğalmaya ve direnç kazanmaya başladı. Mutasyon denen bu farklılaşma, virüsün temel özelliklerini koruyarak ilave özellikler kazanmasına yol açtı.

Bu mutasyonlardan en önemlileri ise virüsün daha bulaşıcı ve ölümcül olmasına yol açtı. Önce Güney Afrika, ardından Brezilya ve son olarak da İngiliz mutasyonları ile tüm dünya enfekte oldu. Sonunda en korkulan da gerçekleşti. Nüfusun en yoğun, ancak hijyen ve tedbirlerinde bir o kadar az olduğu ülkelerden Hindistan’da farklı bir mutasyon oluştu.

Yapılan çalışmalar sonucu ''Delta Varyantı'' olarak adlandırılan bu mutasyon orijinal virüse ve diğer tüm mutasyonlara göre daha ölümcül ve bulaşma oranı daha yüksek olarak belirlendi. Tüm dünya üzerinden 3. dalga yayılımı gösteren pandeminin bu Delta Varyantı ile dördüncü kez harekete geçmesi ve önceki dalgalardan daha zararlı olması bekleniyor. Öyle ki tam açılmaya geçen ülkeler (İngiltere, Almanya...) dahi tam açılmalarını bir süre daha ertelemek zorunda kaldılar.

Hindistan’da, aşırı kalabalık ve imkânsızlıklar nedeniyle yaşanan dram, henüz etkisini yitirmemişken diğer ülkelerde bu Delta Varyantından etkilenmeye başladılar. Rusya’da, özellikle Moskova bölgesinde tedbirler arttırıldı. İngiltere, Hindistan ve Güney Asya’ya olan uçuş trafiğini askıya aldı. Görünen o ki bu hastalığın dördüncü dalgası olarak adlandırılan Delta varyantından korunmanın tek yolu aşılanmak.

Yapılan tüm çalışmalar, aşılanmış bireylerin yaş ortalamasına bakılmaksızın virüsün etkilerine daha az maruz kaldıkları, hastalığı daha hafif atlattıkları ve özellikle yoğun bakıma yatma oranının nerdeyse yok sayılabilecek sevilere düştüğünü gösterdi. Bir karşılaştırmada aşıları yapılan 70 yaş üstü bir hastanın hastalığı hafif atlattığı izlenmişken, aşılarını yaptırmayan 49 yaş altı bir hastanın yoğun bakımda tedavisinin sürdüğü gibi çarpıcı sonuçlardan bahsedilmekte...

Aşıların marka ve içeriği ayırt etmeksizin, bilim insanları tarafından belirlenmiş dozaj ve sürelerinde yapıldığı zaman, virüsün bulaşma ve hasta etme oranlarına önemli ölçüde etki ettiği artık bilinen bir gerçek. Bu konuda dünyadaki tüm aşı üreticileri ve dünya sağlık örgütü düzenli olarak açıklamalarda bulunuyorlar. Ayrıca gerek ülkemiz gerekse de diğer bazı ülkeler alternatif aşı türlerini üretmeye çabası içindeler. Küba ürettiğini açıkladığı iki farklı aşı ile ülkelerinin tamamına yakınını aşılayacaklarını ilan etti.

Ülkemizde de bu yönde çalışmalar yapıldı. Yeni aşılarımız yolda... İsmi de belli, Turkovac. Gene yapılan girişimler sonucu, kaynağı yurt dışı olan bazı aşıların, ülkemizde üretilmesi yönünde de olumlu adımlar atıldı.

Tüm bunlardan ayrı olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde virüsün üremesi esnasında genetik kodlamasını kırarak, üremesini engelleyen ve yaklaşık 48 saat içerisinde tamamen iyileşmeye yönelik sonuçları olduğu bildirilen bir ilacında üretildiği yönündeki çalışmalarına devam etmektedir.

Gene bir Türk bilim insanının Amerika’da, ekibiyle birlikte üreterek yakında kullanıma sunacağı Nar kabuğu ekstresi üzerine inşa edilen bir ek besin (ilaç değil) maddesinin de dünya kamuoyunun bilgisine sunulduğu gelen bilgiler arasında. Tüm bu haberler bir iyi bir kötü şeklinde uzayıp gidiyor. Temelde önemli olan gerekli tedbirleri almak, hijyene dikkat etmek, hastalığa bulaşmamak ve bulaştırmamak... Yaşadığımız son 16 ay içerisinde öğrendiğimiz en temel konu hastalığın yayılmasına engel olabilmek. İşte bu yüzden önce tedbir sonra tevekkül...