NEYİ BEKLİYORUZ!

Fehmi KETENCİ 24 Tem 2022

Derdimiz bitmiyor, bitmeyecek. Bizler mi hata yapıyoruz yoksa bizleri bilgilendirenlerin söylediklerini pek yerine getirmeyip kafamıza göre mi yaşamımızı yönlendirmekteyiz?

     Derdimiz bitmiyor, bitmeyecek. Bizler mi hata yapıyoruz yoksa bizleri bilgilendirenlerin söylediklerini pek yerine getirmeyip kafamıza göre mi yaşamımızı yönlendirmekteyiz? Bilemiyoruz ama bir şeyerler de yanlış yaptığımız apacık belli. Başımızda birçok dert varken geri dönen eskimeyen derdimizin telaşına düştük yine. 

     Yazdıklarımıza ve söylenelere baktığımızda kopyala yapıştır gibi hep aynı şeylere geri dönüyoruz. Tam kurtulacağız, iyiye gidiyoruz darken bir kez daha arsız ve davetsiz misafirin zorumlu ziyaretiyle karşı karşıyayız.

     Bir şeyleri yanlış yapıyoruz, ama asıl göz ardı ettiğimiz bu yanlış yaptıklarımızın alışkanlık haline gelmesi veya getirilmesidir. Üç yılı aşkın süredir yaşamımızı alt üst eden koronaviriüs belası yine gündemimizin birinci sırasına oturuverdi. Ama bu kez daha yoğun şekilde kendini hissettirerek.

     Bir süredir kendini iyice unutturan Kovid-19 ve şımarık, arsız varyantlarından Omicron yaşamımızdan neredeyse çıkıp gitmiş gibiydi, varlığını ve yaptıklarını unutmuştuk. Adını kanıksamıştık, güncel yaşamımızda adından o kadar çok söz ediliyordu ki, kış aylarında yoldaşımız olan griple karışık bir durum yaratmıştı. Omicron mu yoksa grip miydi diye adını, yakalananın sürekli dillendirdiği sıradan durum gibiydi. Birkaç haftadır başımızı ne tarafa döndürürsek döndürelim kulağımıza gelen tek şey “ben de kovid oldum“ söylentileriyle karşılaşmak, günlük yaşamımızın değişmez gündemi olmuştu. Son haftalarda Sağlık Bakanımızın da gündemın başına yerleştirdiği söylemlerden ilkiydi vaka sayılarının önceleri yavaş da olsa giderek artıyor olması.

    Son bir iki haftaya yansıyan; Kovid-19 vakaları ve ona paralel olarak çok yüksek olmasa da vefat sayılarının 30’lu rakamları peşine takmış durumda olduğudur

     Yaklaşık üç yılı geride bıraktığımız pandemi dönemi, öncelikli olarak sağlıklı yaşayabilme standardımızı koruyabilme uğraşımızla geçti. Öncelikli tercihimiz, pandemi döneminin yoğun etkisindeki geçim şartlarının yarattığı tüm olumsuzlukların gölgesinde sağlıklı bir yaşam biçimini sürdürebilmekti.

     Pandemi döneminde ne kadar yıprandığımız gerçeğini kabullenebilmek ve tahribatlarından kurtulabilmek ilk önceliğimizdi. Güncelimizde  son aylarda gitti gidecek, görüntüleriyle ve raporlara yansıyan gidişatı ile yaşamımıza yeni bir şekil hazırlamaya çalışıyorken bir anda yeni gelişmelerle yeni bir hayal kırıklığına gömülüyoruz dersek yeridir.

     Yıllardır başımızdan gitmeyen ve aylar geçtikçe de daha da ağırlaşan ekonomik şartların yarattığı geçim sıkıntısıyla mücadeleye yoğunlaşalım derken, yine geldi de çattı koronaviriüs sorunu. Hala ne yapalım ne durumdayız, olması gereken eski korunma önlemlerimize dönelim mi dönmeyelim mi, bazı yasaklara geri dönelim mi tartışmasının arasında salgın travmasının psikolojisi geri gelmek üzeredir. İşi daha çiddiye almamız gerekiyor.      

     Hem geri dönme durumunu gösteren koronavirus salgınına, hem de hep var olan ve giderek de yükünü arttıran ağır ekonomik şartların yarattığı geçim sıkıntısıyla örülmüş olan bu yaşama dayanabilirsek dayanacağiz çaresiz.

    Salgın endişelerinin filizlenmeye başladığı böylesine bir ortamda, yeniden yayılmaya başladığı söylenen kovidin şimdilik pek ciddi olmasa da, vaka sayılarında artıştan söz konusudur. Ekonomik şartların ağır yükünü sırtımızda hissettiğimiz şu dönemde, geri gelecek bir salgınla uğraşacak durumda değiliz, bu çok net bilinmeli.

     Şartların iyice ağırlaştığı, bu dönemde; sağlık durumumuz, psikolojimiz ne aşamada, salgından tam kurtulabilmiş miyiz, tam olara k bilemediğimiz için, iyice zorlaşan bu yaşamda, yeniden hortlayacak salgın psikolojisiyle  uğraşacak durumda değiliz.

     Yapmamız gereken; Hijyen, Sosyal Mesafenin korunması ve olmazsa olmazlardan toplu ve kapalı alanlarda, her ne kadar toplu taşımalarda maske zorunluluğu kaldırılmış olsa da, özellikle maske takmak yeniden uygulanmalıdır. Geri geldiği söylenen Omıcron ve benzeri varyantlardan korunabilmek için zorunlu uygulanma aşamasına geçilmesi gerektiğini unutmayalım, uygulamada gecikmeyelim. Sağlık Bakanlığımızca açıklanan koronavirus ile ilgili son durum raporları bunu gösteriyor

     Kulağımıza gelen uzman bilgileri şu sıralardaki durumun oldukça ciddi bir yola doğru gittiği şeklinde. Son gelen bilgiler; vaka sayılarının kırk kat artmış olduğu, hastanalerdeki doluluk oranlarını üç misline çıktığı gerçeğini asla göz ardı edilmemelidir.

     İlk yapılacak şey, bir süre önce serbest bırakılan toplu taşımalardaki maske kullanımı zorunluluğunun  ivedilikle geri getirilmesidir.

     Kısacası; Hijyen, yaşam alanlarında Sosyal Mesafe’nin korunmasına dikkat edilmesi ve başta toplu taşıma olmak üzere benzeri toplu yaşam alanlarında maske kullanma zorunluluğunun mutlaka uygulanması.