NE DURUMDAYIZ BİLEBİLSEK!

Fehmi KETENCİ 21 Ağu 2022

Sağlık Bakanlığımızın son açıkladığı raporlara göre; Haftalık vaka sayısı; 143.778, vefat sayısı ise; 342 kişi. Bir önceki 1 – 7 Ağustos haftasından Kayıtlara yansıyanbilgilere göre, hem vaka, hem de vefat sayılarında biraz azalma olduğu görünüyor.

     Pandemi ve Covid-19 ile ilgili pek bir şeyler yazmak istemiyorum ama üzerimize musallat olan bir olgudan söz etmeden geçmek de olmuyor. Sağlık Bakanlığımızın açıkladığı son hafta verilerine baktığımızda açıklanan bilgiler işin pek de önemsenemeyecek durumda olmadığını gösteriyor .

     Sağlık Bakanlığımızın son açıkladığı raporlara göre; Haftalık vaka sayısı; 143.778, vefat sayısı ise; 342 kişi. Bir önceki 1 – 7 Ağustos haftasından Kayıtlara yansıyanbilgilere göre, hem vaka, hem de vefat sayılarında biraz azalma olduğu görünüyor. Bir önceki hafta kayıtlarına düşen bilgilere göre; vaka sayısı; 232.253, vefat sayısı ise; 380 kişi olarak görünüyor. Sağlık Bakanlığının açıkladığı raporlara göre, son üç haftaya yansıyan vaka ve vefat sayılarında önemsenecek bir şekilde azalma olduğu gözleniyor. 

     Bu sırala ben de etrafımdakiler ve yakınlarımdan kulağıma gelenlere göre “ben de Covid oldum” diyenler sayısında artma söylemlerine rağmen, kendilerini ev karantinasına alarak, belli ilaçları kullananların kısa sürede iyileştikleri bilgilerini ve duyumlarını da çokça alıyorum..

     Şu anda ne durumdayız pek net bir sonuca varamıyoruz ama önlemlerde iyice gevşeyen bir durumda olmamızdan rahatsız değilim diyemem.  

    Derdimiz bitmiyor, başımızda birçok dert varken geri dönmüş gibi görünen salgının varlığından aklımız hala karışık.  

     Bir şeyleri yanlış yapıyoruz ama asıl gözardı ettiğimiz bu yanlış yaptıklarımızın alışkanlık haline gelmesidir. Üç yılı aşkın süredir yaşamımızı alt üst eden Covid belası ne yazık ki yine gündemimizin birinci sırasında. 

    Uzman görüşleri, mutlaka yapılması gerekenleri açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. Sadece ülkemizde değil birçok Avrupa ve Dünya ülkesi, toplu ve kalabalık ortamlarda maske takma zorunluluğunun yanı sıra, sosyal mesafe ve hijyen uygulamalarının mutlaka uygulanması gereken önlemleri olarak gündemlerinin ilk sırasına yerleştirdiler çoktan. Bizde de, Başta Sağlık Bakanlığımız ve ilgili uzmanlarımız da özellikle maske takma konusunu daha önemsememizi ısrarla vurguluyorlar. 

     Ancak görünen o ki, bu konuda yeterince duyarlı olmadığımız gerçeğini de gözardı etmeyelim. Geçtiğimiz hafta bir iş seyahatı için birkaç günlüğüne Bodrum’a gittim. Çoğu yer hala yaz tatili havasında, her yer kalabalık. Tam tıklım tıklım olmasa da bu ortamda asla yok saymamamız gereken Coronavirüsten korunma önlemlerimizi iyice gevşetmiş durumdayız. 

     Giderken havaalanında, uçakta maskeliler neredeyse yok gibiydi. Bodrum’da İstanbul’dan gelenlerden maskeliler olarak bizler çok net belli oluyorduk. Bodrum’da dolaşırken maskeli dolaşan birkaç kişiden birileri gibiydik. Cafeler, restaoranlarda hemen ferkediliyordu. Plajlar olabildiğince kalabalıktı. Herkes normal yaşamına devam ediyordu. Hele dönüşümde Bodrum havalanında THY üçağı Anadolujet’ uçağa binişte 104. 105. ve 106. Kapıların olduğu alanda bekleyen üç 737-800 Boing uçağı yolcusundan çok daha fazla yolcunun tıkış tıkış doldurulduğu havasız çok sıcak alandaydık. Bir de uçağa biniş için yarım saattan fazla ter içinde kapı önünde sırada bekletilirken, bir çoğu yolcunun maskesiz omuz omuza olduğu alanda covid kapmadığım şükrettim. Bir ara, dayanamayacak hale geldiğimi hissettim, uçaktan filan vazgeçip ‘çıkıp gideyim’ demek geldi içimden. Nihayet tamamen dolu uçağa alındık ve kırk dakika gecikmeyle, fazlaca bekletilmeden İstanbul Sabiha Gökçen’e uçabildik.

     İstanbul’a geleli bir haftadan fazla oldu. Bu sürede neredeyse kendimi karantinaya almış gibi korudum. Ev içinde maskeyle dolaştım. Allahtan Covid olmamışım.     

     Günlük yaşamımızda, “Ben de Covid oldum” sözünü artık sıkça duyar oldum. Kendi çevreme baktığımda oransal olarak yarıyarıyadan çok daha az istatistiki bir durumdayız.Buna karşın, sosyal mesafeye uyum ve maska takma uygulanmasında sokaklarda, kalabalık ortamlarda ve özellikle toplu taşımalarda maske takma oranında çok aşağılarda olduğumuzu söylersem abartmamış olurum. 

     Son sözüm şöyledir;

    Yaklaşık üçyılı geride bıraktığımız Pandemi dönemi, öncelikli olarak sağlıklı yaşayabilme standardımızı koruyabilme uğraşımızla geçti. Hala rahatlayabilmiş değiliz. Öncelikli tercihimiz, pandemi döneminin yoğun etkisindeki geçim şartlarının yarattığı tüm olumsuzlukların gölgesinde sağlıklı bir yaşam biçimini sürdürebilmektir.