TT_Ekim


MÜZİSYENLER İÇİN NEDEN KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ FONU UYGULAMASI YOK?

Micheal KUYUCU 19 Eyl 2020

Kovid-19 pandemisinin sağlıkta olduğu kadar ekonomide de etkileri ciddi ciddi kendisini gösteriyor.

Kovid-19 pandemisinin sağlıkta olduğu kadar ekonomide de etkileri ciddi ciddi kendisini gösteriyor. İnsanlar öyle bir noktaya geldiler ki, sağlık ile ekonomileri arasında bir yerde sıkıştı. Öyle bir hale geldik ki artık para pul hesapları sağlığın da önüne geçti. Bunun en büyük nedeni ise zaten mevcutta var olan bir ileri bir geri giden ekonominin Kovid-19 belası ile beraber daha da gerilemesi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sorun olmaya başladı.

ABD mivay dedi Çin kükredi

Bu Kovid-19 virüsü ilk çıktığında başta Amerika olmak üzere herkes bir delikanlılığa soyuncu. Bu virüsün çıkmasına neden olanlara tazminat davaları açılacağı söylendi. Yok efendim bilmem ne davası, yok efendim Çin Virüsü, yok efendim Çin para versin.. ABD, Yeni Zelanda, İngiltere’nin başta çektiği Kovid-19 ile ilgili delikanlılığa soyundu. Derken elindeki dolarları gösterek Çin bunlara bir kükredi, “kısarım lan musluğu” dedi tüm ülkeler kaçacak yer aradı. Tıpkı Kayahan’ın şarkısında dediği gibi “Bir arslan miyav dedi, minik fare kükredi...” oldu  dünya. Yani işin özeti Nasreddin Hoca’nın  “parayı veren düdüğü çalar” sözü artık küreselleşti. Artık dünya bu realite üzerine dönüyor. İş böyle olunca ekonomi her şeyin başında oluyor. Para = Yaşamak artık.

Pandemi belasının birinci dalgasını daha üstümüzde atamadık, millet tatile gitti, ceremesini biz çektik. Düğünler dernekler kısaca ne kadar toplu eylem varsa hepsinin ceremesini önlemlere uyanlar çekti. Ne oldu? Daha ikinci dalga başlamadan birinci dalganın ikinci tepe noktasına geldik. Tam nefes alacakken yine geriye döndük. Piyasalar daha normale dönmedi. Para yok. İşler durgun. Eğitim durdu, sağlık zaten ortada. Kültür – Sanat .. “El – Fatiha...”

Müzik adına ne varsa “YOK”

Böyle bir ortamda ben de çırpınırken bir şey özellikle dikkatimi çekmeye başladı. Bu pandemi savaşının en yorgun ve çilekeş savaşcıları müzisyenler ve sanatçılar oldu. 2020 yılında, Haziran ayına kadar hiçbir şey yapamadılar. Konser ve etkinlik sezonu Temmuz ayında hareketlenir gibi oldu. Tam piyasa canlanacakken, Eylül ayının ortasında yine durdu. Açık hava etkinlikleri önce kısıtlandı sonrada yasaklanmaya doğru gitti. Konser yok, şenlik yok, düğün yok, sanat etkinliği yok,  gazino yok, kır bahçesi yok, taverna yok... Kısaca müzik adına ne varsa “yok”.

Peki bu müzisyenler, bu söz yazarları, bu besteciler, aranjörler, entstrümanistler ne yer ne içer düşünen var mı? Bu insanlar gündelik işçi olarak çalışıyorlar. Yani ne demek? İş varsa para var, iş yoksa para yok. Sigorta, sağlık güvencesi yok. Bazıları ek iş için müzik öğretmenliği yapıyor. Peki bu insanlar ne yapacak? Bu insanlara ne olacak? Ölüme terk edilmiş bir hasta gibi, sokağa atılan ve ölüme terk edilen bir kitle oldu sanatçılar. Şu an Türkiye’nin en mutsuz ve canı sıkkın meslek grubu “sanatçılık” oldu.

Pandemi yasaklarına uymayanlara İşçi Mahkemeleri nasıl davranacak?

Sanatçıları resmen kendi kaderlerine terk ettik. Peki bunun için neden bir şey yapılmıyor? Mesela Kısa Çalışma Ödeneğinden pek çok sektör faydalandı. Yeri gelmişken bunu da sormak istiyorum: Bu Kısa Çalışma Ödeneğinden faydalanan şirketler neye göre belirlendi çok merak ediyorum. En az on, on beş tane ihtiyacı olmadığı halde  Kısa Çalışma Ödeneğinden faydalanan şirket biliyorum.

İşyerlerinin işçi çıkartması yasaklandı. Peki ne oldu? Uygulandı mı? Zengin patronlar çatır çatır insanları işlerinden attı. Bu yasayı takmayanlar ne olacak? Bir yaptırım yapılacak mı? Bu yasanın en kötü yanı ne biliyormusunuz? Patronunuz sizi,  yasayı takmayıp işten kovdumu hapı yuttunuz. Çünkü size işsizlik maaşı verilmiyor. Onlarca kişi tanıyorum. Patronları “ben kanun, manun  tanımam, seni kovuyorum” dedi. Onları küçük kedi yavrusu gibi kapıya koydu. Bu insanlar şu an perişan durumda. İşsizlik maaşı da alamıyor. Bu korona pandemi döneminde yasak olduğu halde işlerinden kovulanlar ne olacak? Peki bu insanları kovan iş yerleri ne olacak? Bir ton mahkeme birikecek. İş mahkemelerinin hakimleri gereken hassasyeti gösterecek mi ? Yoksa bu konuda karambole mi gidecek?

Müzisyenlere fon çıkartılmalı

Nesye biz yine konumuza dönelim. Sanatçılar ile ilgili birileri bir şey yapmayı düşünüyor mu? Şu an bu insanlar işsiz. Bu meslek grubu içinde meşhur olan solistlerin durumu iyi. Çünkü onlar iyi para kazandı ve bir birikim yapma şansları oldu. Peki ya müzik emekçileri? Mesela bir gitarcı, bir davulcu, bir kemancı, bir piyanist.. Onlar ne olacak? Söz yazarları, besteciler ne olacak? Maç böyle devam ederse hiçbir şey olmayacak. Hepsi de mutsuz birer insan olarak zorluk içinde hayatını ikame etmeye çalışacak.

Burada ciddi ciddi bir şeylerin düşünülmesi lazım. Mesela işsizlik maaşından sanatçılara da bir fon aktarılsın. Meslek birlikleri, MÜYAP-MESAM- MSG ve MÜYOBİR’e bağlı olan sanatçılara devlet bir fon versin. Bu fonu bu meslek birlikleri eşit bir biçimde kayıtlı olan sanatçılara dağıtsın. İşsizlik ödeneği gibi aylık bir ödenek ayrılsın. Bu ödenek aylık üç bin lira da olabilir beş bin lira da olabilir. Bu ödenek pandemi dönemi boyunca devam etsin. Taş çatlasa dört, beş ay daha sürer. Bu para kimseye koymaz. Devletin bunu yapmaya gücü var. Sosyal devlet anlayışı bunu gerektirir. Böyle bir ödenek için gidecek olan bütçe öyle matah bir bütçe de olmaz.  Dört meslek birliğine kayıtlı kaç bin sanatçı var? Bunlar ek olarak meslek birliklerine kayıtlı olmayan ve görevi icracı olan insanlar da bu ödenekten faydalansın. Kısa Çalışma Ödeneğinden haksız yere faydalanan, işçi çıkartma yasağı olduğu halde işçilerinin işlerine son veren patronların çaldıklarının yanında bu müzik emekçilerine verilecek para hiçbir şey değil.

Bu konuda ciddi bir çalışma yapılması lazım. Meslek birlikleri bir ortak dilekçe yazıp bu konuda benim yazdığım veya buna benzeyen planlarla Cumhurbaşkanını ziyaret ederek derdini anlatmalı. Bu konuda müzisyenlerin, müzik icraacılarının kısaca sanatçıların yaşadığı mağduriyet dile getirilmeli. Ben eminim devlet gerekeni yapacaktır. Çünkü sanatçısı yara almış bir toplumun geleceği felç olmuş bir el gibidir. Entellektüel hareketliliği biter, sıradanlaşır. Bu da ülkeyi geriye götürür.

Engelsiz Filmler Festivali bu yıl Online

Pandemi nedeniyle çevrim içi olarak 12-18 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek Engelsiz Filmler Festivali’nde “Normali Ararken” adlı tema ile hazırlanan filmler belirlendi. Bu yıl ilk kez bir tema ile gerçekleştirilen Festival’in "Normali Ararken" seçkisinde, beş başlık altında toplam 23 film yer alıyor. 

Festival programındaki filmler her yıl olduğu gibi bu yıl da orijinal dil seçeneğinin yanı sıra göremeyenler için sesli betimleme, duyamayanlar için ayrıntılı altyazı seçenekleri ile takip edilebilecek. Bu seneki film gösterimleri muvi.com üzerinden gerçekleştirilecek ve Festival'in web sitesinden açıklanacak gün ve saatlerde bu platform üzerinden ücretsiz izlenebilecek. Artık her şey dijitalde festivaller bile.

Henüz Tanışmadık!

Müzik dünyasının başarılı iletişim danışmanı Özgür Aras’ın “Henüz Tanışmadık” adlı kitabı yayınlandı. Bir kadının kendini yeniden keşfetme macerasını, sevgi ekseninde samimi ve naif bir öykünün içinde kaleme aldığı roman, sürpriz finaliyle kendini hayatın akışına bırakmayı bilenler ve asla vazgeçmeyenler için dünyada hâlâ mucizelerin var olduğunu anlatıyor. Özgür Aras uzun yıllardır müzik ve medya sektöründe. Çok emek verdi. Çok güzel işlere imza attı. Gün geldi düştü, gün geldi yükseldi ama hep sektörde var olmayı başardı. Orijinal işlerin yaratıcısı Özgür’ün bu kitabında onun renkli yaratıcılığını bir kez daha göreceksiniz.

Halk Müziği ve Sanat Müziğinin yetenekleri bu yarışmaya koşsun

Son dönemlerde büyük değişime uğrayan ve kök-genlerinden uzaklaşan Türk Halk Müziği ile Türk Sanat Müziği’nin yeniden eski günlerine dönerek popülerliğini tekrar kazanması ve genç nesillerle tanışması amaçlayan, 1970-1990 yılları arası oluşan müzik kültürünü ortaya çıkarmak amacıyla oluşturulan bir yarışma projesi “Siyah Beyaz Şarkılar Ses Yarışması” na başvurular başladı.

Jürisinde Necla Akben, Ömer Danış, Mersinli İsmail, Birgül Terzi gibi isimlerin olduğu yarışmanın sunuculuğunu Engin Arda ve Eda Zafer yapacaktır. Kırmızı Koltuk’un olduğu yarışmada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’den çok önemli isimler her hafta misafir jüri üyesi yer alacak. Yarışmaya katılmak isteyenler 0544 672 79 74 nolu whatsapp numarasından başvurabilir. Çekimleri Ekimde başlayacak olan yarışma Kasım ayında yayınlanacak.

Bugüne kadar hep pop müzik yarışmaları yapıldı. Saçma sapan sanal starlar türetildi. Hiçbirinden bir şey olmadı. Ben ilk kez teması hem Halk Müziğini hem de Sanat Müziğini içeren bir müzik yarışması gördüm. Bu müzik türlerinin unutulduğu bir dönemde ilaç gibi gelecek.

Geleceğin iletişimcilerine söz hakkı sunan tek yarışma

TRT’nin bu yıl 6’ncısını düzenlediği “Geleceğin İletişimcileri Yarışması”nın ön eleme sonuçları açıklandı. Beş kategoride toplam 116 eser ön elemeyi geçerek son aşama olan jüri değerlendirmesine girmeye hak kazandı. Türkiye’de yayıncılığın öncüsü olan TRT’nin, sahip olduğu değerleri ve birikimleri gençlerle paylaşıp, onları desteklemek amacıyla düzenlediği Geleceğin İletişimcileri Yarışması’na bu yıl; Radyo Yayıncılığı, Televizyon Yayıncılığı, Haber Yayıncılığı, İnternet Yayıncılığı ve Ev Hayat Dolu kategorilerinde toplam 76 üniversiteden başvuru yapılmış.

TRT Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Eren, “Bu yıl altıncısını düzenlediğimiz 'Geleceğin İletişimcileri Yarışması' gençleri yüreklendirmek, üretmeye teşvik etmek, yeni teknolojilere adapte etmek ve hikâye anlatım dilini geliştirmek amacıyla düzenlediğimiz bir etkinliktir. Gelen başvurulara baktığımızda da bu düşüncemizin karşılık bulduğunu görüyoruz,” diyerek yarışmanın misyonunu anlattı.

Yarışmayı merak edenler www.trtgeleceginiletisimcileri.com adresinden ve sosyal medya hesaplarından detaylı bilgi alabilir.  Bu yarışmanın misyonu büyük. Geçmişte ben de bir kez jüri olmuştum. Yarışmanın alt yapısını yaşama şansını bulmuştum. Ciddi bir çalışma ve hazırlık ile yapılıyor. En önemlisi ise Türkiye’de iletişim fakültelerinde eğitim gören gençlere söz veren, onlara çalışmalarını sunma şansı veren ilk ve tek yarışma bu yarışma. Bu tür motivasyonların arttırılması en büyük dileğim.