MUHALEFETİN ADAYI KİM OLACAK?

Ekin GÜN 16 Nis 2021

Oray herhalde uzun süredir ABD'de olduğundan olacak Türkiye seçmeninin psikolojisiyle ABD seçmeninin psikolojisini bir tutuyor.

Bu yazıyı yazmama Oray Eğin sebep oldu. Eğin, geçenlerde yazmış olduğu bir yazıda Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanabileceğini Trump ve Biden üzerinden örneklendirerek böyle bir ihtimalin uzak olmadığını ve gülünecek bir şey olmadığını iddia ediyor. Hala daha gülmemin dışında ortada bir sorun yok, neticede ihtimal ihtimaldir.

Fakat Türkiye ile ABD karşılaştırması biraz sorunlu. Kabul, Trump’ın Hillary Clinton’ı yenerek 2016’da ABD seçimlerini kazanması yerleşik düzenin hesaplarını altüst etmişti. Trump o günden sonra programlı şekilde “şeytanlaştırıldı”, üstüne pandemi krizi ve posta yoluyla oy kullanma gibi şaibeli işler de eklenince seçimleri kaybetti. Ama ABD’nin tarihinde ilk kez diyebileceğimiz bir şey gerçekleşti, “Trumpizm” dalgası oluştu. Bunun tsunamiye dönüp dönemeyeceğini de zaman gösterecek.

Aynı “şeytanlaştırma” stratejisi Batı tarafından uzunca bir süredir Erdoğan’a da yapılıyor. Daha geçen gün İtalya Başbakanı’nın Erdoğan’a “diktatör” dediği ve ABD’nin en ünlü meydanında sergilenen “Stop Erdoğan” ilanları ortada. Bu propaganda bir süredir devam ediyor. Ülke sınırları içerisinde bu “şeytanlaştırmaya” yönelik halk seçilmiş iradeye her olağanüstü olayda sahip çıktı ve Erdoğan’ı eleştirse bile destekleme refleksi gösterdi. AK Parti’den hiç hazzetmeyenler bile sırf Erdoğan’ın hatırına oy vermeye devam ediyor, Erdoğan’ın kişisel oyunun partisinden yüksek olması da bunun kanıtı.

Oray herhalde uzun süredir ABD’de olduğundan olacak Türkiye seçmeninin psikolojisiyle ABD seçmeninin psikolojisini bir tutuyor. Zira Biden ve Kılıçdaroğlu karşılaştırması bile sorunlu. Farkındayım, kız kardeşiyle karısını karıştıran bir Biden örneği varken halkın güvenini kazanarak seçilmesi tuhaf gelebilir ama aynı Biden yıllarca Obama döneminin başkan yardımcılığını yaptı, tecrübesi yadsınamaz. Kılıçdaroğlu’nun tek tecrübesi ise SGK genel müdürlüğünden kaynaklı bürokrasi. Ki tüm seçim çalışması boyunca Biden’ın arkasında “ebeveyni” Obama vardı, Kılıçdaroğlu’nun arkasında kim durup meydanlara inecek, 11. Cumhurbaşkanı mı?

Hele Biden’ın arkasına aldığı ve kendisinden sonra ABD medyasında başkan olacağına dair söylentiler bulunan Kamala Harris rüzgarını Kılıçdaroğlu, Meral Akşener’i cumhurbaşkanı yardımcısı yapacağını vaat ederek mi yakalayacak. Bence zor. Çünkü bunun en başta Akşener tarafından kabul edilmeyeceğini düşünüyorum, geçen seçimde de aday olmama baskısına rağmen adaylığını açıklamıştı.

Türkiye seçmeninin iktidara taşıdığı tüm partilere bakın, tek partili dönem dışında hepsi sistem eleştirisi yapan partiler. Demokrat Parti’den tutun da ANAP’a, oradan AK Parti’ye hepsi vesayetçi sistemle çarpışa çarpışa tek başına iktidara geldi. CHP ise sistem partisinin ta kendisi. Bülent Ecevit bile bunu anladığı için “ortanın solu” diye bir şey uydurmuş ve CHP’nin temel ekseninden bir nebze ayrılması bile bir başarı getirmişti. Kabul edelim ki Türkiye seçmeni sistem mağduru olduğu için sisteme karşı çıkan partileri destekliyor, bunlar da genel olarak merkez-sağ partilere denk düşüyor.

Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar böyle bir esnekliğini kendi adıma görebilmiş değilim. Bilakis, sistemin savunuculuğuna daha yatkın. Oray’ın ifade ettiği gibi sol politikaları gündemine alması da yetmez. Bir kere CHP sol bir parti değil, olsa da halk oy kullanırken sol ya da sağ hassasiyeti üzerinden oy kullanmıyor. 1965 yılında Türkiye İşçi Partisi’nin meclise girmesinin sebebi de sistem eleştirisiydi. Şimdi irili ufaklı tüm solun CHP’den bir farkı kalmadı.

Hadi diyelim bu Oray’ın dediği gibi bir etki getirmiş olsa CHP’nin Nişantaşı, Etiler ya da Kadıköy gibi semtlerin dışında Gaziosmanpaşa, Esenler gibi yerlerden de azımsanmayacak bir oy aldığını görmemiz gerekirdi. Henüz buna ilişkin net bir anket çalışması da yok. Hala daha Cihangir’in sandığa kadar eleştirdiği ama sandıkta gözünü kırpmadan oy verdiği bir parti CHP.

Ekrem İmamoğlu diyeceksiniz biliyorum, o da birkaç ay muhalif kesimin “umudu” olmuştu. Sonra işler değişti, gündelik polemiklere girmeyen ve sadece belediye işlerine odaklanan Mansur Yavaş aynı kesimin gözdesi oldu. Tesadüfe bakın, o da soldan değil, sağdan geliyor.