Darüşşafaka Birlik
Cargill_Mobil


MEDYA DİYETİNE GİRELİM Mİ?

Micheal KUYUCU 21 Şub 2021

Uzun yıllar medya diyeti üzerine çalışmalar yürüten İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Çelikcan, her yaştan birey üzerinde olduğu gibi çocukların gelişiminde de olumsuz etkilere yol açan yeni nesil medya kullanım alışkanlıklarımızı değiştirmeye yönelik çözüm yollarını değerlendirdi.

Uzun yıllar medya diyeti üzerine çalışmalar yürüten İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Çelikcan, her yaştan birey üzerinde olduğu gibi çocukların gelişiminde de olumsuz etkilere yol açan yeni nesil medya kullanım alışkanlıklarımızı değiştirmeye yönelik çözüm yollarını değerlendirdi. Çelikcan çok tecrübeli bir akademisyen, sadece akademik anlamda değil sektörel anlamda da çalışmaları oldu. Rektörlük, dekanlık gibi üst düzey makamlarda değişik görevlerde bulundu. Her görevinde hizmet verdiği kurumu birkaç tık yukarı taşıdı. Özellikle onun medya diyeti konusundaki görüşleri çok önemli. Medya diyeti bizi hegemonyası altına alan medyadan kurtulmamız ve birer medya kölesi olmaktan kurtulmamız adına çok önemli bir konu. Peyami Çelikcan bakın medya kullanımı ile ilgili neler söylüyor...

Çocuklarda ekran kullanım süresi 2 katına çıktı

Olağan zamanlarda da çocukların dünyasının ekranlarla kuşatıldığını ancak bu durumun okul ve ev dışı etkinliklerle çeşitlenip dengelendiğini hatırlatan Prof. Dr. Peyami Çelikcan, ‘’Pandemi döneminde ABD’de 3 bin ebeveyn üzerine yapılan bir araştırmaya göre, çocuklarının günde altı saatten fazla ekran kullandığını söyleyenlerin oranı yüzde 49’a ulaşmış. Pandemi öncesi dönemde bu oranın yüzde 8 olduğu düşünülürse, altı saat üzeri ekran kullananların oranındaki artışın yüzde 500’lere ulaştığını söylemek mümkün. Aynı araştırmaya göre, ebeveynlerin yüzde 85’i çocukların ekran kullanım sürelerindeki artış konusunda endişeli. Çocuklar pandemi öncesi günde ortalama 3 saat ekran kullanıyordu. Bu dönemde iki katına çıkan altı saatlik yeni sürenin bir ortalama olduğunu ve çocukların yüzde 28’nin ise sekiz saatten fazla bir süreyi ekranlar karşında geçirdiğini de dikkate almak gerek.’’ diyor.

Öncelikle kendi medya kullanım sürelerimizi sınırlamalıyız

Çocuklarımızın medyayı yoğun kullanımını engellemenin ilk yolu, kendi medya kullanımımızı sınırlamaktan geçiyor. Pandemi döneminde ebeveynlerin de medya kullanım yoğunlukları artmış durumda. Küresel düzeyde yapılan araştırmalar, yetişkinlerin her tür medya ve içeriğe ayırdığı sürenin hızlı bir artış gösterdiğini ortaya koyuyor. İçinden geçtiğimiz kriz döneminin yetişkinlerin dünyasında oluşturduğu bu yoğun medya kullanımını kontrol altına almak zor, ama gerekli de bir çaba.

Ekranların yaklaşamadığı sofralar aile içi iletişimi güçlendirecek

Günün hangi saatinde, ne yapılacağını belirlemek ve buna uyulmasını sağlamak pek çok çatışmanın önüne geçmeyi kolaylaştırır. Okul ve iş saatlerinin dışında ortak ve bireysel etkinlik saatleri belirlemek gerekir. Planlama çalışmasının kendisini de bir ortak aile etkinliğine dönüştürmek ve çocukların bu sürece katılımlarını sağlamak gerekir. Günlük planla bağlantılı olarak belirlenecek medya kullanım kuralları da kontrolü sağlamak için gereklidir. Örneğin; aile içi iletişimi güçlendiren en önemli yerler olan yemek sofralarında medya kullanılmaması. Yemek süresince sadece çocuklar değil, ebeveynler de her tür medya ile ilişkisini kesmeli. Televizyonun kapalı olduğu, her tür ekranın masadan uzak tutulduğu bir sofra, aile içi iletişimi etkinleştirecektir.

Çocuk odaları medya merkezleri haline dönüşmesin

İnternet evin her yerinden sınırsız ve süresiz olarak kullanılmamalı. Örneğin; akşam belirlenecek bir saatten sonra internet erişiminin sınırlandırılması kontrolü sağlamak için gerekli. Bu kapsamdaki bir başka uygulama; cep telefonu, tablet, dizüstü bilgisayar gibi mobil araçların şarjlarının çocuk odaları dışında gece yapılması olabilir. Medya kullanımına dair kurallardan bir başkası ise kapat ve kaldır kuralıdır. Kullanılmayan araçları kapalı konumuna getirmek ve gözden uzağa kaldırmak kullanım süresini kontrol atında tutmak için etkili bir yoldur. Televizyon, tablet, bilgisayar için hemen uygulamaya geçirebilecek bu kural, cep telefonları için zor görülebilir. Ancak özellikle ders dinlerken ve ders çalışırken cep telefonlarının kapatılmasa dahi uzağa kaldırılması gerekir.

Ev içi hareketliliği sağlayacak etkinlikleri ihmal etmeyin

 Kimi zaman birlikte film seyrederek, kimi zaman bilgisayar oyunu oynayarak, kimi zaman da uzaktaki yakınlarımızla video konferanslar gerçekleştirebiliriz. Medya etkinliklerinin dışında; çocukların el becerilerini güçlendirecek, zihinsel, bedensel ve ruhsal gelişimlerine katkı sağlayacak faaliyetler planlamaya dahil edilmelidir. Bunlar; film seyrederken yenebilecek atıştırmalıkları birlikte hazırlamak, ev içi spor faaliyetlerinde bulunmak veya sessiz sinema türü oyunlar oynamak olabilir. Evde kalmanın çocukları fiziksel olarak da kısıtladığını unutmamalı ve ev içi hareketliliği sağlayacak etkinliklere yer açmayı ihmal etmemeliyiz.

Çocukların medya ile olan ilişkisini bilgilenmek üzerinden kurmalıyız

Endişelerini bertaraf etmenin formülü olarak da medya kullanım süresine odaklanmakta ve bu süreyi kontrol ederek sorunu çözebileceklerine inanmaktalar. Ancak medyada geçirilen sürenin niteliğini de göz ardı etmemek gerekir. Sadece oyun oynayan bir çocuk için bir saatlik ekran süresi fazla olabilirken; medya kullanımını bilgi edinmek, yetkinliklerini geliştirmek, sosyalleşmek gibi etkinliklerle değerlendiren bir başka çocuk için bu süre yeterli olmayabilir. Pandemi dönemi neden olduğu pek çok sorunla birlikte, medya kullanımı alanında bazı fırsatlar da doğurmuştur. Medyanın göz ardı edilen eğitim işlevinin giderek ön plana çıktığı bu dönemde, kullandığımız ekranlar bizi sadece eğlenceyle değil, bilgi ve beceriyle de buluşturuyor. Çocuk ve ekran ilişkisini, bilgilenmek üzerinden kurmak suretiyle daha sorunsuz bir ilişkiye dönüştürmemiz de mümkün.

Oğuzhan Koç keşfini tanıttı

Oğuzhan Koç, kendi keşfettiği genç yetenek İbrahim Başaran'la yeni müzik yolculuğuna çıkmaya hazırlanıyor. Sözü ve müziği İbrahim Başaran'a ve tüm aranjeleri aranjör Çağrı Telkıvıran'a ait olan albümde, Türk pop müziğinin popüler ismi Oğuzhan Koç ilk prodüktörlük deneyimini yaşayarak genç yeteneğe destek verdi. Hypers Music etiketiyle İbrahim Başaran'ın yaza doğru çıkarmayı planladığı albüm, ilk etapta YouTube'da Oğuzhan Koç'un kanalından yayınlanmaya başlayacak ve her salı yayınlanmaya devam edecek.

Yalnızlara sahip çıktı

Gökhan Türkmen, "Romantik" albümünde yer alan "Yalnızım Ulan" şarkısını kliplendirerek yalnızlara sahip çıktı. Kavuşamamış aşıklara, hasbelkader kavuşup da yolunu kaybeden aşıklara, aşkı hiç tatmamış ama kalpte yananlara ithafen "Yalnızım Ulan" şarkısını yalnızlara ithaf ettiğini söyleyen Gökhan Türkmen şarkının klibinde  tek başına kalan bir adamın hikayesi anlatılıyor.

RAP bir süre daha padişahlığını sürdürecek!

Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Müdürü duayen müzik akademisyeni Prof. Dr. Hakan Cevher, konuk olduğu Akademik Bakış programında RAP Müziğine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Cevher rap müziğinin arabesk müzikle birleştiğini ve müziği bir uyuşturucuya dönüştürdüğünü söyledi.

Müzik tam bir uyuşturucu haline geliyor

Prof. Dr. Hakan Cevher, rap müziğinin Arabesk müzikle birleşerek bir müzik türü oluşturduğunu söylerken, rap müziği içerik olarak eleştirdi. Cevher: “Aslında ben popüler işlerin her zaman olduğunu ama hiçbir zaman kalıcı olmadıklarını bir müzik tarihçisi olarak gördüm. Bütün dünyayı kasıp kavuran rap müzikte bir süre padişahlığını sürdürecek, bir dönem sonra başka bir türe kendini teslim edip geçmişe dair bir anı olarak kalacak. Yani popüler olmanın koşulları budur zaten. Popülerlik, halk demek aslında, halka hitap eden musiki demek. Halkın kolay algılayabileceği ve beğenebileceği unsurlar dikkate alınarak yapılır. Çünkü burada dikkate alınan şeyler; sözler, sözlerin belden aşağı olması, dikkat çekici olması, küfür içermesi ve bir de bu arabesk denilen illetin rap'in içine katılması, rap'in içine katılmasıyla tam bir uyuşturucu haline geliyor müzik. Gerçekten içine çeken bir musiki. Topluma zarar verdiğini kesinlikle söyleyebilirim. Bu açıdan bakıldığında geçmişte de böyle çok şey yaşadık ama bunlar da gelip geçici.” dedi.

RAP sürekli başat olmaz 

Rap müziğinin popülerliğinin geçici olacağını iddia eden Prof. Hakan Cevher. “Rap, kendi kuralları içerisinde yaşamını sürdürür ama sürekli başat olmaz. Her popüler müzikte olduğu gibi. Geçmişte reggae de öyleydi. En başta giderken, kendi kitlesini buldu ve geriye çekildi, yerine başka bir müzik geldi. Rock’n Roll da öyleydi” diyerek rap müziğini geçici bir heves olarak nitelendirdi.

İstanbul’u hiç böyle görmediniz

Ogün Sanlısoy, yeni albümü “Yaşamaya Devam”ı dinleyiciyle buluşturduktan sonra şimdi de albümün çıkış şarkısı “Kaldım İstanbul”da şarkısının klibini yayınladı. 

Yönetmenliğini kendisinin üstlendiği klipte İstanbul'un bambaşka bir yüzünü sunan sanatçı, “Fikir olarak terk edilmiş bir İstanbul’da tek başına kalmış ve gidenleri arayan bir kişinin durumunu tasvir etmekti amacım. İstanbul insanı kendine aşık eden bir şehir, son yıllardaki yoğun kalabalığına, karmaşasına ve betonlaşmasına rağmen, ağlarına takıldığımız ve ondan kopamadığımız bir yer. Caddelerde, yollarda, parklarda kimsenin olmadığı bir zamanı yakalamak pek mümkün değildir bu koca şehirde, fakat pandemi koşulları ve sokağa çıkma yasakları bu çekimin yapılmasını mümkün kıldı. Hava koşulları ve izinler için sabırlı davranıp çok bekledik ama sonunda istediğimiz görüntüleri yakalayabildik. Her gün on binlerce insanın gezdiği, geçtiği yollar, sokaklar, parklar insanlar yokken nasıl görünüyor, bunu bu klip sayesinde çekebilme fırsatım oldu” yorumunu yapıyor.

Rafet’ten yine güzel bir balad geldi

Romantik şarkıların özel yorumcusu Rafet El Roman, yakında Emre Müzik etiketiyle piyasaya çıkacak yeni albümünün, ilk şarkısı “İki Dakika”yı, dijital müzik platformlarıyla paylaştı. “İki Dakika” adlı şarkıda, Rafet El Roman’a yine yeni bir genç yetenek, Nur Usta eşlik etti.  Müzik yaşamında 26'ıncı yılına giren Rafet El Roman bu şarkısında da romantik dakikalar yaşatacak. Rafet’in şarkıları, soundu ve düzenlemeleri – soundu çok güzeldir hatta eşsizdir. Bu şarkı da öyle oldu, dinlemenizi tavsiye ediyorum.

Hadise aşka kapandı!

Hadise, üç şarkıdan oluşan, ‘Aşka Kapandım’ adlı EP’sini yayımladı. EP’nin habercisi olma özelliği taşıyan ilk video şarkısı “Küçük Bir Yol” ile listelerde başarılı bir performans çizen Hadise, EP’nin çıkış video şarkısını sözleriyle ruha dokunan bir başka aşk şarkısı “Olsun” olarak belirledi. Üçüncü ve son şarkı “Sen Hiç Yorulma” ise hayatın her dakikasının tadını çıkarmamızı öneriyor.

Ep’nin çıkış şarkısı “Olsun’’un sözleri Yıldız Tilbe ve Devrim Karaoğlu’na, müzik ve düzenlemesi Devrim Karaoğlu’na ait. Şarkıların mix’i Will Brierre, mastering’i ise birçok önemli projede imzası bulunan Howie Weinberg ve Will Borza tarafından Los Angeles’da yapıldı.