KRİPTO PARALAR VE KAPİTALİZM

Yusuf DİNÇ 02 Mar 2021

Kapitalizmin kripto para sorunun çok boyutları olsa da birisi üzerinde durmak yeterlidir.

2021 ile beraber bu köşede kripto para düşüncesi üzerine derinlemesine değerlendirmeler yaptım. Kripto paraların gerçekten yüzeysel genellemelere konu edilemeyeceğini düşünüyorum. Nüfuz-ı nazarında büyük derinlik bulunduğunu söylemekte beis de görmüyorum. Hem kripto paralarla kapitalizmin sorunu olduğunu da düşünüyorum.

Kapitalizmin kripto para sorunun çok boyutları olsa da birisi üzerinde durmak yeterlidir. Bu öyle bir sorundur ki kapitalizmin arabasından motorunu sökmektedir. Peki, kapitalizmin motoru ne? Cevap, elbette enflasyondur. Kripto paralar cari paraların sahip olmadığı bir özelliğe sahiptir; miktar kısıtı. (Gerçi sınırsız üretilebilen kripto para örneği de vardır.) Paranın miktarının kısıtlı, yani verili olması tek bir belirleyici sonuç doğurur; deflasyon.

Kapitalizm sadece enflasyon şartlarında etkin (daha doğrusu kısmen etkin) bir teoridir. Hatta deflasyon kapitalizmin celladıdır denebilir. Çoğu verili olan ana akım kripto paraların kapitalizmin bir öğesi olabilmesi bu şartlar altında imkansız görülebilir. Zaten kapitalizmin enstrümanı olmamak iddiasıyla bu paraların geliştirilmiş olduğunu da söylemek durumundayız. (Kapitalizmin dijital dünyada kendi çözümünü aramadığı da söylenemez. Sınırsız ve nazire nitelikli bir kripto para ironisinin son dönemdeki hareketleri, kripto paralara olan ilgiyi köpürtmeyi başardı. Dogecoin olarak bilinen bu para hikayenin bütününü okumak anlamında çok büyük bir yardımcı.  Kaderin ironiyi zorlamayı tercih edebileceği üzerinden bir Elon Musk okuması bu paranın global geçerlikli bir para olabileceği düşüncesini desteklemeye devam ediyor.)

Bu paraları para yapan da verili teklif edilmeleridir denebilir. Ancak kripto paralar sadece verili olmakla değil her yönleriyle tutarlılıklarını korumaktadırlar.

Örneğin bu paraların çoğunun anonim sunulduğu veya bir biçimde geliştiricilerin terk ederek parayı anonimleştirmesi internetin kendi paradigmasına sadık kaldıklarını gösteriyor. Dahası para olmalarının hakkını vermek üzere sanal dünya ile gerçeklik arasındaki ilişkinin köprüsü olma vazifesini de yüklenmeye başladıklarını görüyoruz. Özellikle son dönemde Elon Musk’ın çıkışları ve ana akım kripto parayı (Bitcoin) şirketinin ürünlerinin alım satımında ödeme aracı olarak kabul etmesi bu köprünün ilk ayaklarından birini oluşturuyor denebilir.

Sanal ile gerçeklik arasındaki bu köprü kolay yıkılabilir görülmemelidir. İnsanlar kendi özgürlük ve güvenliklerini kendileri tesis etme eğilimlerini kolay terk etmeyeceklerdir. Ki zaten gelecekte köprü, karaları birbirine bağlayan bir kavramdan çok, gerçekle sanalın kendilerini gerçekleştirebilmesi nosyonunun unsurlarını ifade edecektir.