KOKPİTTEN TAKSİCİLİĞE, KABİNDEN TEZGAHTARLIĞA

Musa ALİOĞLU 19 Eyl 2021

Hafta içinde ajanslardan gelen bir haber çok klasik intihar girişimi gibi görünse de öyle değildi. İntihar etmek isteyen çıkar bir çatıya ve atar kendini aşağı. Geriye bir mektup bırakıp "Ölümümden hiç kimse sorumlu değildir" diye de eklerdi.

Hafta içinde ajanslardan gelen bir haber çok klasik intihar girişimi gibi görünse de öyle değildi. İntihar etmek isteyen çıkar bir çatıya ve atar kendini aşağı. Geriye bir mektup bırakıp “Ölümümden hiç kimse sorumlu değildir” diye de eklerdi.
Antalya’da 1 yıllık birikmiş kira borcu olan eski kabin memuru Esra Çınar, icra yoluyla evinden çıkarılınca beş katlı bir binanın çatısına çıkıp uğradığı haksızlığı dile getirmek ister. Eşinden ayrı ve 7 yaşında bir çocuk annesi işsiz kadın, intihara teşebbüs etmek için değil, sesini duyurmak için oraya çıktığını söylemiş. Atlas Global Havayolları’nın Antalya base’inde görev yaptığını ve pandemi döneminde de bu işten çıkarıldığını belirten 31 yaşındaki Esra Çınar daha sonra emlakçılık yaptığını, kanser olan annesine baktığını, onu da kaybettiğini, işlerinin iyi gitmemesi nedeniyle kirasını da bir yıldır ödeyemediği ve icra memurları tarafından evinden zorla çıkarıldığı için uğradığı haksızlığı dile getirmek böyle yaptığını söylemiş.

Tam bir dram, tam bir aile faciası diye buna denir. Konuyu derinden ele alınca ortaya şöyle bir gerçek çıkıyor. Esra’nın çalıştığı ve daha sonra sözde iflas eden Atlas Global onu işten çıkarmasaydı ve görevine devam etseydi böyle bir durum olmayacaktı. Fakat, sonradan bu şirket kapandığı için aynı akıbete uğrayacaktı diyenleriniz olacaktır. Belki borçlanmaz ve böyle bir hacizle karşılaşmayabilirdi.
Konuyu bireysel bir sorun olarak görüp önemsemeyenler unutmasın ki, havacılık sektöründe son bir yılda yüzlerce Esra bu durumdadır. Atlas Global’in iflasına çok hızlı karar veren adli makamlar, bu şirketin işsiz kalan mensuplarının çıkar ve menfaatleri için de aynı hızı ve titizliği göstersinler diye sabırsızlıkla bekliyoruz.
Sektöre baktığımızda Atlas Global’deki yıkım-kıyım sonrasında sayıları birkaç bini bulan kabin, kokpit ve yer personeli aylarca işsiz gezdi ve iflasın ardından da her biri bir yere savruldu. Antalya’daki işsiz meslektaşları Esra gibi emlakçılık yapmaya çalışanlar geçim kaygısı için tezgahtarlık yapmak için AVM’lerde iş arayan ve çocuk bakımı için yurt dışına gitmek isteyenler bile var içlerinde. Gencecik ve donanımlı olan bu insanlar anneden, babadan, kardeş ve de eşten para istemek zorunda kalıyorsa bunun vebali onları kapıya koyanlarındır. Namuslarıyla acı hayata tutunmaya çalışan ve zorluklara karşı yenilmemeye gayret eden işsiz bu insanlar da seslerini duyurmak için çatılara mı çıksınlar?
Çatılara çıkmadan seslerini duyurmaları mümkün değil mi? Yine aynı şekilde çok meşakkatlı yollardan geçip gelerek pilot olan delikanlılar, bu iş için harcadıkları paraları ödeyebilmek için “Ne iş olsa yaparım” konumuna kadar gelmişlerdir.
O koca uçakları bir kuş gibi kaldırıp, indiren bröveleri göz kamaştıran kaptan pilotlar gizli gizli taksi şoförlüğü yapıyor ve de meslektaşlarına, tanıdıklarına görünmemek için gayret gösteriyorlar.
Şirketlerinden gelecek güzel haberleri aylardır sabırla bekleyen Onur Air’in kabin, kokpit ve yer görevlileri diğer işsiz meslektaşlarından hiç farklı değiller. Onlar da ailelerinin yüzüne bakamıyor, evli olanlar eş ve çocuklarına söyleyecek inandırıcı bir kelime bulamıyorlar. Onlar da çatılara çıkıp, içinde bulundukları durumu cümle aleme haykırmak için kendilerini çok zor tutuyor diyebilirim. İşlerine son veren şirketlerine, iş bulma şanslarını ellerinden alan Covid-19 salgınının getirdiği sıkıntılara karşı o denli çaresizler ki anlatılır gibi değil.
Koca adamlar bıraksanız ağlayacak gibi konuşmakta bile güçlük çekiyorlar. Tüm şartlar onlar için ‘namüsait tezahür ediyor’ dersek yanlış olmaz. İşverenler ve kamu kurumları elbirliği etmişçesine yeni iş imkanları konusunda onlara tek olumlu cevap veya iyi bir haber vermiyor.
Bu yazıyı yazarken Onur Air’den hayırlı bir haber bekleyen bir kaptandan gelen mesaj bu yazdıklarımı doğrular tarzda.
“Ülkemizde, havayolu şirketleri ülke içinde verdikleri iş ilanlarında yaş kriteri koyuyor. Yurt dışında verdikleri ilanlarda böyle bir şart aramıyorlar. Ülke içi ilanda yeteri sayıda pilot bulamadık diyerek, yabancı pilotları işe alıp, bizim işsiz kalmamıza sebep olmaktadırlar.
Bu durum pilotlara karşı bir haksızlık, bir ayrımcılıktır. Bu durum önlenmelidir.
Yabancılara tanınan haklar bizlere de tanınmalı. Bizler, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden destek bekliyoruz.”
İşsiz kalan pilotların imdadına Pilotlar Vakfı (PİLVAK) yetişiyor dersek doğrudur.
Vakıf, kendi bütçesinden 66 üyesine 438 bin 768 TL işsizlik, 2 üyesine 140 bin TL daimi maluliyet, 23 öğrenciye de 54 bin 725 TL eğitim yardımı yapmış. Ayrıca da
Lisans Kaybı sisteminden; 43 üyeye 370 bin 646 TL geçici maluliyet, 2 üyesine de
579 bin 834 TL daimi maluliyet yardımı yapmış. Yanı sıra, Onur Havayolları'nda görev yapan üyelerine Ağustos ayından başlamak üzere yıl sonuna kadar 5 ay süreyle geri ödemeli maaş yardımı yapmaya karar vermiş. Atlas Global’de görev yapmış ve işsiz kalmış üyeleriyle de yaşadıkları sorunlarla ilgili olarak çözüm odaklı bir toplantı yapmışlar.
Dayanışma bu olsa gerek. Sağ olsunlar.
Böylesine önemli bir sektörde hiç kimsenin işsiz kalmaması ve herkesin kendi işini yapabilmesi en büyük dileğimiz.
Mutlu yarınlar Türkiye’m.
musaalioglu@gmail.com

Halil Tuncer’i kaybettik

Bugün size Halil Abi’den bahsedeceğim. Yani Halil Tuncer’den. Bundan tam 35 yıl önce tanışmıştık. O zamanlar bir borsa şirketinin tanıtım sorumlusuydu. Şirketinin tanıtımı için Trabzon’a gelmiş ve başında olduğum Karadeniz Gazetesi’nde bol kahkahalı birkaç gün geçirmiştik. Yıllar sonra yolumuz bu kez İstanbul’da kesişti. Her karşılaşmamızda yanımızda bulunanlara hep o ilk tanışmamızı ayrıntılarıyla anlatırdı ve ardından da kahkahasını eksik etmezdi.
Turizm fotoğrafçısı olarak haklı bir şöhreti vardı. Dünya çapında bir turizm fotoğrafçısıydı. Türkiye’yi tanıtan birçok fotoğrafın altında onun imzası vardı. Onun olmadığı etkinlik yok gibiydi. Her yerde hazır ve nazırdı. 90’li yıllarda Çırağan Sarayı’nda o zamanki Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in elinden ödül alırken çektiği fotoğrafımı ha bugün ha yarın hep verecekti bana. Son zamanlarda sağlık sorunları yaşıyor eskisi gibi her etkinliğe katılamıyordu. Bir kez telefonla konuştuk, sonra ondan haber çıkmadı. Tekrar hastaneye yattığını ve ne vaziyette olduğunu sosyal medyadan dostlarının paylaşımlarından öğreniyor, iyi dileklerimizi biz de kendisine yazıyorduk. Onu kaybettik!..
En son Haziran ayında TUYED (Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği) genel kurulunda karşılaştık ve sohbet ettik. Halil Abi, her zaman ve her yerde hep vardı. Sergileriyle, sanatıyla, sevecen ve güler yüzüyle o hep bizimleydi. Aramızda olacak. İnanıyorum ki, Turizm dünyası onun adını hak ettiği gibi yaşatacaktır.
Bundan hiç şüphem yok. Güle güle Halil Abi. Ruhun şad, mekanın cennet olsun.