KASIM BANA NE DEDİ?

Duygu halim durup dururken karıştı.

Böyle bir düştüm sanki, sonbahar aniden geldi sanki, haksızlık ediyorum aslında, kocaman yaz aylarıydı.

Hiçbir nedeni yok, sağlıklı, bol güneşli, bol zakkum, hesapsız kitapsız güzelliği ile begonviller arasında ve bahçeden semizotlarını yiye yiye toprak üzerinde yalınayak yaz ömrü geçirdim. 

Bu sene yaz ve güneş çok yakın dostumuz oldu, uzun uzun kaldı yanımızda hesapsızca. Sevdi bizi.

Kasım ilk haftaları güneş hala sıcak pırıl pırıl ışıkları ve ısıtan sıcaklığı ile ha gayret bize son fedakar saatlerini hediye ediyor.

Kim bilir kasım için sakladıkları birkaç ışıltılı gün daha kalmıştır.

Belki de arkadaşa mahkum olacağımız, günler geldi, onun sızısı var içimde. 

Biz şehir mahkumları yazdan kalan ülkenin bol kavgalı senli benli günleri geride kalsa da yanık tenlerimize eşlik eden sevimsiz tartışmaları hiç unutmayacağız.

Ve gök gürültülü yağmurları beklerken, arkadaşa dosta en ihtiyacımız olan serin soğuk kış günlerinin bizi dışarının karmaşasından kurtaracağını sanırız.

Evet dışarının karmaşasından kurtarır ama, iç karmaşasını ne yapacağız. 

Biz şehir mahkumlarının, dostu arkadaşı dediği insanları bulup bulup kaybettiği zamanlar geldi, onları, o kadınları yeniden bulup yeniden kaybedersin.

Özellikle kadın arkadaşlıklarda büyük sorun var.

Öylesine sözünde durmamak, öylesine saygısızlık var ki, bu öylesine davranış ve olmayan duygular arkadaşlık anlamının katili olur.

Arkadaşını ararsın, nasılsın demene izin vermeden, ben seni arayayım mı der ve iki gün sonra geri döner.

Yarım saat sonra buluşacağın arkadaşın ben gelemeyeceğim demeden, sorun anlatmaya başlar ki, sen gelemeyeceğini anlarsın.

Nasılsın dediğin arkadaşın öylesine hayat derdi anlatır ki, kendini vah vah üzülme geçer diye teselli ederken ve telefon kapandığında sırtında kocaman bir yükün ile ağırlamışsındır.

Sonra Instagram’da arkadaşının sayfası düşer, önüne, bir bakmışsın, konum Nişantaşı "canlarla kahve keyfi" yazarak paylaştığı fotoğrafında yalancılığın, samimiyetsizliğin sırıtan fotoğrafı olarak kalır gözünde.

Hiç kimse ile en son nerede kaldığını bilemezsin.

Yakın mısın değil misin bilemezsin.

Kış ile ne alakası var demeyin çok var yaz aylarında, güneş, güneşin sıcaklığı, deniz, sokaklar, tabiat, kendi yollarına taş döşemene engel olur.

Kış ayları kendi yollarına taş döşediğin aylardır.

Kış ayları arkadaşların ile birbirine daha sokulmak, daha dertleşmek, daha hadi bir şey anlatacağım aylarıdır.

Ama çok zor.

Cümlelerin arkadaş güvenini taşımaktan yorulur.

Sözlerini tüketirsin.

En güvenilir tarafında eksilt ki kendini, bu insanlar senin hayatında kendileri kadar kalsınlar.

Günün sonunda herkes kendisi kadardır ya.

En iyisi yolun en başına dön. 

Kendi sırtını sıvazla.

Funda'nın aklındakiler!

… Senelerce magazin programı yaptım, masalarda magazin yorumları yaptım. 

Hiç kimseyi kendi ahlakım üzerinden yargılamadım, tam tersi kurduğum empati bazen beni yordu, bazen başka insanlara ters duruma düşürdü.

Şu sıralarlar sokaktaki, normal diğer insanların magazine ortak olmak dertleri var. 

Konum şu; Burcu Esmersoy ve Tamer Karadağlı'yı gece yarısı şehirler arası yolda benzinci de görüntülemişler. 

Ve bir televizyon kanalının magazin programının whatsapp hattına yollamışlar.

Magazin kafasını bilirim, bunu yasak aşk başlığı ile, az sonralar ile iki bekar insanın görüntülenme haline diyemezsiniz ama diyorlar.

Benim esas konum bu da değil.

Bu görüntüyü gece yarısı orada görüntüleyen, arsız kadınların arsız kahkahaları.

O kadar riyakar o kadar tuhaf buldum ki, sanki kadınların yüzünü görsem, tanıyacağım ve bunlar o arsız kadınlar  diyeceğim.

Birilerinin canını yakma keyfinde, hevesinde duygusunda kadınlar, ben sizden çok korktum. 

… Şarkıcı Nez ve annesine sapığın biri cinsel içerikli mesajlar atıyor.

Nez ve annesi savcılığa suç duyurusunda bulunuyor.

Sapık uzlaşmak istiyor, sapıklığın uzlaşması mı olurmuş, tabi ki kabul etmiyorlar.

44 yaşında sapık, suçlamaları kabul ediyor ve 18 ay hapis cezasına çarptırılıyor. 

Sosyal medyayı yanlış anlayan erkekler var, oradaki her kadından, vücudundan kendini sorumlu hisseden sapık adamlar var.

Yüzsüz arsız, adamlar kadınlara yazıp duruyorlar. 

Adamları suçlarken, yerden yere vururken ya kadınlar, siz sosyal medyadan ne anlıyorsunuz.

Yazın şahit olduklarımı anlatsam, bir dm mesajı ile adamların yataklarına koşan kocaman kadınları anlatsam, hep beraber çok utanacağız. 

Hangisi daha arsız, daha utanmaz sessizce karar verelim.