İŞLEVİN ZAFERİ

Önce anlamını yitirdi sonra kalpleri ürpertemez oldu kelimeler. Modern çağa yön veren klişeler, işlevi anlamın önüne geçirdi.

Ve lisan bozulunca insan da bozulmaya başladı. Zira kabuk kalınlaştığı, biçim renklendiği, görünen egemen olduğu, şekil öne çıktığı oranda özden uzaklaşıyoruz. Yönlendirildiğimiz görünenin, genel geçer yollarında başkası gibi dolaşmaktan kendi yolumuzu yitirdiğimiz gibi kendimiz olmayı da unuttuk.

Kabul edelim ya da etmeyelim, algılar, imgeler, kısaltmalar, taklitler, kısacası bütün çeşitleriyle klişeler, hayatımızı yönetmeye başladı. Düşünme ufkumuz, bütünden ‘ben’e, aklımız, külli bakıştan cüzi bakışa, temel ihtiyaçlarımız, kendini gerçekleştirmeden günlük maişete ve dilimiz sonsuzdan faniye yöneldi.

Düşünün ki muhabbet, şefkat, gönül, feraset, rahmet, merhamet, marifet gibi kavramlar günlük iletişimimizi terk etti. Mesele sadece bu kavramların kelime hazinesinden düşmesi değil asıl mesele, dünya dillerinde kelimelerin taşıdığı anlamların yitirilmeye başlanmasıdır. Âdem ile âlemin uyumunda sorunlara yol açan bu dönüşüm, günlük hayatımızı etkiler hatta belirler düzeye ulaştı.

Klişelerin Diktatörlüğü

Aslında her şey iyi niyetle başladı. Aydınlanma çağı ve onun devamı olan modernleşme ve bugün ulaştığımız bilgi çağı, hayatı kolaylaştırmayı ve daha mutlu bir yaşamı hedefledi. Ancak modernleşme yol haritasında ortaya çıkan sanayileşme, kentleşme, bürokrasi ve sekülerleşme, egemen güçler ve kapitalizmin etkisiyle yön değiştirdi.

Böylece bireyin faydasını amaçlayan modernite, insanı ve toplumu giderek yoran, insanın uyumunu zorlayan bir hale gelmiştir. Çünkü beden ruhun, işlev özün, suret aslın, şekil anlamın önüne geçmiştir. Sanal dünyanın gerçekleri, insanın kendi hakikatini gölgede bırakmıştır. Bunun için görünürde mutlu ama özde mutsuzdur günümüzün insanı ve toplumları. Bugün yeryüzünde insandan insana yapılan zulümler, bunun en önemli göstergesi değil midir?

İnsanın özden uzaklaşarak biçime takılmasını, klişelerin diktatörlüğüyle açıklayan teoloji ve sosyoloji profesörü Anton C. Zijderveld, kültür sosyolojisi bakımından günümüz insanı ve toplumlarının en önemli sorununu klişelerin, hayatın hemen her alanına egemen olmasına bağlıyor. Zijderveld, Klişelerin Diktatörlüğü kitabında; anlamın işlev tarafından aşılmasına neden olan klişelerin; insanın düşünce duygu ve davranış dünyasında güçlü bir etkiye sahip olduğuna ve klişelerin, insanın bilincini denetleyecek düzeye ulaştığına dikkat çekiyor.

Gerçekten de günlük hayatımıza bakıldığında düşüncelerimizin, tutumlarımızın, davranışlarımızın hatta inançlarımızın asli mecrasından giderek uzaklaştığına şahit oluyoruz. Öz olarak kendimizden ve bizim olandan uzaklaşıyoruz. Sanal teknolojinin baş döndürücü hızıyla küresel dünyada serbest dolaşımda olanlara yakınlaşıyoruz. Bilimsel düşünceden mimariye, sanata, edebiyata, ekonomiye, psikolojiye kadar yaşamın her karesinde; imgeler, kalıplar, yargılar, klişeler, standartlar, taklitler, etiketler ve rutinler belirleyici oluyor.

Özden Biçime Yönelme

Örneğin düşünmeyi gerektiren mektup yazmaktan sınırlı sözcüklü iletilere ve uzun süren telefon konuşmalarına yöneldik. Benzer biçimde beslenme türleri ve alışkanlıkları da değişti. Gösteriş, ev hayatının belirleyicisi oldu. Yönlendirici klişeler, gereksiz konuşmalar, tartışmalar, düzensizlik, açık ve gizli reklamlarla dolu ekranların karşısında geçirilen zamanlar, gerçek hayatı sınırladı. İş hayatı ve meslekler, işlevlerinin ötesinde görüntülere indirgendi. Metafizik bağımız zayıfladığı için olana rıza göstermekten ve teslim olmaktan uzaklaşıyoruz.

Düşünceler, yaşam biçimleri, alışkanlıklar ve davranışlara yön vermesi gereken insani marifet odaklı değerler, klişelerin diktatörlüğündeki sanal değerlerin gölgesine girince her şeyimiz hızla özden biçime dönüşüyor. Dönüşüyor çünkü yerküremiz, hızla tek devlet, tek dil, tek para, tek cinsiyet ve tek inanca doğru evirilmek isteniyor.

Ve insan, kendini bilme erdeminden uzaklaşıyor hızla. Yazımızı Zijderveld’ın önerisiyle bitirelim: Çığ gibi bir etki alanı oluşturan klişelerin ayartmalarıyla başa çıkmak için öze dönmek ve özellikle monoteist inançların koruyucu şemsiyesinin altında olmak önemlidir. Böylece işlevin zaferinden özün zaferine yol almak mümkündür.