İSLAMİ FİNANSIN ÇEVRESİ

Yusuf DİNÇ 29 Eyl 2020

Katılım finansının kapsamı dar anlamıyla katılım bankacılığına sıkıştırılmaktan bir nebze de olsa kurtarıldı.

Türkiye’de katılım bankacılığı 30 seneyi geride bırakan bir tecrübe birikimiyle yoluna devam ediyor. Katılım sigortacılığı yeni soluklar kazanarak pazar payını güçlü biçimde artırıyor. Ruhu faizsiz birçok uygulama da (kurum ve araç) keza katılım finans farkındalığı içinde ele alınmaya başlandı.

Katılım finansının kapsamı dar anlamıyla katılım bankacılığına sıkıştırılmaktan bir nebze de olsa kurtarıldı. Fakat katılım finansının bir takım uygulamalarına karşı eleştiriler de büyüyor. Bu eleştirileri iyi niyetli görmemek için yeterince gerekçe de var. Çünkü bu eleştiriler yapıcı değil yıkıcı ve arkasındaki kapitalist emelleri ortaya koyuyorlar.

Şimdi eleştirenleri konuşalım;

Katılım finans kurumları ortaklık temelli finansman ilişkileri kurmaya çalıştıklarında bu yıkıcı eleştiri getirenlerin ağababaları ne yaptılar, biliyor musunuz? Katılım finans kurumlarından sermaye sağladılar. Parayı çalıştırdılar. Kar ettiler, yediler, içtiler… Sonra bilanço dönemi gelince zarar gösterip kurumların hakkını yediler. Ne yapsın katılım bankaları; bıraktılar ortaklık temelli finansmanları ve finansal kiralama, vadeli satış gibi araçlara döndüler. Katılım bankalarının kabahati yok muydu bu kötü niyetlilerinin emellerine mani olmak için? Pek vardı denemez ama iyi niyetliydiler, iyi niyetlerinin mağduru oldular. Şimdi bir bağımsız denetim raporu almaktan aciz firmalar veya bunların ortakları katılım finansının ortaklık finansına dönmesi gerektiği üzere eleştiri getiriyor. Geçiniz.

Bunun başka yönleri de var tabi. Sürdürülebilirliğini sağlayacak kadar kar üretemeyen, süreçleri tıkanmış, teknolojileri eskimiş firmalar ortaklık finansmanı bekliyor ki şaşılacak şey. Katılım bankacıları da ortaklık yapalım diyorlar ama arkadaşlar gerçekten tatmin edici karlılık üreten bir işletme ortak almayı ister mi sanıyorsunuz?

Perakende de nasıl tecrübeler var biliyor musunuz? Katılım bankaları ihtiyaç karşılamak adına kredi kartı üretti ve şubelerinin hatırlı müşterilerine bu ürünlerini sundu. Bu kartlar da gecikme cezası alınmıyordu, faiz zaten yok, KRS ihbarı bile yok, ödeme günü gelince veya geçince dahi aynıyla ödeniyordu o kadar. Şubelerin “hatırlı” müşterileri bu kartları aldılar. Kullandılar. Ödemeye gelince, diğer bankaların kart ödemelerini yaptılar, üstelik bunları katılım bankasına gidip, çay içip, bedava EFT hizmetinden yararlanarak yaptılar ama katılım bankalarına olan kart borçlarını nasıl olsa ceza yok diye çoğunlukla gününü geçirmeden ödemediler. (Gününde ödeyen saygın insanlar da vardır, bunları tenzih ederim tıpkı kar temelli finansman sağladığında düzgün muhasebe tutanlar da olduğu gibi)

Katılım bankaları tahsilat için bu müşterilerini aradı aman abim, canım abim diye bir de dil döktü. Sonra da bu suiistimalciler yüzünden kart uygulaması farklılaşmak zorunda kaldı.

Şimdi de çıkmış aynı profiller ekabir ekabir konuşup katılım finansını eleştiriyor. Geçiniz.

Kapitalist topluma İslami finans vermeye çalışmak çok yıpratıcı. Bu kurumların gayretine iyiler sahip çıksın.