Vakıf Katılım web

İNSAN, "ANLAMINA" AİTTİR

Dr. İlhami FINDIKÇI
Tüm Yazıları
İnsanın anlamı yolculuğumuzda gördük ki, yalnız değiliz! "İnsanın anlamı nedir?" sorusuna gelen cevapların derinliği ve çeşitliliğinden mutlu olduk. Maddenin hüküm sürdüğü, ait olmadığımız bir yaşam tehdidinden kurtulmanın yolu insanın anlamına erişmekten geçtiğine göre yolculuğumuza devam edelim…

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde(1) “insan” kelimesinin anlamışöyle: “Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı; adam, âdem, insanoğlu, kişioğlu, fâni. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli kimse.”

Sadece bu tanım bile insanın anlamından ne kadar uzaklaştığımızın açık bir göstergesi. Zira toplum hâlinde yaşıyoruz ancak bireysel yaşama alışkanlığı, geleneksel kültürü paylaşmamızıve yaşamamızı engelliyor. Düşünme ve konuşma yeteneğimiz var ancak bizim yerimize düşünen yapay zekâ programları yayıldıkça daha az düşünüyoruz. 

Sosyal medyada geçirdiğimiz zaman arttıkça muhabbetten uzaklaşıyoruz. Benimize düşmekten evreni bir bütün olarakkavrama, bulguların sonuçlarını değiştirme yetimiz azalıyor.Bunların bir sonucu olarak yeryüzünde geçici bir canlı olduğumuzu unutuyoruz. Daha da vahimi, maalesef sahip olduğumuz ahlaki ayrıcalıkları yitiriyoruz.

Oxford Sözlüğünde(2) “insan” kelimesi; “Memelilerden, iki eli, iki ayağı bulunan, iki ayak üzerinde dik bir biçimde dolaşan, aklı ve düşünme yeteneği olan, dille, sözle anlaşan, en gelişmiş canlı sayılan yaratık.” şeklinde tanımlanmış. Mantık odaklı Batılı düşüncenin insanı maddi varlığı ve aklıyla ele aldığı; onun duygu, ahlak ve ruh tarafını tanımda yer vermeyecek kadar ihmal ettiği dikkati çekiyor. 

İNSANIN ANLAMI OLUŞUM HÂLİNDE

“İnsan” sözcüğü, üç kökten gelir: “İns” unutan varlık, “inas” öğretilen varlık, “nvs” çok hareketli varlık. Şu hâlde insan; unutan, öğrenebilen ve hareketli bir varlıktır. Oysaki sanal çağın hızıyla anı yaşamaktan ve tüketmekten nereden geldiğimizi unutuyor, zamanın farkındalığını yitiriyoruz.

Dijital veri bombardımanı altında gerçek bilgiden ve öğrenmeden uzaklaşıyoruz. Zihnimiz karışık. Her şeyi oturduğumuz yerden efor sarf etmeden yapmaktan, fiziki hareket kabiliyetimiz de azalıyor. Başta obezite olmak üzere hareketsizlikten kaynaklanan sağlık sorunları hızla artıyor. 

Aslında kavramları eksiksiz anlamamız için sözlük ve kök anlamları yeterli değil. Zira kavramlar da sürekli gelişim ve oluşum hâlinde. Bu durum, karmaşık bir canlı olan “insan” kavramının manası için de geçerli. Dolayısıyla sözlük ve kök anlamı üzerinden uzun zaman içinde yapılan tartışmalar sonucunda oluşan terim anlamı da önemli.

Terim olarak insan kelimesini taşıyan başlıca kavramlar;beden, zihin, ruh, öğrenmek, unutmak, hareket, ahlak ve adalet.Sorun şu ki; bugün insan kavramı, onu besleyen kavramlardan uzaklaştığından ciddi bir anlam daralması yaşıyor. Ve İnsan gibi insan kavramı da maddi varlığına hapsolmuş durumda.

Günümüz insanının manzarası net: Bedeni, zihni ve ruhuyla hareketliliği azalmış, bilgi çağında kendine ve kendi anlamına yabancılaşmaya başlamış, bilgili ama erdemden uzaklaşan bir insan.Bunun içindir ki; çağlar boyunca değerini koruyan “İnsan kimdir?”, “İnsanın anlamı nedir?” soruları bugün büyük önem kazanmışvaziyette.

İNSANIN ANLAMI, HAYATIN ANLAMINDAN ÖNCEDİR

Hayatın maddi anlamı öne çıktıkça insanın anlamı geriliyor.Çevreden almayı arzu ettiğimiz alkış ve beğenilme isteği; bizi, öz cevher olarak taşıdığımız insanın anlamına yabancılaştırıyor. “Kendine ait olan gerçek bilgiden uzaklaşarak kendine yabancılaşan insan”ın unutma özelliği devreye giriyor.

İnsan zihni, ruhsal değerleri içeren bir anlam daralmasına girdikçe kendini ve köklerini unutuyor; iç barışı bozuluyor. Bedenle ruh arasındaki uyum zedeleniyor ve çatışma başlıyor. İnsan kendini ve yeryüzündeki varlık nedenini unuttukça; kaygıya, şiddete ve vahşete yakınlaşıyor.

Hâlbuki, önce insan ve onun anlamı vardır. Sonra hayat ve onun anlamı gelir. İnsan olmadan hayatın anlamı ve önemi tartışılır. Çünkü bilinçli bir tasarım olan kâinat, “insan için” vardır. İnsan kâinat için var değildir. Bunun için de ezeldeki, yani ilk varoluştaki sırrı hatırlamaya ve asıl aidiyetimizi yeniden kurmaya ihtiyacımız var. 

Bizi “öz”den uzaklaştıran tevatürün hayatımızdaki etkisini sınırlayacak iradeyi ortaya koymak, insanın anlamına dair yolculuğumuza alan açacaktır. Beden ile ruh yeniden kendi sınırlarına çekilecek, kavramlar kendi öz anlamlarıyla buluşacaktır. Unutmayalım ki; hiçbir anlam bizi, unutmaya başladığımız insanın anlamına ulaşmak kadar mutlu ve uyumlu kılamaz. 

İnsanın anlamı ve yeryüzündeki görevi, insanın bedensel varlığından öndedir ve önemlidir. İnsan kendi anlamının sırrına ulaştıkça, kendisi dışındaki dünya ile uyumlu bir ilişki içine girer. Çünkü insan “kendi anlamına” aittir ve aidiyetini yitirmemelidir.İnsanın anlamı; varlığının anlamında, yani onu var eden gücün anlamında saklıdır. İnsanın anlamı yolculuğumuza, bilimin ve dinin söylemleriyle devam edeceğiz...

(1) TDK Sözlük, 2024. İnsan. 09.06.2024 tarihinde https://sozluk.gov.tr/ adresinden alındı.

(2) Oxford English Dictionary, 2024. Human. 09.06.2024 tarihinde https://www.oed.com/dictionary  adresinden alındı.