"GİDERAYAK ÖZDEMİR" YAZMIŞ!

Bu ülkenin değerli sanatçıları var.

Bu ülkenin değerli sanatçıları var.

Uzun yıllardır, nesiller boyu hayatımızda var.

Bu sanatçılar, söz yazıyor, beste yapıyor ve şarkılarını söylüyorlar.

Şarkıları nesiller boyu dinleniyor.

Özdemir Erdoğan bunlardan birisi.

Adam enstrüman çalar, şarkılar yazar, beste yapar ve çok güzel söyler.

Özdemir bey, arada sırada bazı televizyon programlarının aklına gelir ve davet ederler. 

Ne kadar kıymetlerini bildik onlar da bilmez, biz de bilmeyiz.

Aslında, Özdemir Bey de kıymet kaybına uğramış insandır. 

Özdemir Bey, bir programda ‘Zeki Müren o zamanlar kötü örnek oluyordu’ demiş.

Ölenin arkasından konuşulmaz, en büyük adetimizdir bu.

Ne yapalım konuşmuş adam işte.

Vay arkadaş sen misin bunu diyen.

O zamanlar öyle düşünmüş ve bugün böyle düşündüğünü söylemiş.

Katılırsın katılmazsın.

İnsanların düşündüğünü söyleme özgürlüğü yok mu?

Hayır yok.

Sanki ölümü ve arkasından saygıyı çok bilirlermiş gibi 

Bunca bestesi, güftesi, şarkıları olan değerli bir müzisyeni anlayışla karşılayamaz mısınız?

Görmemezlikten gelemez misiniz?

Yok olmaz.

İlla hakaret edeceksiniz, adama hakaretin bini bin para edeceksiniz.

Ne kadar yazar var ise, köşelerinde, sosyal medya hesaplarında demediğini bırakmamışlar.

Özellikle gay yazarlar, neler yazmışlar neler demişler.

İnanamazsınız.

Biri yazmış, "Giderayak Özdemir” diye.

Adama ömür biçmiş.

Öleceksin yani diyor.

Bir diğeri, eski kaset kapağında çıplak fotoğraf kapağını söyleyerek, utan diyor.

Bir diğeri, karın bunca yıl sonra seni terk etti, kadın kaçtı gitti, çocukların seninle görüşmüyor yazmış.

Yapayalnız kaldın oh olsun diye yazmışlar.

Yani adam bu ara kazara ölse, sevinecekler, davul çalacaklar.

Ne kadar terbiyesizler öyle değil mi, ömür dediğin şey Allah'ın emri denilen şeydir.

Sen kimsin ki ömür biçiyorsun, üstelik ölüm denen şey ne genç dinliyor ne yaşlı. 

Belki sen daha önce öleceksin.

Herkes acımasız.

Herkes merhametsiz.

Kimse kimseyi, bir şeyin hatırına tolere etmiyor.

Hepsi mutsuz saldıracak bahane arıyor, büyük küçük dinlemiyor acımasızca saldırıyor. 

İnsanlara sürekli saldıran bir hava akımı var.

Hesapsızca kesip biçerek, doğrayarak geçirdiğiniz ömrünüzün, elbette sonunda bir hesabı olmalı.

Unutmayın. 

Kırdığınız kalplerin, aşağıladığınız insanların, ölsün istediğiniz insanların vebalini nereye koyacaksınız bakalım.

Kendi yanlışlarını daima kadere yükleyen insanlardan olacaksınız.

Dünyanın kirine kir katarak devam edin 

Nasıl olsa, siz de! Bu dünyadan dersinizi almadan gitmeyeceksiniz.

Funda'nın aklındakiler…

... Sevim Gözay.

Masmavi boncuk gözleri, akıllı, çalışkan, çok güzel bir kadındı. 

Bir gazeteciydi. 

Onu önce sinema programlarından, sonra Cosmopolis adlı televizyon programından tanıdım.

Köşe yazıları vardı, okurdum hep.

Üreten, düşünen, yazan çok akıllı bir kadındı.

Geçmiş yıllarda, bir vesile ile tanışmıştık, arada konuşur, arada mesajlaşırdık.

Sonra birbirimizi kaybettik, görüşemez olduk.

Sevim gencecik yaşta, amansız hastalığa yakalandı ve vefat etti.

Çalışkan, üretken, disiplinli, gencecik bu güzel kadını kaybettik.

Nurlar içinde yatsın.

Allah rahmetini esirgemesin. 

.. Ebru Şallı kocası ile sıcak adalara tatile gitmiş, ellerinde tropikal içkiler poz vermişler ve paylaşmışlar.

Paylaşmasan kime ne, kim ne isterse ortaya tatile gider, yer içer.

Ama paylaşınca söz söyleyecek durumlar ortaya çıkıyor.

O kadar zor bir dönemden geçiyoruz ki, bulaş var, ekonomik sorunlar var, almış başını gidiyor.

Yoksulluk inanılmaz boyutta. 

Ben ve benim çağım çocukluğumuzda okula giderken, annemiz ekmek arasına sucuk koymazdı, olmayan arkadaşklarımıza kokar derdi.

Muz yemezdik, olan var olmayan var derdi annem.

Eh! Bu hassasiyetle, bu terbiye ile  büyüyünce, kimse kusura bakmasın.

Çok ayıp!, deriz biz. 

Çok başka şey diyenler de var.

Onlara da çok ayıp!, deriz biz.