EVLAT NÖBETİNDEKİ AİLELER VE PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK

Faruk AKTAŞ 27 Ağu 2021

Hacire Akar adlı bir annenin evladını terör örgütünden kurtarmak için başlattığı eylem bugün 234 aile ile devam ediyor.

Çocukları PKK tarafından dağa kaçırılan ailelerin HDP Diyarbakır İl Binası önünde başlattıkları eylem iki yılını geride bırakıyor.

Hacire Akar adlı bir annenin evladını terör örgütünden kurtarmak için başlattığı eylem bugün 234 aile ile devam ediyor.

Bu aileler, bu mücadelelerinde bugüne kadar büyük psikolojik ve fiziki baskılara maruz kaldılar.

Ancak onların azmi, dirayeti ve kararlılıkları sadece şu ana kadar 31 ailenin evlatlarına kavuşmalarını sağlamakla kalmadı aynı zamanda dağdaki PKK’nın ve şehirdeki temsilcisi HDP’nin, başta Diyarbakır olmak üzere bölgedeki birçok kent üzerinde kurduğu tahakkümün kırılmasına da yol açtı.

Kuşkusuz son yıllarda güvenlik güçleri terörle mücadele konusunda hiç olmadığı kadar olumlu neticeler alıyor.

PKK’nın bazı kentlerde ve kırsal bölgelerdeki birçok yerdeki etkisi kırıldı.

Hatta terör örgütü dağlarda, mağaralarda da barınamaz hale geldi.

Bunlar, önemli ölçüde güvenlik güçlerinin terörle mücadeledeki büyük başarıları sayesinde sağlandı.

Ancak 40 yılı aşkın süredir bölgeyi kana bulayan PKK’ya en büyük darbeyi vuran iki etmen sayılacak olursa bunlardan birincisi son 10-15 yıl içinde devletin ve hükümetin attığı adımlarla bir asırdan bu yana devam eden Kürt sorunu sorun olmaktan çıkarılması ise ikincisi bu Kürt analarının terör örgütüne karşı başlattığı sivil direniş oldu.

PKK, tarihinin en büyük darbesini hükümetin ve devletin sözünü ettiğimiz adımları atmasıyla aldı.

Hükümet Kürt sorununun çözümünde adımlar attıkça PKK’nın altındaki halı çekildi.

PKK ve siyasi temsilcisi HDP, hükümetin attığı her adıma şiddetle karşı çıktı.

Onlar karşı çıktıkça toplum, PKK ve HDP’nin sorundan beslenen ve sorunun en önemli parçalarından biri olan yönünü gördü.

Özellikle çukur ve hendek olaylarından sonra Doğu ve Güneydoğu’daki bölge halkı PKK ve HDP ile arasına daha net bir çizgi koymaya başladı.

Yakın zamana kadar onbinler, yüzbinlerle mitingler yapan PKK/HDP artık hiçbir yerde eylem yapamaz hale geldi.

Bırakın HDP’ye oy verenleri, HDP’nin üyeleri, hatta çoğu yöneticileri bile onların eylemlerinden kaçtı.

Bu durumun en önemli nedeni devletin ve hükümetin ilk kez Kürt meselesi konusunda siyasi üstünlüğü ele almasıydı.

Zaten askeri olarak güçlü olan devlet, siyasi üstünlüğü de ele geçirince PKK için bitiş süreci başlamış oldu.

Bugün artık PKK bu topraklarda eylem yapamaz hale geldiği gibi siyaseten de söyleyecek iki kelimesi yoktur.

PKK da siyasi temsilcisi HDP de boşa düşürülmüştür.

Güvenlik güçlerinin büyük çabaları sayesinde eylem yapamaz hale getirilen ve atılan adımlarla siyaseten de boşa düşürülen PKK/HDP, iki yıl önce Hacire Akar’ın başlattığı ve bugün yüzlerce aile ile devam eden evlat nöbeti eylemiyle Doğu ve Güneydoğu’daki birçok kentteki psikolojik üstünlüklerini de kaybetti.

HDP’liler artık birçok kentte gittikleri yerlerde tepkiyle karşılanıyor.

Bölge halkı artık açık açık, korkmadan, çekinmeden bağıra bağıra onlara “Buradan defolun, sizi istemiyoruz” diyor, diyebiliyor.

Şimdi 3 Eylül’de evlat nöbetindeki ailelerin üçüncü yılına girecek eylemleri nedeniyle Diyarbakır’da geniş katılımlı bir etkinlik planlanıyor.

Evlat nöbetindeki aileler bir kez daha yüksek sesle “Çocuklarımızı geri verin” diye haykıracak.

Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan da 2 bin kişiyle Ağrı’dan Diyarbakır’a yürüyerek evlat nöbetindeki ailelere destek vereceklerini açıkladı.

Bu yürüyüş sadece Ağrı ile sınırlı kalmamalı.

3 Eylül’de Şırnak’tan Hakkari’den, Mardin’den, Batman’dan, Van’dan Muş’tan, Doğu Güneydoğu’nun her yerinden binler, onbinler hatta yüzbinler Diyarbakır’a akın etmeli.

O gün Diyarbakır’ın surlarında terör örgütüne, onun siyasi temsilcisi ve destekçilerine ve de onları bu coğrafyanın başına bela eden küresel sahiplerine karşı söylenecek Savcı Sayan’ın dile getirdiği gibi “Êdi beşe” (Yeter artık) çığlığı yankılanmalı.

Evlat nöbetindeki ailelerin eylemiyle yakalanan psikolojik üstünlük Doğu ve Güneydoğu’nun her yerine, Türkiye topraklarının her noktasına sirayet ettirilmeli.

Öyle ki hiçbir terör örgütü bu topraklarda kendisine yer edinemeyeceğini anlasın.

Öyle ki yüz yıldır bu topraklar üzerinde kirli hesaplar yapan küresel terör baronları, artık hiçbir planlarının buralarda vücut bulamayacağını kanıksasın.