ESKİYE DÖNMEYELİM!

Fehmi KETENCİ 12 Tem 2021

Sağlık Bakanlığımızca her gün yayılanan turkuaz Kovid-19 durum tablosunu takip etmeden vazgeçemiyoruz.

     Sağlık Bakanlığımızca her gün yayılanan turkuaz Kovid-19 durum tablosunu takip etmeden vazgeçemiyoruz. Bir süre öncesine kadar yavaş da olsa azalmaya başlayan vaka sayılarına paralel olarak 300’lü sayılardan ellili sayıların altına düşen vefat sayılarına bakarak yaşamımıza yerleşen salgın meselesi konusunda biraz olsun nefes alabilir duruma doğru gidiyorduk. Bu arada, aşılama meselesinde işlemler oldukça hızlandırılmış, yayınlanana göre 20’li yaşlara kadar inmişti. Bu kabusumuz haline gelen salgında biraz olsun rahatlamamıza yol açmıştı. Hele, Temmuz kısıtlamalarındaki yeni düzenlemeler, yaşamı biraz olsun normale döndürür gibiydi. Zorlu pandemi döneminden uzaklaşmaya başladığımız anlamı daha kabuledilebilir gibiydi..

      Ülkemizden gelen haberler, özellikle büyükşehirlerden, İstanbul’dan yansıyan görüntüler, hayatın neredeyse normale döndüğü rahatlığını yansıtıyordu.       

      Hele hele, 65 yaş üstüler ve 20 yaş altılara uygulanan kısıtlamalarda, rahatlatılmalar, sokağa çıkma konusunda yeni düzenlemeler, kafalardaki salgında var olan korkunun biraz olsun giderilmesinin yolunu açtı. Küçük esnafın rahatlatılması, iyice daralan ekonomik sıkıntıların biraz olsun nefes alabilir hale dönüştürülmesi, zorlaşan yaşamın normale dönüşebilmesi açısıdan oldukça önemliydi.

      Bu rahatlayabilmenin keyfini çıkarmaya hazırlanırken, bu kez de, değişime uğrayarak farklı kimlikleri ile karşımıza çıkan, dünyada olduğu gibi ülkemizde de kendini göstermeye başlayan delta varyantının endişesini yaşamaya başladık.

      Bir ara yoluna girmiş olan vaka sayılarının yükselme eğilimine girmesi, azıcık da olsa endişeleri olumsuza doğru yöneltmeye başladı.

      Sağlık Bakanlığımız ve konunun uzmanlarının az da olsa günlük söylemlerinde iki farklı varyantın bazı illerimizde kendini gösterdiğini dile getirmeye başlamaları endişeleri arttırdı.

      Yazıyı yazdığım günün korona tablosuna yansıyanlardan, vaka sayılarının hala beşbinin üzerinde seyretmesi biraz olsun beşinci dalga endişelerinin dillendirilmesine neden oldu.

      Hindistan’da ortaya çıkıp yayılma meylinde olan delta varyantının ülkemizde de görülmesi akıllardaki şu soruya yanıtın ne olduğu merakını etkili hale getiriyor.

      Aşılar bu varyanta karşı ne kadar etkli. Şimdi tartışılan bu. Bir başka merak edlen bilgi ise; aşılamalar bu varyantlar karşısında koruyuculuk etkisini ne kadar sürdürebildiği şeklinde.

      Yapılması gereken, bir süredir iyi bir şekilde sürdürülen aşılamanın etkin ve hızlı bir şeklde dürdürülmesi, toplum bağışıklığınin oransal olarak sağlanabilmesidir.

BİR TUTAM TEBESSÜM   

HAYAL VE GERÇEK

      Şişmandı.

      Her gün yakınıyordu şişmanlıktan.

      Gazetede bir ilan gördü:

      “Zayıflamak istiyorsanız bize geliniz.”

      Hemen oraya gitti, içeri girdi, duvarda tarife vardı: Bir saatte, bir kilo zayıflamak

100 lira, beş saatte beş kilo zayıflamak 1000 lira.

      100 verdi, bir saatlik odaya girdi. Girdi ama çok şaşırdı. Küçük bir hamamdı burası. Karşıda da fıstık mı fıstık enfes bir kız duruyordu.

      Üstelik çırılçıplak. Göğsünde de bir yazı vardı,

      - “Beni yakalarsan, seninim!”

      Koşmak için hamle yaptı adam, ne var ki yerlere yağ sürülmüştü. Daha ilk adımda düşüverdi. Kalktı, yeniden koşmayı denedi ama nafile. Her ayağa kalkmasıyla kayıp yere düştü. Bir saat süresince kan ter içinde çırpındı durdu.

      Derken bir zil sesi ve üniformalı bir adam göründü:

      - “Tamam efendim, saatiniz doldu, gelin tartılın, tam bir kilo zayıfladınız.”

      Şişman adam çıktı, çıktı ama aklı hep bir türlü yakalayamadığı o kızda kaldı.

      Ertesi günü zor etti, sabah erkenden koştu yine oraya.

      Bu kez cüzdanından tam 1000 lira çıkardı, amacı beş saatlik seansa girmekti.

      Beş saatlik odaya girerken bir taraftan da:

      - “Eh, artık o kaygan zeminde kaymadan durmayı öğrendim, o güzel kızı beş saate rahat rahat yakalarım” diye söyleniyordu içinden.

      Bu düşünceler ve hevesle beş saatlik seans odasına girdi.

      Karşısında iri yarı izbandut gibi bir zenci duruyordu, göğsünde de şu yazılı:

      - “Seni tutarsam, benimsin.”