ENFLASYON

Yusuf DİNÇ 23 Kas 2021

Enflasyonun üç kaynağı vardır; maliyetlerdeki artış, talebin güçlenmesi ve para arzındaki genişleme.

Dünya ekonomileri 2008’den bu yana para arzını artırdı ilk ihale ise maalesef Türkiye’ye kaldı. (Diğerlerindeki ihale şimdilik görece küçük.) Önce küresel finans krizinin kurtarma paketleri sonra pandemi kaynaklı kurtarma planları derken dünya kalıcı bir enflasyona sürüklendi. Türkiye ilk turda yani küresel krizde para arzını artırmamış olsa dahi pandemide başvurduğu genişleme aşırı kırılganlık olarak yansıdı.

Enflasyonun üç kaynağı vardır; maliyetlerdeki artış, talebin güçlenmesi ve para arzındaki genişleme. Bugünkünün geçici olduğunu düşünmek iyimserlik olur. Çünkü dünya bu üçünün birleştiği bir tecrübeden geçiyor.

Bugünkü para sisteminin tam bir çılgınlık olduğundan bahsetmeyeceğim bu yazıda çünkü anlaşılmayacaktır. Anlaşılamadığı için Türkiye ekonomisi enflasyonla yaşamayı öğrenmiş az örnekten birisidir.

Toplumun bütün refleksleri, tüm kasları buna programlıdır. Finansal alışkanlıkları, yatırım tercihleri buna örnektir. Hatta toplum kendi ekonomisini sırtından vurmamak anlamında fiyatı sadece yurt içinde speküle edilen arsa, konut gibi gayrimenkullerle otomobil gibi varlıkların etrafında yatırımlarına yön vermiştir. (Fakat yanlış mortgage modeli faizli kredi denklemleriyle son 15 yılda toplumun yatırım dinamiklerini yurt içi spekülasyondan çıkarıp küresel sistemin etkilerine açık hale getirmiştir.)

Türkiye yeni istihdam yaratma ve ücretleri tatmin edici seviyede tutma becerisini gösterebilirse kaçınılmaz olan bu enflasyonist etki içinde yıllara sari tecrübesinin imkanlarından yararlanabilir. Daha da önemlisi Türkiye bu krizi finansal kesime sıçratmadan yönetebilirse ki bu hayli mümkün (aksi tüm potansiyel hataları mükemmel yaparak olur) erken girdiği krizden erken toparlama avantajıyla çıkabilir.