TDV Gazetebirlik


BUGÜN DE ÖLMEDİK YAŞADIK MI BİLMEM

Ekin GÜN 04 May 2021

Muhtemelen "klonlanma" süper gücü sayesinde ekran ekran dolaşan Mehmet Ceyhan geçenlerde bir televizyon programında markete dahi çıkmayan oğlunun Kovid-19 testinin pozitif çıktığından yakınıyordu.

Muhtemelen “klonlanma” süper gücü sayesinde ekran ekran dolaşan Mehmet Ceyhan geçenlerde bir televizyon programında markete dahi çıkmayan oğlunun Kovid-19 testinin pozitif çıktığından yakınıyordu.

Hayır, devamında Ceyhan hoca kimseyle temas halinde bulunmayan, evden burnunu dahi çıkarmayan oğlunun test sonucunun nasıl pozitif çıktığını sorgulamadı, PCR testinin mucidi Kary Mullis’in bu testin hastalık teşhisinde kullanılmaması gerektiğini vurgulayan sözlerine de hiç değinmedi elbette.

Her zaman ki gibi yasaklardan, maskeden ve sosyal mesafeden bahsederek insanlara “korkmaları” gerektiğini aşılayıp durdu.

Geçen günlerde de bildiğiniz gibi eli artırarak tüm tedbirleri ve bilimsel tezleri sorgulayanlara hekim sıfatıyla “vatan haini” deme cüretinde bulunmuştu.

Aynı yayında bu söze katılan diğer yorumculara diyeceğim bir söz yok, birtakım medyanın bu dönemde verdiği sınav ortada, “zabıtalık” görevlerini çok iyi bir şekilde yerine getiriyorlar.

Gülmekten kendimi alamıyorum, öğrendiğim kadarıyla bilim dogmatik bir alan değil, son derece tartışılır bir müessese.

Ki ayrıca pandemiyle ilgili Mehmet Ceyhan’ın görüşlerinin aksine birçok tez öne süren hekimleri burada paylaşmaya yerim müsait değil.

Öyle ya hocam, sen hekimsin de bilimsel bir konuda senin görüşlerinin aksine farklı bir fikri ortaya atanlar hekim ya da bilim insanı değil de “hain” mi oluyor şimdi?

Bazı zamanlar sadece gülmüyor, kahkaha atıyorum, çünkü mantıklı bir izahını bulamadığım benim de birçok konu var.

Restoran ve kafeler açık olduğu zamanlarda içeriye maskesiz insanları almazken içeride yemek yerken maskeleri doğal olarak çıkardığımızda herhalde virüsün bulaşıcılığı ortadan kalkıyor?

Bunu dahi sorgulamayacaksak, sorgulayanları “vatan haini” ilan edeceksen hocam çoktan bilimsel engizisyonları kurmuşa benziyorsun.

Oysa “fiziksel mesafeye” tüm dünya genelinde “sosyal mesafe” denmesi bile tartışmaların ana hattında olmalıydı.

Bireyin temel hak ve özgürlüklerinden sağlık krizi sebebiyle gönüllü olarak bir anda vazgeçmesi de yasakların üstüne yasakları ekledi.

En özgürlükçüsünün bile içinden “yasakçı” bir profil fırladı.

Bilimsel gerçeklikte yerçekimi kanununun bile yüzde 99 ispatlandığı, yüzde 1’lik yanılma payı bırakıldığı bilim camiasında istisnasız olarak tüm hekimler zaten bu virüsün yeni olduğunu ve deneme-yanılma yoluyla bazı özellikleri gördüklerini kendi ağızlarından ifade ediyorlar.

Bunlardan biri, pandeminin en başında yüzeylerden de virüsün bulaştığına dair yapılan çalışmaların daha sonra çürütüldüğü ve yüzeylerden virüsün geçmediğinin kanıtlanmasıydı.

Özellikle birden fazla çelişkiye imza atan (Mehmet Ceyhan’ın pandeminin başında sağlıklı insanın maske takmamasını ifade ettiği gibi vb.) bazı hekimlerin daha sonra bilimsel bir pişmanlık duyacakları konularda bu denli kesin konuşmamaları, insanlara “öleceksiniz” yerine umut aşılamalarını beklemek hakkımız.

Şu muhteşem havalarda evlerine hapsolan insanların psikolojisini anlamak çok zor olmasa gerek, Arif Verimli tam kapanmada insanların ruh sağlığını kaybetmemeleri için on öneri yayınlamış ama ekran ekran dolaşan ve korku pompalayan bu hekimleri izlememeleri gerektiğini herhalde unutmuş olacak.

Bu yazıyı yazdığım sıralarda oturduğum site yönetiminden gelen mesajda da site içerisinde yasaklara uymayanların polise ihbar edileceği yazıyordu.

Birçok sitede de durum böyle anladığım kadarıyla. Bu hakkın komşular arasında doğurabileceği gerilimden bahsetmeme gerek yok sanırım.

Ne denebilir, son zamanların virali üstü açık afilli arabasında gezintiye çıkan Nazlı teyzenin söylediği gibi:

“Bugün de ölmedik yaşadık mı bilmem…”