BU NASIL GAZETECİLİK!

Fehmi KETENCİ 14 Eki 2019

Dün yazdığım, "Gazetecilikte dijital darbe" başlıklı yazımda; internetin ülkemize gelmesiyle değişen yaşamımız ve nelere etki ettiği konusunu anlatmaya çalıştım.

      Dijital yayıncılıka tam olarak geçemeden, uzunca bir süre internetin yaşamımıza soktuğu birçok teknolojik araçlara çarçabuk adapte olduk. Bilgisayarla birlikte gelen ve hayatımızı hızla etkisine alan teknolojik farklılıkların en etkilisi, internetti. Günümüzün her saniyesinde, yediden etmişe, kadın, erkek ve çouklarımızın vazgeçilmesi olan internet, kitle iletişiminde en etkin araçtı.

      Giderek yaygınlaşan internet, birçok kitle iletişimi taşıyıcılarını da beraberinde getirdi. Bilgisayarlar gelişti ve hızla küçülerek avuç içine sığacak boyutlara indi. Küçülen bilgisayarların en son icadı ise, adına “Akıllı Telefonlar” denilen cep telefonları oldu.

      İnternet, adına “Sosyal Medya” denilen bir başka iletişim kanalını yarattı. Önceleri mesajlaşma ile gençliği esir aldı. Daha sonra, Facebook’un yarattığı Messenger, gençliğin vazgeçilmeziydi artık. Bilgi ve görüntüler ortalıklara saçıldı.

      Bilgi iletişiminde daha etkili olan ve yoğun kullanılan Twitter, özellikle; iş dünyası, bürokrasi ve siyasal yaşamın en etkili bilgi taşıyıcısı oldu. Öyle ki; birçok televizyon, gazete haberlerinin bilgi kaynağına dönüştü. Birçok kişi, sözlü beyanat verme yerine, internetin Twitter kanalını kullanmayı tercih eder oldu. Twitter hayatımızın en etkin, haber, bilgi taşıyıcılarındandır artık.

      Var olanı çabuk tüketme alışkanlığımıza bir yeni kurban daha verdik. Facebook ve uzantısı Messenger “out” oldu yerini İnstagram’a bıraktı. Özellikle gençler; yaşamından kesitleri yansıtan görüntüleri sergileyebilecekleri iletişim kağnağı olarak İnstagramı kullanmaya başladılar.

      Bir başka dijital iletişim aracı Whatsapp; belge, mesaj ve görüntü taşıyıcı olarak en çok tercih edilen durumuna geldi. Farklı uygulaması ise; mobil telefonlar üzerinden ücretsiz, sesli iletişim aracı olarak kullanılmasıydı.

      Facebook, Messenger, Twitter, İnstagram ve Whatsapp, internette “Sosyal Medya” denilen fenomen kitle iletişim ortamını yarattılar.

      Artık her işimizi, internetteki çözüm ortağı olarak gördüğümüz “Sosyal Medya” dediğimiz bu ortamlarda yapabiliyoruz. Haber, bilgi, görsel ve döküman paylaşma, yazılı ve görüntülü iletişimde en çok kullandığımız yöntem ve araç bu namıdeğer “Sosyal Medya”. Ve daha da etkileyici olsun diye, adına “Yeni Medya” dedik ve iyice markalaştırdık. İletişim Fakültelerinde bile özel bölümü var.

      Bu “Yeni Medya”yı bir başka şekilde kullanmaya başladık. O ise; iyice “Şehir Efsanesine” dönen bir durum yarattı. Yazılı basının internete taşınması ve artık gazetelerin oradan okunur hale getirilmesiydi. Gazetelerin internet siteleri, haber taşıyıcı web siteleri, haber blogları ve benzeri haber taşıyıcılar. İşi o kadar kalitesizleştirdiler, basite

indirgediler ki, verdiklerine haber demek hiç de mümkün değil. Gazeteler ve televizyonlar da dahil, birçoğunda yazdıkları haberleri okumak bile mümkün değil. “Çok tıklansın” diye paragraf tekrarları, düzensizce, sorumsuzca yerleştirilen reklamlar arasındaki haberleri okuyabilirseniz okuyun.

      Başlık, metin uyumsuzlukları, haber kurguları, aynı içerikli paragraf tekrarları ve yazı dilleri kötünün de ötesinde.

      Söylenecek tek şey; “Bu nasıl gazetecilik?”   

BİR TUTAM TEBESSÜM

PAPAZ VE ZANGOÇ
   Papaz, iki metre ilerisindeki Zangoç’a hiddetle sorar;

   - “Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?”

   Zangoçta derin bir sessizlik! Papaz iyice köpürür’…

   - “Sana söylüyorum be adam, beni duymuyor musun?”

   - “Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim.”

   - “Olacak şey mi bu, iki adım öteden beni duymuyorsun!”  

   Zangoç bıyık altında gülmeye başlar.

   - “İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız…” der.

   Papazla Zangoç yer değiştirirler. Bu kez Zangoç seslenir;

   - “Papaz efendi, kilise için toplanan bağışları sen mi zimmetine geçirdin?”

   Papaz sıkıntılıdır. Kısık sesle yanıt verir;

   - “Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyormuş!”