İş bankası
İş bankası


BİZE BİR ŞEYLER OLDU!

Herkes bir savunma mekanizmasının ruh halinde dolaşıyor.

Farkında mısınız?

Gözlemliyor musunuz?

Herkes bir savunma mekanizmasının ruh halinde dolaşıyor.

Psikoloji bu. 

Haklı haksız karşındakini  hiç dinleme, kendini savun.

Savunurken gizlice saldır.

Merhaba dediğin insan, daha cümlene başlarken, ya hayır!  Ya da yooo! diye başlıyor. 

O kadar sıkıldım ki.

O kadar bıktım ki.

Kimse kimseye dur yahu, ne diyor bir dinleyeyim demiyor. 

Daha konuşmaya başlarken itiraz ediyor.

Hava durumu bile konuşamazsın, hava ısınıyor galiba diyorsun, yoooo yarın yağmur var diye başlıyor.

Çiçekler açıyor bahar geliyor,  diyorsun, yok bizim orada tek çiçek açmadı diyor.

Herkes yooo.

Herkes hayır.

Ve her şeyi yanlış anlıyor.

Yanlış anladığını da yanlış anlıyor.

Herkes alıngan. 

Herkes burnundan soluyor.

Bazen bilmezsin.

Bazen eksik bilirsin.

Bazen yanlış anlarsın.

Ama önce dinlemelisin, bırak cümlenin sonuna gelelim.

Alın size.

Yine bir alınganlık hikayesi 

Komedyen Hasan Can, komedi yaptığı, talkshow yaptığı, herkesin eğlendiği televizyon  programında.

Bir öğrencinin ; 

"Elazığ'da bilgisayar mühendisliği okudum demesi" üzerine ;

Hasan' da gülerek "ama bilgisayar yoktu değil mi?" diyor.

Hemen Hasan Elazığ ile dalga geçiyor anlamışlar.

Hatta orada ki üniversite konuyu çok ciddiye almış almış,  içselleştirmiş ve "dava açacağız özür dilesin" demiş.

Bu espri bizim okuduğunuz zamanlardan beri yapılır, hep vardır yani.

Eminim, ülkemizde bilgisayarın girmediği üniversite yoktur.

Adam komedyen işte, valla komik de olmuş.

Özür dileyecek ne var.

Dava açacak ne var.

Bu espri de komiktir aslında.

Hasret kaldık.

Gülmek lazım, eğlenmek lazım.

Herkes ya savunuyor ya saldırıyor.

O zaman.

İbrahim Tatlıses'in seneler önce Urfa'da Oxford vardı da biz mi okumadık demişti.

Urfa alınsın.

Urfa darılsın.

Ve hatta dava açsaymış.

Sen ne demek istiyorsun, bizim Urfa Üniversite'sinin Oxford Üniversitesi'nden aşağı kalır nesi var.

Urfa ayağa kalksaydı, Urfa' yı yedirmeyiz deseydi ve dava açsalardı.

Neyse gelelim Hasan'ın esprisine; 

"Elazığ'ı yedirmeyiz" demişler.

Yahu Elazığ çok kıymetli, o şehri sevme hevesi dışında,  yeme hevesinde kim olabilir ki.

Elazığ'ın ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu bilmeyen mi var.

Bu ne sertlik.

Bu ne hoşgörüsüzlük.

Biraz gülelim.

Biraz birbirimizi anlayalım.

Hep yoooo.

Hep hayır.

Hep olmaz. 

Hep ne dedin sen. 

Zaten ülke olarak, ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz.

İzin verseniz de;

Ruhumuz birkaç dakika olsa da esnese, genişleyebilse, nefes alabilsek.

Bak mevsim ile beraber doğa değişiyor, doğa ile beraber olalım, biraz hayret barındıralım.

Mevsimi hissedelim.

Yaprakları, çiçekleri, ağaçları, tabiatı, ormanın kokusunu, toprağın kokusunu, denizin kokusunu hissedelim.

Şu zor süreçte.

Yaşadığımız hayatı, bu esprilerle daha dayanılır hale getirsek.

Yani bırakın.

Bak hiç halimiz kalamadı ama.

Biraz eğlenelim.

Biraz gülelim.

Funda'nın aklındakiler...

..Kadın  Gazete Genel Yönetmeni var mı bilmiyorum.

Bütün gazetelerin  genel yayın yönetmenleri bildiğim kadarı ile erkek.

Ve böyle olunca, gazetenin başlıkları ve genel dili erkek dili.

Adam gazetesine kocaman başlık atmış.

"Çapkınlıkta üstüne yok, güzel kadro".

Çapkınlık yapan kim, Galatasaray'ın yıldız futbolcusu Nicolo Zaniolo.

Gazeteteci yazmış ; .

"Çapkınlıkta tarih yazıyor.

Güzellerden olan kadrosuna, yeni bir kadın ekledi" .

Ve kadınların adını tek tek alt alta sıralamış ve yazmışlar.

Erkek için; çapkınlıkta tarih yazıyor derken, güzel kadın kadrosuna bilmem kimi ekledi derken, marifetmiş gibi yazarken. 

Kadınların adını tek tek yazarak, yani bu kadınlar bu  duruma razı oluyor derken  aşağılıyorsunuz.

Sizin anneniz, bacınız  ve karınız yok mu.

Yapmayın lütfen.

Funda'nın aklındakiler...

... İnanılmaz.

Neslihan Atagŭl ve Kadir Doğulu, boşansınlar diye kapıda nöbet bekleyenler var.

Özellikle erkek köşe yazarları. Hakaret içeren yazılar yazıyorlar.

Karı koca bir toplantıya katılıyorlar.

Biri kalkıyor ihanet sorusunu soruyor.

Sanki üstüne vazife, gencecik karı koca gelmiş, sinema dünyasını sorun, dizi film hikayelerini sorun, hayat hakkında ne düşünüyorlar onu  sorun.

Olmaz illa, aldatmayı soracaklar.

Neslihan cevap vermiş; 

"Şu an gerçekten bunu mu merak ediyorsunuz, bu gördüğüne neden inanmıyorsun" demiş.

Kadir cevap vermiş ;

"Hepinizin hayatları var, biri gözlemliyor sizi, o şahsi hayat değil, o sizin şahsiyetinizin şahitliği" . 

Şahsiyetinizin şahitliği.

Hayatımda duyduğun en şahane cümle.

Yani demek istiyor ki.

Şahsiyetin ne ise.

Şahitliğin o kadar olur.

Şahsiyetin yalancı ise, şahsiyetin hak hırsızı ise, şahsiyetin kötü ise.

Şahitliğin o kadar olur.

Yani şahsiyetin kaç gram ise, şahitliğin o kadar gramdır. 

Ederin kadar şahsiyet, ederin kadar şahitlik   yani.

Kadir.

"Şahsiyetini şahitliği"  cümlesi için teşekkür ederim.

Senin bu cümleni ve ne demek istediğini anlayabilen olacak mi bilmiyorum.

Kadir.

Helal olsun sana.