BİRBİRİMİZİN ELİNDEN TUTALIM

Ümit G. CEYLAN 12 Nis 2018

Hayatta bir amacımız olsun. Ama bu amaç bizi yüceler yücesi bir yere, bir insanın gönül kâbesine götürsün.

EDİTÖR

Miraç kandiliniz mübarek olsun

İnsanoğluna hatırlatmadıkça sürekli unutuyor. Geçmiş hayal gibi zihninde bulanık bir rüya misali kalıyor. Ama nefsine dokunan bir şey yaşamışsa onu da bir ömür unutmayıp hayatını onunla heba edip ölüyor. Oysa yapılan iyilikleri, güzellikleri unutmamak, bir selam için bile dahi vefa göstermek gerekir. Hâtıralara da vefalı davranmak gerekir ki zihnimizde güzellikleri yaşatabilelim. Kötü, olumsuz olarak adlandırdığımız yaşanmışlıkları unutup, yerine güzel olanları hatırlamalı. İnsan hata yapabilir vefa adına ona bir şans daha verilmeli.

………

Şu dünyaya gelişimizdeki tek amacımız var; birbirimizle güzel geçinebilme ilmini elde edebilmektir. İlim diyorum çünkü kardeşlerle dahi zaman geliyor düşman olunuyor. O yüzden birbirimizle geçinebilme sanatı veya ben daha çok ilmi siyaset demeyi tercih ettiğim ilişkilerde, dengeli bir yolda olgunlukla davranabilmek için bu meziyete ulaşabilmeliyiz.

……..

Hangi dinden olunursa olunsun insan merkezdedir. İslam dini de malumumuz üzere insanı halife kılmıştır. Halife sıfatı bizim otokontrolümüz olmalıdır. Trafikte, ticarette, para ile olan münasebetimizde ve her türlü iletişimimizde halife oluşumuz hiç aklımızdan çıkmamalıdır. O sıfata uygun davrandığımız takdirde miracımız gerçekleşir. Yoksa kandil simidini alıp trafikte, sokakta ağıza alınmayacak sözleri sarf etmek, uygunsuz davranışlar içinde olmak halife sıfatına yakışmayacaktır. Bu vesile ile yarın gerçekleşecek olan Miraç kandili mübarek olsun. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun.

BİRBİRİMİZİN ELİNDEN TUTALIM

Hayatta bir amacımız olsun. Ama bu amaç bizi yüceler yücesi bir yere, bir insanın gönül kâbesine götürsün. Bir insanın gönlüne ekilen tohum sadece orada filizlenir sanma; öyle bir kök salar ki inanç olur, umut olur ve bütün insanlığa ışık olur. Bir orduyu bir komutan zafere ulaştırır. Yeter ki inancımız olsun. Öldükten sonra amel defterimiz açık kalsın istiyorsak, sevaplar yazılmaya devam etsin diyorsak, en güzel hayır ve hasenat birbirimizin elinden tutmaktır. Ancak birbirimizin elinden tutarak, omuz omuza vererek hep birlikte Allah’ın huzuruna çıkabiliriz.

Bir çift samimi göz

İnsanlık samimiyete aç. Gerçekten yüreğini açacak, derdini dinleyecek, sırtını sıvazlayacak riyasız sözünü söyleyecek bir insana muhtaç. Çünkü tutunacak dal arıyoruz ne medya ne AVM ne sosyal medya avutamadı bizi, içimizdeki yangını söndüremedi. Gel geç heveslerin ateşi çabuk söndü ama aradığımız bu değildi. Bir insan çıksın karşına içinizdekideki seni sana anlatsın. Sen ona baktıkça kendini keşfet. Bir çift samimi göz arıyoruz ebediyete kadar sürecek ve ezelden gelen akdi devam ettirecek, ihanet etmeyecek. İşte biz buna talip olmalıyız.

Etrafına bak ve gör

İnsana derman olacak yine biziz, birbirimizin elinden tutacak ve birbirimize yanındayız diyecek yine de biziz. Etrafına bakınma hiç, bizden başkası yok!.. Yaşadığın mahallede hiç mi yardıma ihtiyacı olan yok? Eee ne güne duruyoruz!. Biz değil miydik mümin olan? Komşusu darda olunca yatamayan? Zengin ne yapar onca parayı, bunca fakir fukara varken. Gözünü aç ve dikkatle bak; selam vermediğin kimse kalmasın, börtü, böcek, kedi, köpek bile selama muhtaç! Bahara selam olsun, açan çiçeklere, seni seven, sevmeyen herkese içten selam olsun. Yaşlı teyzenin elindeki ağır torbayı sırtlan, çocuğa cebinden bir şeker çıkar, metroda görevli polis memuruna günaydın demeyi de unutma. Işığını esirgeme kuldan, Allah görür seni. Öyle bir bak ki o bakışın kalpten olsun; muhatabın kalbine otursun.

Tek derdin iyilik olsun

Tut ki işin, gücün, evin, aşın, giysin, bineğin en iyisi olmasın. Tek derdin günlük yapacağın iyiliğin olsun. Kim ne derse desin sen iyilikte ısrar et. Yürekli ol, insanı yaşatan iyiliktir. Çekinme ve ne derler diye de düşünme. Senin hesabın Yaradanla, kulla değil. Ancak ibadet, şeriat o kimseyi marifete taşımalı ki herkes dine koşsun. Yoksa kuklası oluruz maddenin. Din bile putumuz olur Allah korusun. Yaptığımız iyilik bile helâkımız olur Allah esirgesin!..

Bizi bekliyor

Tek çare iyi olmak için iyilik yapmaktır. Çünkü Allah’ın rızasını kazanmaktır. Bu zamanın en iyi depresan ilacı, en etkili motivasyonu iyilik yapmaktır. İyiliğin gücü dağları devirecek güçtedir. Bizi bekleyen iyiliklere bigane kalmayalım. Kendimizi de bize anlatacak, farkındalığımızı sağlayacak ayna tutacak olan yaptığımız iyiliklerdir. Bir komşumuzun pazar sabahı daire kapısına fırından alınmış poşet içinde taze simit bırakmak, sürekli somurtan birinin gözlerinin içine bakarak merhaba demek, yere dondurmasını düşüren çocuğa bakkaldan bir dondurma daha almak, çamaşır asarken elinden düşürdüğü çamaşırı alıp yukarıya kadar çıkarmak.. Gerisini siz sayın. Elinden tutulacak bir çok insan var. Birbirimizin elinden tutalım; iyilikte ve kötülükte zenginlikte ve darlıkta, birbirimizin yanında olduğumuzu hissettirelim vesselam!..

FOTOĞRAFIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Bir Nostalji Yakarışı

.....

İnsan başlıbaşına bir evren. Bu evrenin kendisini oluşturan insan kendisini taşıyan iki ayak, iki kol bir gövde ve kendisini yöneten bir kafa yapısına sahip olabilir. Bedenen et ve kemikten oluşan bir ceset. Oysa onu diri tutan, ona hayat veren, düşündüren, hissettiren, zihnini, zekasıın ve hafızasını besleyen bir ruh taşıyor. İnsan maddeyle yetinmiyor; kendisini mutlu edecek ve huzura götürecek, ruhunu besleyen kutsal inanca sahip çıkıyor. Bazen otantik ve mistik objeler, düşünceler ve hissedişler insanı masalsı bir iklime götürebiliyor. Kırk yıl öncesini düşünüyorum da; Kırk haramilerin "Asarız, keseriz, biz Kırkharamileriz." deyişleri bir filmden alıntı olarak çocukluğumuzda ezberlediğimiz ve dilimizde pelesenk haline gelişini.  Hatırlayanlarımız vardır; biriktirdiğimiz gazoz kapaklarını, aynalı cam misketleri, çikletlerden çıkan artist ve futbolcu resimlerini. Nostaliyi bizzat yaşayanlar neden anlatırlar ballandıra ballandıra eski günleri. Macuncular, tatlıcılar, şerbetçiler, domdom şekeri satan şekerciler...  Dondurmacının elinde bir borazan, sur üfler gibi üflediğinde borazan sesiyle köyümüzde kıpraşırdı mahallemizde çocuklar, gençler ve yaşlılar. Dondurma demek yazın yakıcı sıcağında serinleme demekti. Arkasından "Dondurmam kaymak, sahibi oynak" tekerlemesi duyulurdu borazan sesinin ardından, herkes mutlu ve gülümseyerek.. Ey sapanı asılı duran yaramaz çocuk.. Ey saçları biryantinli yağız genç!.. Ey saçı sakalı ağarmış bastonlu adam, ibretle bak dalları budanmış, kollarını kaybetmiş  şu yaşlı ağaca!.. İçi mahzun dışı palyaço gibi. Bu yaşlı ağaç üzülsün mü, sevinsin mi!.. Her gazoz içen gazoz kapaklarını ağacın gövdesine çivilesin mi!..

POZİTİF NEGATİF

Pozitif:

İnsanlık Hali

TRT Haber ekranlarında bir süredir cumartesi geceleri yayımlanan bir program var. Aslında daha erken saatte olması ve toplumun dikkatle izlemesi gereken faydalı bir program. Seval Çöpür’ün moderatörlüğünde, pskiyatr Prof Erol Göka ve Prof Kemal Sayar’ın toplum ve birey sorunlara psikoloji açısından yaklaştıkları, her hafta farklı konunun işlendiği bir yapım. Ülkemizde genellikle aynı alanda uzman olan kişilerin bir programda böylesine uyumlu, birbirlerini kırmadan, nezaketle, zekice esprilerle işlenen bir programa rastlanması neredeyse imkânsız. En son programda yalnızlığın konuşulduğu yayında ekran önündeki bizleri dahi gülme krizine sokan diyaloglar hepimizin damarlarına kan ve can verdi. Aman ha TRT yönetimi! sakın bu programı izleme verilerine kurban ettirmeyin ve daha erken bir saate alın lütfen. Çünkü hepimize iyi geliyor.

Negatif:

Fotoğrafın adabı

Günümüz teknolojilerine göre adabı muaşeretin yeniden yazılması lazım. Mesela solunum cihazına bağlı yatan bir hastanın yanında çekilen fotoğraf adli merciler hariç paylaşılmamalı. İkinci kişilerin olduğu bir fotoğraf izin alınmadan yayımlanmamalı. Cenazede özçekimin çok çirkin bir davranış olduğu hatırlatılmalı. Pazar sabahı kahvaltı fotoğraflarının yayımlanması hoş görülmemeli.

PROJEKSİYON

Hayat herkese eşit davranmıyor. Hayatın da anlamı sırrı burada yatıyor. Umut adında bir çocuk engelli, sosyal medyadan bize bir mesaj göndermiş. Ne güzel de demiş;

“İnsanlar var gibi ama yok, herkes herkesle samimi ama kimse kimseyi sevmiyor, ben içimden geldiğim gibiyim acıyı da gördüm mutluluğu da, örnek alın yürüyemiyorum ama yaşamaya zorluyorum ve güzel gülerim.”

………

“Benim annem bana tek başına bakıyor, bakım parası alıyoruz bunun emeklilik olmasını isterim, zaten yoruluyor. Annem çalışamıyor bana bakıyor olsun.”

Umut

PERİSKOP

Camide kadın

Camide kadınların ön saflarda yer almaları için mücadele verilmesi gerektiği konusunda sosyal medya üzerinden tartışmaya açan bir hanım var. Gözden kaçmış olabilir ancak; epey konu ve yoruma alan açtı bu tartışma. BBC’nin çekimi olduğu net anlaşılan böyle bir şeyin neden tartışma konusu haline getirildiği konuşulabilir. Fakat ben daha çok hanımların camilerde namaz kılmaları üzerinden yapılan bu tartışmanın dinimiz adına bir şey kazandıracağına inanmıyorum. Kısır tartışmalardan uzak durmak gerekiyor. Camiiler tüm müminlere açıktır. Hatta turistler de girip gezebilirler. İbadet etmek içinse hanımlara özel bir bölüm ayrılmıştır. Bunun anlamı kadın erkek ayrımı yapmak değildir; kadınların huzurlu bir şekilde ibadet etmelerini sağlamak ve bunun yanında da kadını fitneden korumaktır. Evet Kabe’de de kadın erkek karışık tavaf ederler ama namazlarda yine erkeklerin arkasında kılmaya gayret edilir. Ben bir kadın olarak erkeğin önünde namaz kılmak istemem. Bunun edebe ve ibadettin haşiyetine zarar getireceğini biliyorum. Müslüman aynı zamanda ihlas ve takvaya azami derecede önem verir. Müslüman yaptığı her işin şuurundadır.