BİR ÖĞRETMEN ÖĞRENCİLERİNİ REHİN ALIR MI?

Micheal KUYUCU 07 Mar 2020

Fox TV'de yeni bir dizi başladı. Adı Öğretmen. Çok iddialı fragmanları vardı.

Fox TV’de yeni bir dizi başladı. Adı Öğretmen. Çok iddialı fragmanları vardı. Kazara bir göz atayım dedim. Dizide bir öğretmen var, hafif ruh hastası. Ölen bir öğrencisinin sınıfını, o öğrencinin ölümünden sorumlu tutup onları rehin alıyor. Her türlü teçhizat kurmuş. Okulun içinde bombalar patlatıyor, öğrencilere artistik hareketlerle hem psikolojik hem de fiziksel şiddet uyguluyor. Polisle dalga geçiyor. Adam okula öylesine bir sistem kurmuş ki, kolundaki akıllı saatle tüm okulun içinde ve etrafında yer alan patlayıcı maddeleri ateşliyor.
Buram buram şiddet kokan bir dizi
Gençlik dizisi mi desem değil, polisiye desem değil, dram değil. Ne olduğu belirsiz bir format. Bir fizik öğretmenini “benin amacım öğretmek” deyip bir sınıfı rehin alarak o sınıfa şiddet uygulayarak, sınıf arkadaşlarının intiharından sorumlu tutup ders vermesini gösteren bir hikaye. Kurgu filan güzel, ama ben o öğretmenin sınıf içinde bir çocuğu öldürmeye kalkması ve sınıftaki öğrencilerin çığlıkları bile bu dizinin şiddet boyutunu anlatıyor. Dizi sektörü, güzel gidiyor evet, hoş şeyler yapılıyor tamam. Ama artık saçmalamaya başladı. Prime time’da böyle şiddet içeren bir diziyi nasıl yayınlar Fox TV anlamadım. Diziyi izlerken bir ara ağzım açık kaldı. Fox TV tıpkı ana haber bültenlerinde Fatih Portakal’ın yaptığı gibi epey bir agresif takılıyor. Bu dizi olmamış. RTÜK’ün bu tür dizilere dikkat etmesi lazım. Herkesin televizyon izlediği bir anda böylesine şiddet içeren diziler yayınlamak toplumsal psikoloji adına kötü. Çocuklar, gençler bu tür dizileri izleyip psikolojileri bozuluyor. Ayrıca kutsal bir meslek olan öğretmenliğe de gölge düşürüyor. Öğretmenin mesleği öğretmektir ama bunu yaparken asla şiddet uygulamamalı. Bu dizide öğretmeniniz şiddeti iyice abarttı. Bu diziyi Fox TV’nin yeniden gözden geçirmesi lazım, ayrıca RTÜK’ün de özellikle saat 23:00’e kadar yayınlanan dizilerde şiddet başta olmak üzere bazı konularda dikkatli olmaları için televizyon kanallarını uyarması ve gerekli yaptırımları yapması lazım. Bu dizi bir öğrencilerine birtakım mesajlar veren ve hayata dair öğretiler sunan bir öğretmeni anlatıyor. Öğretmek güzeldir ancak şiddetle olmaz. Hele bir sınıfı rehin alıp oradaki öğrencileri ölümle korkutmak hiç olmaz. Şu fotoğraftaki öğrencilerin korku dolu bakışlarına bakar mısınız? Olmaz olsun öyle öğreti.
Bu adamın planlı çalışma sistemi alkışlanır
Tuna Kiremitçi’yi son iki yıldır yakından takip ediyorum. Yazarlık, müzisyenlik derken yorumculuğa başladı ve güzel projelere imza attı. “Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları” adlı ardı ardına yayınlanan iki albümlük projesi çok güzeldi. Her albümünde biraz daha iyi şarkı söylüyor. İlk albümünden son albümüne çok ciddi geliştirdi yorumcu kişiliğini.
Tuna, şimdide üç şarkılık bir EP yayınlıyor. Albümün adı çok anlamlı: “İnsanlığın Öldüğünü Duydum”.  Vallahi de öldü, billahi de öldü diyesim geliyor. Tuna Kiremitçi çok planlı kitaplı çalışan biri. Albümlerini hep bir proje gibi tasarlıyor. Onları yayınlarken de değişik stratejiler uyguluyor. Bu albümünün kalan diğer iki şarkısını 2020 yılının Eylül ayında ve 2021 yılının Şubat ayında müzikseverle buluşturduktan sonra albüme bir tane de bonus şarkı ekleyerek LP (Plak) olarak yayınlayacak. Ben böyle planlı çalışan insanlara tapıyorum. Türkiye’deki insanları Avrupa’dan ayıran en büyük özellik plan konusu. Biz hep Türkiye’de günübirlik yaşıyoruz, ama Avrupalılar her şeyi uzun vadeli planlarla yapıyorlar. “İz Kalmadan” adlı şarkısına klip çeken Tuna Kiremitçi’nin bu profesyonelliği onu diğerlerinden ayırıyor.
 
Kapıları aralayan kadınlar sergisi Capitol’de
Capitol “Duyuların Uyanışı” adlı etkinliğinde 7 -31 Mart tarihleri aralığında tasarımcı Simay Bülbül’ün “Kapıları Aralayan Kadınlar” sergisini gerçekleştiriyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak geliştirilen bu sergi, mart ayı boyunca sanatseverlerin ziyaretine açık. Sergi, karşılaştıkları zorlukların durduramadığı, hayallerinin ötesini görebilmeyi başarmış, sinema, bilim, sağlık, üretim, teknoloji, moda, sosyal sorumluluk, edebiyat, sanat gibi farklı disiplinlerde başarılara ve ilklere imza atmış kadınların portrelerinden oluşuyor. Biraz oturduğumuz yerden kalkalım sanatı takip edelim.
Kadına şiddet hala gündemde
NG Araştırma şirketi kadınlar, erkekler ve toplumla ilgili bir kamuoyu araştırması yaptı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne bir gün kala bu araştırmanın verilerine bir göz atalım hep beraber.
Araştırmaya göre toplumun yüzde 71’i ev işlerinde sorumluluğun kadınlarla erkekler arasında paylaşılması gerektiğini düşünüyor. Yüzde 27’si sorumluluğun kadına ait olduğunu belirtirken, erkeklerin sorumlu olduğunu belirtenlerin oranı sadece yüzde 2.
Yüzde 65’i para kazanmada erkek ve kadının ortak sorumlulukta olması gerektiğini belirtirken, yüzde 35’i ise bu sorumluluğun erkeğe ait olduğunu ifade ediyor. Konuya derinlemesine bakıldığında 18-24 yaş arasındaki katılımcıların yüzde 75’i para kazanmanın ortak sorumluluk olması gerektiğini belirterek gelecek yıllarda bu konuya bakışın daha da değişeceğinin işaretini veriyor. Hayatın müşterek olduğuna yeni nesil herkesten daha çok inanıyor.
Kadın-erkek eşitliği var mı?
Araştırmaya katılan her 10 kişiden 8’i ülkemizde kadın-erkek eşitliği olmadığını düşünürken, 2’si ise eşit olduklarını düşünüyor. Sadece kadın katılımcıların cevaplarına baktığımızda eşitlik olmadığını düşünenlerin oranı her 10 kişiden 9’u.
Kadına şiddet hala gündemde
Araştırmaya katılan her 5 kadından 1’i eşi veya sevgilisi tarafından hayatında en az bir defa fiziksel şiddete uğradığını söylemiş. Her 3 kişiden 1’i hayatında en az bir defa psikolojik şiddete maruz kaldığını belirtti. Psikolojik şiddet gördüğünü belirten kadınların oranı, erkeklerin 2 katı.
Her 4 kişiden 3’ü daha fazla kadının iş hayatına katılması gerektiğini düşünüyor. Her 10 kişiden 1’i ise iş hayatına katılan kadınlarının sayısının azalmasını gerektiğini düşünüyor.
Kadınların iş hayatı stresi
Her 20 kişiden 9’una göre kadınların iş hayatında yaşadığı en büyük zorluk, işyerindeki temponun yanı sıra ev işlerinin de sorumluluğunu üstlenmesi. Her 20 kişiden yaklaşık 4’ü iş hayatında kadınların fiziksel tacize maruz kalmalarını 2. en önemli sorun olduğunu belirtti. 3. sırada gelen sorun ise her 20 kişiden 2’sinin belirttiği, erkeklere göre daha fazla psikolojik şiddet görmeleri oldu. Hem erkekler hem de kadınlar bu sorunların sıralamasında hemfikir.
Funda Arar’dan 4 şarkılık albüm geldi
Funda Arar, 4 şarkılık yeni albümünü müzikseverlere sundu. "Doldur Yüreğimi" - "Vasiyet" - "Kaybeden" ve "Veda" şarkılarının yer aldığı albümün prodüktörlüğünü  Febyo Taşel üstlendi. Funda Arar’ın ilk albümünden itibaren sanatçıya hem hayat arkadaşlığı hem de aranjörlük yapan ve bu büyüyü hiç bozmayan Febyo Taşel’ & Funda Arar ilişkisini çok beğeniyorum. İlk gününden beri Funda’nın yanında olan Febyo Taşel, sanatçı ile evlendikten sonra da onun tüm çalışmalarının müzik yönetmenliğini yaptı. Hiç tıkanmadı, hiç tekrara girmedi. Her albümde bir yenilik sunmayı başardı. Bu çift müzik dünyasının örnek çifti. Bu örnek çiftin “Doldur Yüreğimi” adlı dört şarkılık albümü de örnek bir albüm oldu. Funda gibi kaliteli yorumcu nerdeyse kalmadı. Bir elin parmakları kadar az. Funda Arar’ın değerini bilelim.
 
Toplu taşıma öğrenci ve çalışanlara ücretsiz olsun
Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş toplu taşımanın öğrenci ve çalışanlara ücretsiz olması gerektiğini söyledi. Orta. “2010 yılında uzun süreliğine kaldığım Ohio Üniversitesinin kendi ürettikleri çevre dostu, hidrojen yakıtı ile çalışan ve şoförlüğünü de öğrencilerin ücret karşılığı yürüttükleri otobüsler ile üniversite mensuplarını ücretsiz taşıyorlardı. 2019 yılında Moskova Üniversitesinde katıldığım bir konferans süresince öğrencilerin ve hocaların toplu taşıma araçları kullandıklarını gördük. Sorduğumda hocalar her tarafta kolayca toplu taşıma araçları ile kısa sürede üniversiteye ulaştıklarını belirtmişlerdi. Ülkemizde öğrencilerin özellikle de üniversite öğrencileri ve öğretim elemanları ve de çalışanlar içinde toplu taşıma en azından belirli saatlerde ücretsiz olabilir. Böylece binlerce insan toplu taşıma araçlarına yönlendirilebilir” diyerek toplu taşımanın bedava olması trafiğe de nefes aldıracağını söyledi. Güzel bir fikir bunu özellikle geçen sene bu zamanlar yerel seçimleri kazanmak için başımızın etini yiyen, kazandıktan sonra da arazi olan belediye başkanlarına ithafen yazdım.