BENİMLE EVLENİR MİSİN?

Markalarla ve bankalarla yapılan evlilik sözleşmesi daha uzun yıllar sürecek. Allah verede eve hırsız girmese. Borçları duruyor daha.

Televizyonları kasıp kavurdu evlenme yarışmaları bir zamanlar. Sonra evlenme programları moda oldu. İnternet dediğimiz mecra nice kişinin evlilik yoluna adım atmasına vesile oldu. Anneler babalar ve çöpçatanlığı bir hayat tarzı olarak benimsemiş akrabalar, arkadaşlar hepsi bu kutlu dava uğruna bir araya geldiler. İki gönül bir olunca samanlık seyran olur diyenler de oldu. “Gönlün sığdığı yere köy sığar” diyen de. “Evleneceğiz abi ama kiminle diyenlerin imdadına muhallebicilerde ayarlanan görüşmeler, sosyal medyanın doğrudan mesajlaşma kutuları yardıma koştu. Ancak temel yanılgı evliliğin iki kişi arasında gerçekleşen duygusal bir akit olduğunu düşünmek olur. Ailelerin birbirleriyle anlaşması bile yetmiyor, devreye sosyal kodlar giriyor. Evlilik birçok anlamda prodüksiyon niteliğine bürünmüş durumda. Damatlık ve gelinliğini üzerine geçiren soluğu Kuzguncuk’un tarihi evlerinin kapılarının önünde alıyor. Ev sahipleri bezmiş ama fotoğrafçılar oraya götürdüklerine iyi para alacaklarını düşünüyorlar ve beş karış suratla bir setin figüranına da dönüşüyorlar. Masraflar artıyor ve evlilik teklif edenler arasına beyaz eşya firmaları da giriyor. Hepsi duygusal markalar, ne yaparlarsa aşk ile yapıyorlar. Yeni evli çiftlere en gıcırından setler satıyorlar, reklamla. Eve gelen giden eksik görmesin, çamaşır makinesinin yanına bir de kurutma makinesi ilave edin diye baskılar geliyor. Arkadaşlar markalar öneriyorlar ve sonra koltuk seçimi vesaire başlıyor. Her şey dört başı mamur olmalı, bir defa evleniliyor. E, para yok? Olsun kredi çekersin. Öder gidersiniz, yuva yapana yardım eder Allah. Ama Allah faizi yasaklıyor, kredinin faizi ne olacak? Hangi çağda yaşıyoruz diyen çıkıyor, tövbe estağfurullah. Sonra düğün yeri ve sonra en lüksünden davetiye ve menü seçimi. Kaç defa evleneceksiniz canım?

Tüm bu aşamalardan sonra, hala evlenebildiyse kamburu çıkmış bir çift. Tabii balayı için yurtdışına giderken de ihtiyaç kredisi çektiklerini unutmayalım. Evlendikleri günden itibaren bankayla aynı evde yaşamaya başladılar bile. İşte o yüzden evi geniş tuttular, banka da onlarla birlikte yaşayacak.

Bu işler daha ucuz yollu da halledilebilir miydi? Olurdu tabii ama bir defa evleniliyor. İlber hoca koltuk alacağınıza dünyayı gezin dedi ama yeni evli çiftimiz dünyanın kaç bucak olduğunu gördüler evlilik alışverişlerinde, gezmeye gerek yok.

Sonra arkadaşlar sormaya başlıyor evlilik nasıl gidiyor diye. Cevap vermiyor genç çift. Televizyonda birbirleriyle yarışıp büyük ödülü kazanmaya çalışan “yaparsın canım” yarışmacılarını izliyorlar. Kendileri de katılıp büyük ödülle borçları temizlemek iyi olur diye geçiriyorlar içlerinden. Sonra bir de ne görsünler: Tüm borçlarının sebebi olan markalar bu yarışmanın sponsoruymuş. Kendilerine yeni kurbanlar arıyorlar besbelli.

Markalarla ve bankalarla yapılan evlilik sözleşmesi daha uzun yıllar sürecek. Allah verede eve hırsız girmese. Borçları duruyor daha. Her şey tamam da o kurutma makinesini almayacaktık diye geçiriyor adam. Balkona asardım ben. Değil mi ama?