AYARLARI DÜZELTELİM!

İnsanın kendi ile baş başa kaldığı böyle bir dönem hiç olmamıştı.

Korona var derken, pandemide tam 2 sene kapalı kaldık.

Ben kendi adıma evde kaldım, sokağa çıkamıyorum, kısıtlamalar var diye çok şikayet etmedim.

Bu anlamda sosyal medyada şikayet ettiğim tek bir video paylaşımı yapmadım.

Evet zaman zaman bunaldım, zaman zaman çok endişelendiriyor, ama geçecek biliyorum dediğim, sabırla beklemediğim zamanlardı.

Yani endişelerimi kimseye yüklemedim..

Vır vır söylenmedim yani.

Zaman zaman, o gün değil ama ileriye dönük endişeler içinde, sonrası ne olacak hayat diye çok düşündüm.

Sanki bu kadar değil ama, bugünlerin geleceğini biliyormuş gibiydim.

İnsanın kendi ile baş başa kaldığı böyle bir dönem hiç olmamıştı.

Düşündüm.

Yalnız vakit geçirmeyi bilmeyenler çok iyi öğrendi.

Hayat akışı değişti.

Arkadaşlarını, dost bildiklerini gözden geçirme zamanı çok oldu.

Mayıs geldi 

Tüm yasaklar bitti.

Ben kendi adıma yalnız kalmayı seven, kendi ile vakit geçirmeyi seven, canı hiç sıkılmayan, biriyim.

Gezme meraklısı değilim.

Ama insanların aklı sokakta.

Ayarları bozulmuş yüzlerce insan, bir oyana, bir bu yana savrulmaya başladılar.

Sosyal yaratıklar olarak sokaklara saldırdılar.

Konserler başladı.

Lansmanlar coştu.

Seyahatler coştu.

Halbuki birçoğumuz o lanet kovid hastalığını geçirdik, geçirmeyenler mental yorgunluğu içinde yaşadık.

Hepimiz halsiziz aslında.

Bedenlerde bağışıklık sistemi ne durumda Allah bilir.

Beyinlerdeki sağlık durumu ise karmakarışık, yorgun endişeli ve darmadağın.

Herkes, hepimiz ya hastalanırsak, ya ölürsek diye endişe içinde 2 yılı geçirirken, bencillik seviyemiz ne kadar arttı farkında değiliz.

Bir bakın etrafınıza.

Herkes kendi derdinde.

Madem öyle.

Hadi kendimizi, beynimizi iyileştirelim.

Bakın kendinizi sevin falan palavrasından bahsetmiyorum.

Kendinizi iyileştirmekten bahsediyorum.

Ben şöyle yapıyorum kendime karşı çok kibarım, kendimi iyi hissetmek için elimden geleni yapıyorum.

Kişisel bakımlarıma çok dikkat ediyorum, maskeler, kremler, oje, saç boyası hiç ihmal etmiyorum.

Diş bakımına çok dikkat ediyorum.

Akşama kadar hareket ediyorum.

Mümkün olduğu kadar sakin günler geçiriyorum.

Aramayanı hiç aramıyorum.

Negatif ve sadece kendini anlatan insanlardan kaçıyorum.

Anlattığın, ya da söylediğin her şeyi düzelten insanlarla görüşmüyorum.

Hayır diye cümleye başlayan insanları hiç dinlemiyorum.

Cimri insanlardan kaçıyorum.

Seveni seviyorum, sevmeyeni sevmiyorum.

Düşüneni düşünüyorum, düşünmeyen umurumda değil.

Günde 1 dilim ekmek yiyorum.

Abur cuburu kestim.

Limonlu bol su içiyorum.

Az yiyorum.

Vitaminlerimi alıyorum.

Saksıda çiçeklerime bakıyorum, onları çok seviyorum.

Ve aslında.

En ama en önemlisi.

Merhametsiz hiç kimse ile görüşmüyorum.

Gözünden yaş gelmeyen insanlardan uzak duruyorum.

Siz de böyle yapın.

Çok ihtiyacımız var.

Beyinleri iyileştirelim.

Funda'nın aklındakiler.. 

... Şarkıcı Nilüfer hanıma Gülşen'i sormuşlar.

"Herkes kendi giyindiğinden sorumludur, ne isterlerse onu giysinler, sanatçı neden örnek olsun ki" demiş.

Bence de neden örnek olsun ki.

Ben Instagram story’de bir paylaşım yapıyorum, yazdığımı bile anlamıyor, okuduğunu bile anlamıyor. 

Kadın bana yazıyor, ama Funda hanım kızlarımız Gülşen'i örnek alıyor.

Ne münasebet.

Kızlarına söz geçiremiyorsun, anayı babayı, kimseyi takmıyor, sokakta, metroda Gülşen’den daha çıplak dolaşıyor.

Kadın sahnede giyiniyor, sizinkiler sokaklarda giyiniyor.

Çatacak yer arıyorsunuz.

Sonrası, sen ana baba acizliğini Gülşen'e yüklüyorsun.

Zengin koca bulsun evlensin çok istersiniz.

Kendinize bakın.

Aynaya bakın. 

Çocuklarınız çok meraklı ise sizi örnek alsın.

Funda'nın aklındakiler.. 

... Beyoğlu Kültür Yolu Etkinlikleri varmış.

İlk defa duyuyorum.

O etkinlikte Kerem Bursin’e sormuşlar. 

Amerika'daki setler ile Türkiye ' deki setleri kıyaslarsak, aradaki en büyük fark ne demişler.

"Biz daha çok çalışkanız, daha disiplinliyiz, ama onlar kendilerini bir şey sanmıyorlar" demiş, yani "dünyaları ben yarattım demiyorlar, burası benim setim kardeşim diye bağırmıyorlar" demiş.

Demek ki bağıranlar var.

Kerem Amerika'daki oyunculuk yaptı mı bilemem ve oradaki setleri biliyor mu bilemem.

Türkçesi de senelerdir burada ama, hala çok kıt.

Yani demek istiyor ki! 

Buradaki oyuncularda ego tavan, hepsi kendini bir şey sanıyor, hepsi kendini dünyanın eşsiz oyuncusu sanıyor. 

Ve hatta setlerde terbiyesizlik yapıyor ve burası benim setim kardeşim diye bağırıyor.

Anlamadığım şu ki.

Bu ego ve bu terbiyesizlik ile, disiplin nasıl bu kadar yan yana geliyor ve iyi.