AVUÇ İÇİ KADAR KALMIŞIZ!

Bugün 15 Mayıs Cumartesi, Bakan Bey'in açıklamasının üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçti.

Hakem olarak görev yaptığım yarışmadan eve gelmiştim.

Tarih 18 Mart 2021.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, televizyonda, şöyle diyordu;

"Bu gece sizi ve bütün halkımızı gerçekten üzen bir haberi aynı üzüntüyü hissederek bildireceğim.

Bu cümleyi Sağlık Bakanı ve bir hekim olarak kurmak istiyorum. 

Koronavirüsle mücadelemizde ilk hastamı kaybettim".

Bugün 15 Mayıs Cumartesi, Bakan Bey'in açıklamasının üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçti.

Ve koronavirüsten kaybedilen insanların sayısı binlerle anlatılıyor.

Korona milletçe ağzımızın tadını tuzunu tamamen kaçırdı.

Yanlış kararlar alındı, insanlar kurallara riayet etmedi, maske mesafe kimsenin umurunda olmadı.

Geldiğimiz nokta çok kötü.

Bu tatsız tuzsuz moral ve duygularla Ramazan Bayram'ına girdik.

Ramazan Bayramı’nda kısıtlama var.

Gerçekten bayram anasını babasını, akrabalarını, ailelerin ziyaret eden insanlar için çok zor geçiyor.

Çocuklar bir yılda çabuk yaşlandılar, yaşlı insanlar ömürlerinden 1 yıl daha geçerken günleri eskittiler.

Herkes telefon başında, çalmasını bekler, ya aramazsa demezler ama, saat kaç oldu, demek uyuyorlar, uyanınca bizi ararlar gitgelinde kalırlar.

Gelinen noktada hazır bayram kutlama mesajlarını iletenleri, laf ola beri gele telefonun hafızasını dolduranları bir kenara bırakırsak.

Ben şahsen hiç bakmıyorum, okumuyorum, cevap vermiyorum, galeriye giriyorum oradan hepsini siliyorum.

Çok iyi anladım ki!

Herkes, hepimiz bir avuç içi kadar kalmışız da farkında değilmişiz.

Eskiden bayram dediğimizde ilk akla gelen çocukların sevinçliydi.

Şimdi dikkat ediyor musunuz, televizyon reklamlarında bile yaşlıların hüznü var.

Yaşlıları ve hüzünlerini kullanıyorlar.

Kullananlar size bir şey söyleyeyim, unutmayın.

Siz yaşlıların hüznünü hiç merak etmeyin, onlar bu yaşa gelinceye kadar neler kaybettiler. 

Kaybettikleri her şey, güçlerine güç katarken onlara bir şey olmaz.

Onlar çiçeklerine sularını kalpten verirler.

Siz hiç merak etmeyin. 

Onlar fesleğene dokunur ellerini koklarlar.

İyileşirler.

Bir de şu var.

Anadolu hariç, genelde büyük şehirlerde oturan insanlar, kıyamet gibi, tatillere, turlara gitmiyorlardı da, anaların babaların ellerini öpmeye mi gidiyorlardı.

Havaalanlarında kıyamet kopuyordu.

Aman ne paylaşımlar var, anama sarılamadım, babama doyamadım.

Hasretler, özlemler falanlar filanlar.

Sanki çok sarılıyordun.

Neyse.

Anaların babaların evlat çaresizliğinde kalmadığı güzel bayramlar ümit edelim.

Sevgi ve saygıyı kaybetmeden sağlıklı nice bayramlar dilerim.

Sonuçta bir avuç içi kadar kalmışız kıymet bilelim.

Funda'nın aklındakiler…

... Kocaman alkış haberleri var;

Yer Gaziantep.

Şehit Kamil Devlet Hastanesi, 43 yaşında Halil koronadan vefat ediyor.

4 utanmaz yakını hastanede olay çıkarıyor, 4 polisi yaralıyor.

Sulh ceza mahkemesi hâkimi olay çıkaran 3 yakını tutukluyor.

Tebrik ederiz hakimi.

Başka yerde;

Yaşlı adamın test raporu korona çıkıyor, adam hastaneden kaçıyor, kızı polise bildiriyor, babasını polise yakalanıyor.

Tebrik ederiz bu akıllı kızı.

Olay Denizli Devlet Hastanesi'nde, Ufuk adlı adamın testi pozitif çıkıyor.

Hemen tedaviye başlanıyor, bir bakıyorlar, hasta yatağında ve odasında değil, çarşafları birbirine bağlamış ve pencereden sarkıtarak kaçmış.

Allah herkese akıl fikir versin.

Bu insanların, korona aslında yok, yalan dolan diyen, ölen insanların neden öldüğünü anlatamayan insanlardan ne farkı var.

.... Durumumuz içler acısı.

Olan biten karmaşa halimiz içler acısı.

Kısıtlama var, yasak var, sokaklarda insandan, caddelerde trafikten geçilmiyor.

Kim nereden izin aldı, ne demiş belli değil.

Denize girmek yasak, cezası var 3000 TL, ama otelin plajından girersen sıkıntı yok, tekneden atlayıp girersen hiç ama hiç sıkıntı yok.  

Makro'nun önünde araç park trafiği var, ama elleri delik deşik 66 yaşında bahçıvana, "hacı sen niye sokaktasın" diye ceza kesmek var.

Evde oturun diye Instagram’da paylaşım yapanlar, Amerika'da, tatil yörelerinden paylaşım yapıyorlar.

Kadın hamile.

Kadının doktoru Bilim Kurulu Üyesi.

Kadına "yüksek riski var" diye 10 gün kesin istirahat raporu veriyor.

Aradan birkaç gün geçiyor, doktor bir bakıyor hamile kadın Instagram’da fotoğraf paylaşımı yapıyor.

"Kapadokya hatırası".

Bu insanlara arsız, yüzsüz, utanmaz, sorumsuz demekten, ben bıktım.

Bir önerim var.

Bunlara "toplum sağlığını hiçe saymaktan" sorumsuzluktan, tasarlayarak ölüme teşebbüsten, katil diyerek ceza verin ve hapse atın.

Çocuğunu da doğurur doğurmaz, sosyal hizmetlere devlet korumasına alın.

Yeter artık.