AŞI GERÇEĞİ

Buket BEKTAŞ 16 Ara 2020

Bilindiği üzere dünya üzerindeki birçok önemli hastalığa yakalanmamanızı koruyan, yakalansak bile hastalıkları "hafif" şekilde atlatmamızı sağlayan bir önlemdir aşılar.

Tüm dünyanın 2019 Aralık ayından beridir konuştuğu ve ülkelerin ileri gelen bilim insanlarının, adeta laboratuvarlara kapanarak çözüm aradığı Kovid-19 virüsüne ve hastalığına karşı yapılan bilimsel araştırmaların sonuçları son günlerde neticelenmeye başladı.

Bilindiği üzere dünya üzerindeki birçok önemli hastalığa yakalanmamanızı koruyan, yakalansak bile hastalıkları “hafif” şekilde atlatmamızı sağlayan bir önlemdir aşılar. Gerek güvenilirlikleri gerekse de kullanım kolaylıkları açısından aşılar, hastalıklara karşı ön cephede etkin olarak insanlığın kullanımına sunulmaktadır.

Doğada ölümcül olan birçok hastalık için bulunan ve kullanılan aşılar sayesinde, bu virüsler öldürücü olmaktan çıkmış hatta sıradan hastalıklar haline dönüşmüştür. Çiçek hastalığı, kızamık, kolera, tetanos, kuduz vb. gibi hastalıklar özelliklede viral yani virüs ile bulaşan hastalıklara yönelik icat olan aşılar, insanlık tarihinin akışını önemli ölçüde değiştirmiştir.

Zira dünya savaşlarında topla, tüfekle, kılıçla ölen insan sayısının kat ve kat fazlası salgın hastalıklar sonucunda olmuştur. Salgın hastalıklar tarihin her döneminde hem ölümcül hem de tekrarlayarak, insanlığın en korkunç gerçeğini oluşturmuştur. Bu açıdan bakıldığında gerek insan sağlığı, gerek toplum sağlığı gerekse de insanlığın gelişimine yaptığı etkilerden ötürü icat olan aşılar, insanlık tarihinde  önemli bir yer tutmaktadır.

Son olarak yaşamakta olduğumuz Kovid-19 pandemisinin dünya üzerinde ve gündelik yaşantımızda yarattığı tahribat göz önüne alındığında, bu hastalığa karşı kullanılması öngörülen aşıların ne kadar önemli oldukları bir kez daha anlaşılmaktadır.

Nitekim icat olan ve kullanıma sunulan aşıların tiplerine baktığımızda; iki tip aşı ile karşılaşmaktayız. İlki Geleneksel aşı/İnaktif aşı(Sinovac). Bu tip aşılar geleneksel ve denenmiş, geçerliliği ispatlanmış, kullanımı ve saklanması kolay, üretimi meşakkatli ve pahalı olsa da etkileri ve yan etkileri bilinen aşılardır. Bu tip aşılar vücudumuza düşman olan virüsü tanıtmak için zayıflatılmış virüsün güvenlikli olarak vücudumuza zerk edilmesi olarak özetlemek mümkündür.

Diğer bir tip aşımız ise yeni tip /mRNA (Pfizer, Moderna, Astrazeneca, Sputnik V)aşılarıdır. Bu tip aşılar ise yeni icat olunan, özellikle kansere çare olması için düşünülmüş ve ayrıca Kovid-19 gibi beklenilmeyen bulaşıcı hastalıklarda da kullanılabilen üretimi kolay, maliyeti düşük  aşılardır. Nakliye ve dağıtım konularında biraz maliyetlidirler. Yan etkileri konusundaki detaylı açıklamalar, halen yapılan çalışmalar neticesinde güncellenmektedir. Bu tip aşılarda ise virüsün bir parçası alınarak bu parçanın vücudumuza zerk edilerek vücudumuzda tanınırlığı sağlanmaktadır.

Yüzeysel olarak açıklamaya çalıştığımız aşılardan, devletimizin yetkilileri ve sağlık ekiplerimiz Sinovac aşısını seçerek, yaklaşık 50 milyon doz için anlaşma yaptılar. Bu aşılar ülkemize peyderpey gelmeye ve testleri yapılmaya başlandı. İnşallah yakın zamanda tatbik edilmeye başlanacak ve insanımızın güvenliğini sağlayarak, normale dönüşün kapıları açacak. Yalnız bu arada ortaya çıkan aşı kullanımına yönelik, bilgi kirliliğine de değinmeden geçmeyelim.

Neticede aşılar güvenli. Süreç itibari ile kullanmak ve olmak zorundayız. Hangi aşı olursa olsun pandemiden ve etkilerinden çok daha iyi bir sonuç alacağımız tahmin edilmektedir. Ayrıca aşıların yan etkileri beklenenden çok daha az ve hafif; koruyuculuk oranları ise beklenenden çok daha yüksek ve etkili. Ülkemiz aşı bulamadığından, geç kaldığından ya da aciz olduğundan değil tercih ettiği ve kullanımı garantili olduğu ve temin etmekte kolaylık duyduğu için Sinovac’ı tercih etti.

Zaten ABD’de üretilen aşıların bir süre ABD dışına satışı yok. Hem kendi ihtiyaçlarını karşılamak için hem de diğer ülkelerle bu aşamada paylaşım yapmak istememeleri nedeniyle bu paylaşım yapılamamakta. Avrupa’da üretilen aşılar ise öncelikle Avrupa, ABD, Kanada gibi ekonomik açıdan güçlü olan devletler daha pandeminin başlarında yapılan anlaşmalarla satılmışlardı bile...

Rusya’da üretilen aşının yan etkileri ve güvenilirliği ise aşı sözleşmesi yapıldığı tarihlerde henüz kesinleşmemişti... Gerek aşının üretimi, gerek nakliyesi, gerek yüksek adette temini, gerek yaklaşık bir milyon kişiden fala denenmiş olması, gerek yan etkilerinin yok denecek kadar az olması sebepleriyle devletimizce diğer aşılarında anlaşmaları yapılmak şartıyla Sinovac’la anlaşma yapıldı.

Bilim insanlarımızın yaptıkları incelemeler ve dünya standartlarında olan laboratuvarlarımızda yapılacak kontrollerden ''başarı ile geçerse'' Sinovac aşısı kullanımımıza sunulacak. Burada unutulmaması gereken konu ise sağlık çalışanlarımızın acilen koruma altına alınmış olması. Zira göz hekiminden nöroloğa, cildiyemizden cerraha, hemşirelerden hastabakıcılarımıza kadar yetişmiş ve kalifiye sağlık ordumuzu, gözbebeklerimizi koruma altına alamazsak işte o zaman bu virüs ile kim savaşacak. Ordumuzu, polisimizi, üreten ellerimizi süratle korumaya almazsak halimiz ne olacak?

Bu hastalık sürecindeki son verilerde her gün 200 kişiyi kaybediyoruz. Bir uçak düşünce dünya ayağa kalkıyor. Ülkemizde aylardır her gün bir uçak dolusu insanımız, canımız yitip gidiyor. Acele etmemiz gerekmiyor mu? Bu veriler neticesinde aşı olmak dışında başka çaremiz görünmüyor. Aşılar virüsten ölmekten güvenli. Aşının yan etkisi virüsün bırakacağı arazların yanında hiç kalır. Aşının Çin’i, Alman’ı Amerika’nı yok. Aşı aşıdır, dünyada ulaşamayan bir sürü ülke ve insan var. Aşıların içinde çip falan yok. Bu teknoloji daha icat olmadı. Ayrıca aşı da olsak bir süre daha maske takarak işi ciddi tutmalıyız. Her zamanki gibi hijyen ve temizlik önlemlerine devam etmeliyiz. Hastanelerimizi sağlık ordumuzu dinlendirmeli, onların yükünü hafifletmeliyiz. Sağlık yatırımının lüks değil zorunluluk olduğunu her zaman hatırlamalıyız. Sosyal ve adil olan devletimizin bekası için, her insanımızın kıymetli olduğunu unutmadan alınan tedbirlere harfiyen uymalıyız.

Bugünkü koşullarda ülkemizin,  sevdiklerimizin, kendi canımızın güvenliği ve sağlığı için aşı olmak, en iyi çare olarak görünmektedir. Unutmayınız sağlık treninden inersek, tekrar yakalamak için ardından koşmamız gerekir. Bu süreci kaçırırsak belki de sağlık trenine yetişmek için çok geç kalmış olabiliriz…