ARTIK KONTROL BİZDE!

Fehmi KETENCİ 22 Ağu 2022

Aylardan beri üzerimize bir yük olarak taşımak zorunda olduğumuz şu covid-19 meselesi her şeyimizi, yaşam planlamamızı iyice allak bullak etti.

    Aylardan beri üzerimize bir yük olarak taşımak zorunda olduğumuz şu covid-19 meselesi her şeyimizi, yaşam planlamamızı iyice allak bullak etti. Yaşadığımıza tam olarak yaşamak da diyemiyoruz. Yaşam şartlarına, yaşam biçimi olarak bizlere dayatılan bu ortama nasıl uyum sağlayabilmeliyiz bunu da bilemez durumdayız. Şartlar artık günübirlik değişkenlik gösteriyor.. Öyle ki, bir günümüzü bir sonraki güne ekleyemez olduk, plan yapamıyoruz. Plan yapmak şöyle dursun yarının neler getireceği konusunda hiçbir fikir üretemiyoruz. Ekonomik şartlar iyice kısıtlandı. Dargelirli iyice zorda, Bu şartlarda yaşamımızı sürdürebilmek için, değil uzun vadeli veya orta vadeli plan yapmak, kısa vadeli planlar bile yapamaz durumdayız.

     Değişen şartlara ayak uyduramıyoruz. Her şeyden şikayet eder durumdayız, iyice duygusallaştık, herşeye ağlıyoruz.. Düşünüyorum da, böylesine çaresiz, yarınımızın ne olacağını bilemediğimiz bir yaşam sarmalında en kolay iş dertlenmek olsa gerek. “Ağlak” olmamak hiç mümkün değil.“Ağlak” olarak geçireceğimiz anlarımız, yıpratıcı düşüncelerden uzak kalabildiğimiz kurtarıcı yaşam zamanlarımız oldu. En iyisi, hiç bir şeyi düşünmeden günümüzü gün etmek, olayları kafaya takmamak,yaşayacağımız her anın keyfini çıkarabilmek en iyisi gibi geliyor..

     Dertler bitmiyor. Önemine göre sıraya koyup ona göre yaşam planı yapmak da artık çözüm olmaktan çıktı. Planlama yapabilmek istesek bile dertler o kadar birikti ki,sıraya koymak da iyice imkansızlaştı.

     Dertler yumak olmaktan çıktı dağ oldu. Bizler mi hata yapıyoruz yoksa bizleri bilgilendirenler mi veya söylediklerini pek umursamayıp kafamıza göre mi takılıyoruz bilemiyoruz ama bir şeylerde yanlış yaptığımız apacık ortada. 

     Bir şeyleri yanlış yapıyoruz ama asıl gözardı ettiğimiz bu yanlış yaptıklarımızın alışkanlık haline gelmesi veya getirilmesidir. 

     Üzerimizde iyice baskı yaratan dertlerimizi çözebilme uğraşındayken, üç yılı aşkın süredir yaşamımızı alt üst eden Covid belası yine gündemimizin birinci sirasına yerleşiverdi. Oldukça uzun bir süredir kendini unutturan Covid-19’unarsız varyantlarından Omicron, türeme uzantılarıyla yeniden yaşamımızda. Varlığını ve yaptıklarını unutmuştuk. Zaman zaman artıyor, bazan da durağan bir seyir izliyor gibi ama, aklımızdaki rahatsız edici o durumunu hiç eksiltmiyor. İnsanlarımız, koruyucu önlemlerin en etkilisi olan aşı konusunda bile hala yeterince duyarlılık göstermedikleri gibi, en kolayı, sosyal mesafe ve maske takmayı da iyice bırakmış durumdalar. Ben evden dışarı çıktığımda mutlaka maske takıyorum ve dolaşırken maskemi asla çıkarmıyorum. Bazen bazı alanlarda maskeli birisi olarak kendimi çok dikkat çeken olarak hissediyorum. Çoğumuz artık normal yaşamımıza dönmüş gibiyiz. 

     Günlük yaşamımızda, “Ben de Covid oldum” sözünü artık sıkça duyar olduk. Buna karşın, sosyal mesafeye uyum ve maska takma uygulanmasında varolan bu gelişme karşısında ne kadar dikkat ediyoruz bilemiyorum. Sokakta, kalabalık ortamlarda ve özellikle toplu taşımalarda maske takma oranını iyice azalttığımızı görüyorum,

     Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Şu sıralarda öncelikli tercihimiz, pandemi döneminin yoğun etkisinin geride bıraktığı zor şartlarının yarattığı tüm olumsuzluklarla mücadele ederek sağlıklı kalabilmek ve sağlıklı bir yaşam biçimini sürdürebilmektir.

BİR TUTAM TEBESSÜM

SAZ ÇALMAYI BİLİR MİSİN?

   Hoca bir gün bir yemeğe davet edilmiş. Yemek sonunda yemektekilerden biri müziplik olsun diye hocaya sormuş:

   - “Saz çalmayı bilir misin hocam?”

   Hoca hemen, kendinden emin bir şekilde cevap vermiş

   - “Tabii ki Bilirim”, demiş”.

   “Buyur, Hoca çal bakalım” diyerek eline bir saz tutuşturmuşlar.

   Hoca sazı alıp tuhaf sesler çıkarmaya başlamış.

- “Saz böyle mi çalınır Hoca? Parmaklar perdeler üzerinde gezdirilir, mızrap tellere

vuruldukça da sazdan makamlara göre ses çıkar”, demişler.

   Hoca:

   - “Sazın Perdelerini bulamayanlar öyle çalar. Ben sazı elime alır almaz perdeyi buldum! Ne diye boşuna gezineyim”, diye cevabını vermiş.