ANNEMİN MEMESİNE YASLANMIŞIM.. 

Aylık rutin rehabilitasyona çıkıyorum.

Kendi koluma giriyorum, hadi Fundiş bir ben ve ben bir gezelim diyorum.

Önce Beyazıt kapısından Kapalıçarşı’ya gir, sağa sola bakına bakına gez, arka kapıya yürü ve oradan çık, bakırcılar çarşısına gir ve aşağıya yürüyerek Eminönü'ne git.

Program bu.

Evde mobilyalı 1940 yıllardan bir radyom var, ışığı yanıyor, radyo çalıyor ama pikabı çalmıyor.

Biliyorum ara sokaklarda, eski ve antika radyoları tamir eden radyo doktoru var.

İçeriye giriyorum, “merhaba, lambalı eski radyoları tamir ediyor musunuz?” diye soruyorum.

Gözlüğünün arkasından öyle bir bakıyor ki, bu sorunun ne kadar gereksiz ne kadar anlamsız olduğunu bir bakışla anlıyorum.

Radyonu seviyor musun diye soruyor, çok diyorum.

Benim için radyonu sevmen önemli, yoksa tamir etmem diyor.

Kadın dizisindeki, dünya tatlısı Doruk gibi çok çok çok çok seviyorum diyorum.

İnsan biraz doktordan korkar ya, ben de korkuyorum radyo doktorundan.

Hemen atağa kalkıyor, lambalı bir radyonun volume düğmesini çeviriryor, sarışın bir ışık bütün kadranı aydınlatıyor.

Londra, Berlin, Moskova, Strazburg aydınlanıyor ve gizemli bir ses geliyor. Bakınıyorum bu ses bütün radyolardan mı geliyor, yoksa tatliş yanaklı bu radyodan mı geliyor.

Ahhhh suratını sevdiğim, her biri kişilik sahibi radyolar, olmayan istasyonların şarkılarını çalarlar.

Otur bakalım diyor, madem bu kadar radyo seviyorsun biraz radyo dinleyelim, ben sohbet etmem, süremiz 7 dakika, sadece dinlerim diyor.

Emir büyük yerden.

Oturuyorum.

Susuyorum.

Bir şarkı çalıyor.

Annemin memesine yaslanan küçük bir kız gibi hissediyorum kendimi.

Canım annem memenin sütünü helal et diyorum.

O arada 7 dakika doluyor, usulca çıkıyorum.

Funda'nın aklındakiler..

... Özgecan Aslan, daha lise öğrencisi gencecik kız vahşice öldürülmüştü. 

Günlerce keder ettik, üzüldük, yandık, konuştuk, bilmeyen kalmadı. 

Kadere bakın, Özge'nin kuzeni Cemile de, 34 yaşındaki bu genç kadın, boşanma aşamasındaki kocası tarafından öldürülüyor.

Kadının boşanma nedeni şiddet ve borç. 

Kadını evlilik yıldönümü sana hediye aldım diye eve çağırıyor, boğazını maket bıçağı ile kesiyor, kıyma makinasına atarak parçalıyor.

Dahası var, cesedin bir kısmını, kenti mahalle mahalle dolaşarak farklı yerlerde ki çöp konteynerlarına atıyor, bir kısmını da gömüyor.

İnanılmaz değil mi, böylesine vahşet insanın kanını donduruyor.

Kadınları anlamak ne zor değil mi, asla suçlamak için yazmıyorum, anlamak çok zor diyorum.

Şiddet nedeniyle boşanma davası açtığın, dayak yediğin adamın evine hediye aldım deyip de neden gidersin.

Arkadaşının anlatımı ile Cemile her ayrılmak istediğinde adam kadını hamile bırakıyormuş.

Adam ile aynı yatak, ah be Cemile.

40 avukat davaya müdahil oluyor, cani şerefsiz, ömür boyu dışarıya çıkamasın

Allah belasını da verse yetmez ki.

Keşke idam olsa.

... Müge Anlı.

Programında harikalar yaratıyor, her sabah insana dair ne varsa, gerçek ne varsa hayattaki olmazları çat çat yüzlere vuruyor.

Katilleri, 

Ahlaksızlıkları, 

Aldatmaları,

Çocuklarını terk edenleri,

Ana ya da baba olamayanları,

Çakallıkları, 

Başkalarının paralarında gözü olanları, çalanları anlatıp duruyor. 

Nefesi kesiliyor, dilinde tüy bitiyor.

Geçen gün, ailesi onay vermemiş ama, 14 yaşında kaçarak evlenmiş kadın stüdyoya geliyor, "kocam beni aldatıyor" diye anlatıyor.

Müge kadının anlatılanlardan bir türlü anlamaz haline sinirleniyor, "neden okumadın, okusaydın, zorunlu eğitim var kardeşim, biz sınavlarda ter dökerken sen görümcenle kısır yiyordun" diye bağırıyor.

Akıllı mantıklı ve vefalı Müge Anlı, seni doğuran annen çok yaşasın.