"ALTILI MASANIN DÜNYAYI OKUMA KONUSUNDA BECERİKLİ OLDUĞUNU SÖYLEYEMEM

Micheal KUYUCU 12 Haz 2022

Hemen hemen her ülkede uzantısı olan bir parti. Liberal ekonomilere ve menfaat dünyasına menfaatsiz karşı gelen bir oluşum.

Hemen hemen her ülkede uzantısı olan bir parti. Liberal ekonomilere ve menfaat dünyasına menfaatsiz karşı gelen bir oluşum. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ile bir araya geldik. Açık ve net dobra dobra düşüncelerini dile getirdi. Üçüncü ittifak hakkında merak edilenleri, altılı masa hakkındaki gelecek projeksiyonunu ve seçimlerin kilit konusu HDP’yi konuştuk. Siyasilerden duymaya pek alışık olmadığımız cesaretteki bu açıklamalar onun vizyonu hakkında da önemli ipuçları veriyor.

“HDP’nin Amerikancı bir çizgisi olduğunu düşünüyoruz”

HDP ile yapılan toplantı çok ilginç bir toplantıydı. TKP, Sol Parti ve EMEP, sol için üç ana damardır. HPD solu yedeklemeyi beceren bir parti. Görüşmelerde bunu dile getirdiler. O masa aslında ‘ayrı ayrı bir şey yapmasanız da hep beraber bir şey yapsak’ diyen örgütlerin çabasıyla ortaya çıktı. Bizim aslında o toplantıya hep beraber gitme eğilimimiz vardı, sözümüzü söyleyip ayrılmak istiyorduk. Sol Parti gelmeyince bizim katılmamız olay oldu. O toplantı bir ittifak çağrısı değildi. Ortada bir ittifak yok hala. HDP ‘memleket nereye gidiyor, biz birlikte ne yapabiliriz’ diye çağırdı bizi o toplantıya. ‘Sözümüzü söyleriz, anlatırız’ dedik.

Hala orada bir ittifak kurulmuş değil ve herkesin beklentisi farklı. Biz geçen yıl bu görüşmelere başlarken CHP’den alternatif bir yapı kuralım dedik. Biz ilkelerde anlaşalım, sonra gidelim kim iş birliğine girecekse onla bir iş birliği yapalım istedik. TKP dedi ki ‘biz HDP’nin Amerikancı bir çizgisi olduğunu düşünüyoruz, piyasacı bir yaklaşımı olduğunu düşünüyoruz, laiklik konusunda çok geri bir noktada olduğunu düşünüyoruz. Öyle bir metin çıkaralım ki kim arkasında durursa o metnin bizde oturalım’. Ama burada böyle bir yaklaşımı sonuna kadar götüremedik. Metni açıklayamadık. Bizim HDP ile katıldığımız ilk toplantıda ‘laiklik konusunda ne yapabiliriz’ dedik, ‘tarikatlar konusu’ dedik. HPD hemen ‘böyle demeyelim’ dedi. Olmaz, imkânsız. Hepimiz emperyalizme karşıyız dersiniz, NATO dersiniz bize ‘imkânsız’ derler.

“Millet İttifakı “Biz seçimi aldık” diyor”

AK Parti’nin Kürt hareketine ihtiyacı var. Kişisel bir şey söyleyeceğim, bence onlar Suriye yolunda biraz daha yol alıp, “biz bu işi bitirdik, Kürt yurttaşlarımızla kucak açma vakti’ diyecek, demesi de gerekir. Bunun HDP içinde alıcısı olur mu? Göreceğiz. Seçimler vaktinde olacaksa bunu yapmak zorundalar. Bunu CHP de biliyor.  Her şeyin her zaman olabileceği bir ülkedeyiz. Şu an Türkiye’de her şey zorlaştı. Mesela Millet İttifakı “biz seçimi aldık” diyor.  Ben mesela baktığım zaman nasıl bu kadar rahat oluyorlar, hiç anlayabilmiş değilim. Hiç öyle değil. Erdoğan’ın elinde çok güçlü kartlar var. Halk açısından tarihin en ağır krizi var ama buna rağmen Erdoğan oyun kurmaya başladı. Bunun ürünlerini alabilir. En azından sermaye ile ve batıyla ilişkisini yavaş yavaş düzeltiyor.  Orada çok zeki davranıyor. Her şeyi vermiyor.

“HDP bir şey elde etmeden neden sonsuz destek versin?”

Kürt hareketine dönecek olursak, Millet İttifakının CHP ile girdikleri bir ilişki var. Belediye seçimlerinde de açıktı bu. Ama masada İYİ Partinin olması işi zorlaştırıyor. Bunu nasıl çözecekler? Çözmek zorundalar. HDP de enayi değil, bir siyasi oluşum olarak var.  Bu kadar oy potansiyeli var ve kilit durumda. Niye hiçbir şey vermeden, elde etmeden sonsuz bir destek versin? Buna izin vermeyeceklerdir. Bu yüzden Türkiye’de çok ilginç bir süreç olacak. Mesela ben size ilginç bir şey söyleyeyim; Anlaşmaları zor olacaktır! HDP için de ben öyle kolay olacağını düşünmüyorum.

“Sorun “Sistem”

Sermayenin egemenliğinin sürdüğü ve hatta pekiştiği bir süreçte özgürlük ve demokrasi adına bir süreç olacak mı? Türkiye’nin daha NATO’cu bir sürece gittiği bir dönemde. Erdoğan sonrası bir dönemde Türkiye özgürleşir mi ya da demokratikleşir mi sorusunun da yanıtı yok. Sorunların kaynağında sistem var. Bu sistem tarihinde ilk kez bu kadar çaresiz duruma düştü. Size bir örnek vereceğim, konut yapacağım diyorlar, izliyorum. Ne deniyor? ‘Devlet yapsın’ deniyor, ‘özel sektör yapmasın’ deniyor. Tarım tartışılıyor ‘plan’ denmeye başlandı. Bunları diyenler bir yandan da ‘şimdi sosyalizmin zamanı değil’ diyorlar. Şimdi öyle bir hale geldik ki, bugünkü Türkiye’de bu sorunlar yumağının hepsi toplumsal sistemle ilgili.

“Piyasacı bir programı desteklemeyiz”

Altılı masadaki durum da enteresan. Kılıçdaroğlu illa aday olacaksa eğer, masadakiler ‘sadece Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklamayız kabineyi de programı da açıklayalım’ diyorlar. Şimdi Babacan’ın, Davudoğlu’nun, Karamollaoğlu’nun kabine üyeleri ya da cumhurbaşkanı yardımcıları olarak halka prezante edildiği, tamamen NATO’cu piyasacı bir programı Erdoğan gidecek diye TKP destekleyecekse o zaman TKP’ye ne ihtiyaç var bu ülkede? Karamollaoğlu istediğini yapsın, istediği taklayı atsın, bizim için bellidir, Babacan bellidir. Kılıçdaroğlu’nun hayatı boyunca özgür ve demokratik bir Türkiye ile yan yana gelmeyen kişilerin içinde yer aldığı bir koalisyonu sırf Erdoğan gitsin diye desteklersek yeni bir vaka ile karşılaşacağız.

“Altılı masa ile Türkiye altı ayda beter olur”

İstikrarlı bir kapitalizm mümkün mü? Hayır! Böyle bir şeyin olmadığını hep beraber gördük. Ama öte yandan da sömürü olsun, eşitsizlik olsun ama istikrar olsun tercih etmem.  Kapitalizm krizle sorun üretmese biz neden uğraşalım. Seçim sabahı diyelim ki Erdoğan yeniden kazandığında, ilkelerimizle bu toplumun karşısına çıkacak yüzümüz olsun isteriz. Ya da muhalefet kazanırsa, altı ay içinde ülkeyi getirdikleri hal karşısında, ‘biz demiştik’ demeyiz. Ama buna hazır olun, bu muhalefet iktidara gelirse, Türkiye altı ay içerisinde bugünkünden daha beter hale gelecektir. Net söylüyorum. Mümkündür.

Bugünkü dünyada, bu koalisyonun, bırakın özgürlük ve demokrasiyi - bu dediğim  AK Particilik değildir- çelişkileri ile altılı masanın bugünkü dünyayı okuma konusunda çok becerikli olduklarını söylemeyeceğim. AK Parti dağılmazsa eğer, çünkü AK Parti içinde ‘bırakalım gelsinler daha güçlü dönelim” diyenler de var. Bu iktidara alışmış bir parti için zor durum ama, AK Parti muhalefet yaparsa, bu altılı koalisyon için altı ay demek bile çok iyimser olur.