104 MASKE BİLE BU HASTALIKLI ZİHNİYETİN BULAŞICILIĞINI ENGELLEMEZ

Ekin GÜN 06 Nis 2021

103 pardon 104 emekli amiralin bildirisinden önce bugünkü köşe yazımda Türkiye’deki elitizm meselesinden bahsedecektim. Özetle, ülkede kendine “elit” diyenlerin aslında “elit” olmadıklarını, kendilerini halktan ayrıcalıklı görmelerinin “elit” sayılamayacağının ve halkla beraber halkı dönüştürücü bir elit kesimimizin olmamasının en büyük problemlerimizden biri olduğuna vurgu yapacaktım.

Gerek kalmadı, 104 tekaüt amiralin darbeci zihniyeti çağrıştıran, halka üstenci gözle bakma hastalığından kurtulamamış, siyasete ayar verme amacı güden bildirisi bir gece yarısı gündeme düştü.

Torun sevecek yaşta insanların hala daha bu hastalıklı zihniyetten kurtulamamış olmasına şaşırmıyorum. 104 tane ıskartaya çıkmış adamın böyle bir bildiriyi kamuoyunun “ifade özgürlüğü” olarak yorumlamayacağı, muhtıraları çağrıştıracağı ve gece yarısı dolaşıma sokulmasının da pek iyi niyetli sayılamayacağını düşünmemiş olacaklarına inanmıyorum.

Savunmaları da komik zaten, “halkımızı bilgilendirdiklerini” söylüyorlar. Açıkçası bir kerelik gelmiş olduğum şu hayatta emekli amirallerin “halkı” değilim, olmaya da niyetim yok. Önce kendimin halkıyım, daha sonra temel hak ve özgürlüklerimi koruması için vekalet verdiğim seçilmiş iktidarın.

Çünkü biliyorum ki, sandık dönemi önüme geldiğinde beğenmediğim siyasetçiyi değiştirebilirim ama gücünü rütbelerinden ve bir zamanlar eline almış oldukları silahtan alan bürokratları değiştirme gücüm yok. Tekaüt olmalarına rağmen kendilerini hala daha halkın üstünde görenler ve “aksi halde…” diye başlayan cümlelerle kaos ortamını ima edenlerle paylaşacağım bir şey yok, tehdit içerikli bildirilerle de seçmiş olduğum siyasal iktidara ayar verilmesini kabul etmem mümkün değil.

Bu sadece 104 emeklinin Fenerbahçe ya da Harbiye orduevlerinin kafe ve restoranlarında Meral Akşener’in dediği türden yapmış oldukları bir “zevzeklik” değil. Bu hastalıklı bir zihniyet. Yıllar geçse de, dönemler değişse de bu hastalıklı darbeci/muhtıracı zihniyet varlığını sürdürüyor. Benim kişisel mücadelem de yaşadığım bu ülkede birilerinin çıkıp bu çukur zihniyetleriyle benden “üstünmüş” gibi davranmasına karşı çıkmak.

Çünkü siyasetçinin memuru olmayı, sıradan bir insanla bir türlü eşitlenmeyi başaramıyor bunlar. Seçtiğim siyasal iktidara da akıl verecek kadar hadlerini aşmayı kendilerine hak görüyorlar, sanki birileri tarafından onlara toplumu “aydınlatma” görevi verilmiş gibi. “Aydınlamadan” anladıkları da tehdit içerikli bildiriler. Bir de “yazılı uyarı” diyerek sevimli göstermeye çalışıyorlar, muhtıra dediğimiz şey de yazılı oluyor zaten.

Kovid-19’un bulaşma riskini maske ne kadar ortadan kaldırıyor bilmiyorum ama bu darbeci zihniyete 104 maske de takılsa öyle ya da böyle fırsatını bulduğu anda yayılıyor, mesele bu zihniyet bataklığını kurutmak, canları sıkıldığında bir bildiriyle siyasete ayar veremeyeceklerini, hudutlarını bilmesi gerektiklerini öğretmek de saklı.

Robot süpürge terbiyecisi

Sabah yazarı Melih Altınok dertli. Kovid-19 günlerinde temizliğini tek başına yapmaktan memnun gibi gözükse de içten içe pek öyle olmadığını hissediyorum.

Biliyorsunuz geçen haftalarda vaka sayısının en az olduğu mavi renkli şehirlere yazı dizisi hazırlamak için gitmişti, Mavi Vatan’dan dönüşte getirmiş olduğu yöresel yiyecekleri koltuğuna döktüğümden dolayı az da azar işitmedim, aramızda kalsın başta da dediğim gibi, pek memnun değil evini kendisinin temizlemesinden.

Geçen gün yine elim boş uğradığımda bir baktım robot süpürge almış ve evi süpürme görevini ona devretmiş. Kaplumbağa terbiyecisi gibi poz da vermeyi ihmal etmedi: Robot süpürge terbiyecisi Melih!

Anlamadığım herhalde evde gizli bir şeyler olacak ki robot süpürgenin peşinde dolaşıyor, o yerleri keşfetmesin diye süpürgenin girip çıktığı her yeri kontrol ediyor. Kitaplığında bulunan kırmızı hurcun içinde neler var merak etmiyor da değilim hani…

Laf aramızda Orhan Pamuk’un Veba Geceleri’ni benden önce bitirdiği için de ayrıca kıskandım, hıncımı da kısık ateşte yeni yapmış olduğu kuzu haşlamasından aşırarak aldım, hepsini ona yar etmedim anlayacağınız. Hakkını vereyim hadi, çok lezzetli olmuştu.

Yine de hırsımı alamadım robot süpürgeyi terbiye ederken ki fotoğrafını ifşa ediyorum, hodri meydan…