'RUM YÖNETİMİ KKTC'NİN TEKLİFİNİ DEĞERLENDİRMELİ'

Güncel Cuma 19 Temmuz 2019 15:15

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Nikos Hristodoulidis'in  "zaman kazanmaya yönelik açıklamalar" yaptığını ifade eden Dönmez, "Kıbrıs Rum Yönetiminin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne ortak çalışma komitesi kurulması teklifini ciddi bir şekilde değerlendirmesi lazım. Ancak uygun ortamda diyalog içerisinde bu sorunların çözülebileceğini biz de düşünüyoruz" dedi.

'RUM YÖNETİMİ KKTC'NİN TEKLİFİNİ DEĞERLENDİRMELİ'

Seda ŞİMŞEK / ANKARA

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez,  Doğu Akdeniz’deki son durumu değerlendirdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ortak komite kurulması teklifini Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ciddi bir şekilde değerlendirmesi gerektiğini belirten Bakan Dönmez, sorunların diyalog yoluyla çözülebileceğini dile getirdi. Dönmez, Oruç Reis sismik araştırma gemisinin önümüzdeki ay içerisinde bölgede olacağını açıkladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri bir gurup gazeteciye değerlendirdi. Bakan Dönmez, şunları söyledi:

“ORUÇ REİS AKDENİZ’DE SİSMİK ARAŞTIRMALARINA DEVAM EDECEK”

“İlk gemimiz Fatih (Kıbrıs) Ada’nın batısında. Orada bir aylık daha programı var ve çalışmalar devam ediyor. Fatih şu anda deniz seviyesinden itibaren yaklaşık 5 bin metrelerde. İkinci gemimiz de yeni yola çıktı, lokasyona da geçtiğimiz hafta ulaştı. Gerekli kontrolleri yaptıktan sonra birkaç gün içerisinde orada da sondaj fiilen başlamış olacak. Onun da yaklaşık üç aylık bir programı var. Yavuz’un gittiği bölge, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye Petrollerine vermiş olduğu ruhsat sahası, Karpaz adlı ruhsat sahası. Barbaros sismik araştırma gemimiz de öteden beri zaten yine Ada’nın etrafında sismik çalışmalarına devam ediyor, o da Ada’nın biraz daha güneyindeki bölgede. Geçtiğimiz günlerde açıkladık, MTA’ya ait Oruç Reis sismik arama gemimiz Karadeniz ve Marmara’daki görevlerini tamamladıktan sonra o da en kısa süre içerisinde yine Akdeniz’de sismik araştırmalarına devam edecek.  Fatih şu anda deniz seviyesinden itibaren yaklaşık 5 bin metrelerde.”

“HAZIRLIKLAR YAPILIYOR”

“(Oruç Reis’in Akdeniz’de yapacağı sismik araştırmalar) Oruç Reis önümüzdeki ay içerisinde bölgeye gitmiş olur. Gemimiz hem iki boyutlu hem de üç boyutlu sismik yapma kapasitesine sahip. Şu anda iş planları ve nerede çalışılacağı üzerine hazırlıklar yapılıyor. Biz prensip olarak bölgeye gitmesini uygun gördük. Oruç Reis yüzde 90’ı yerli ekipmanla yapılmış bir gemimiz. Kendi tersanelerimizde yapıldı. Karadeniz’de çalışmalarını yaptı, birkaç aydır Marmara Bölgesinde çalışmalarını yapmıştı, şimdi oradaki görevi bitti, güneyde bizim sismik yapmadığımız bazı bölgelerimiz vardı, o alanlara yönlendireceğiz.”

“RUM YÖNETİMİNİN KKTC’NİN 
TEKLİFİNİ DEĞERLENDİRMESİ LAZIM”

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti, Rumlara ortak bir komite kurulmasını ve Ada’nın doğal kaynaklarını hakkaniyetli bir şekilde, adil bir şekilde paylaşımı için görüşmelere başlamasını teklif etti. Nitekim Dışişleri Bakanlığımız da bu görüşme teklifini olumlu bulduğunu da söyledi. Fakat aradan birkaç gün geçtikten sonra oradan biliyorsunuz bir olumsuz yanıt geldi.”

“DİYALOG İÇİNDE 
SORUNLAR ÇÖZÜLEBİLİR”

 “(Güney Kıbrıs Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Nikos Hristodoulidis’in açıklamaları) Dün (önceki gün) yapılan, Rum Dışişleri Bakanının yapmış olduğu açıklama, Türkler olmalı, işbirliği yapılmalı mahiyetindeki açıklama. O zaman ilk teklifi hem reddedip hem arkasından bu teklifi yapması doğrusu bir çelişki olarak değerlendiriyorum. Normalde biliyorsunuz bir komite çalışmalara başladıktan sonra ihtiyaç halinde garantör ülkeler masanın etrafında bulunabilir ki Türkiye Cumhuriyeti de garantör ülkelerden birisi. Sayın Cumhurbaşkanımız da eğer burada bir söz söylenecekse iki tarafın dışında garantör ülkelerin Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan ve İngiltere’nin söz söyleme hakkı olduğunu söyledi. Öncelikle Kıbrıs Rum Yönetiminin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ortak çalışma komitesi kurulması teklifini ciddi bir şekilde değerlendirmesi lazım. Ancak uygun ortamda diyalog içerisinde bu sorunların çözülebileceğini biz de düşünüyoruz. Öteden beri Rum Yönetimi Ada’nın tek sahibi, tek hakimi gibi davranmış. Orada yaşayan soydaşlarımızın haklarını maalesef dikkate almadan bu tek taraflı adımlarını atmıştı. Baktığınızda Ada’nın yeniden birleşmesine dönük adımlarda Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan soydaşlarımız hep pozitif yaklaştı.”

“AB, KKTC’NİN ÖNERDİĞİ 
TEKLİFE ÇOK SOĞUK DEĞİL”

“Annan Planını kabul eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti oldu. Ama biliyorsunuz Rum Yönetimi reddetti. O gün o plan kabul edilmiş olsaydı, belki bugün bu tartışmaların birçoğuna şahit olmayacaktık. Şimdi yine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafı inisiyatif kullanarak gelin birlikte ortak komite kuralım ve bu Ada’nın yeraltı kaynaklarının paylaşılmasından işletilmesine kadar bütün süreçleri birlikte değerlendirelim, bir mutabakat sağlayalım ve bundan sonra o şekilde ilerleyelim teklifi son derece olumlu. Avrupa Birliği tarafı da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önermiş olduğu bu teklife çok soğuk değil. Ancak maalesef oradan bir ret kararı geldi. Dün (önceki gün)  itibariyle Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı’nın açıklamasının biraz zaman kazanmaya dönük olduğunu düşünüyorum. Önemli olan, en ciddi teklif Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ortak komite teklifidir. Orada taraflar bir araya gelir, ihtiyaç halinde garantör ülkelerde sürece katkı sağlamak için bulunabilirler, tabii bunda bir mahsur yok.”

“RUM YÖNETİMİNİN 
TÜRKİYE’Yİ DENKLEM DIŞINDA BIRAKMAK İÇİN BİRTAKIM ADIMLARI VAR”

“Öteden beri Rum Yönetiminin, özellikle bizim oradaki arama ve araştırmalarımızı yoğunlaştırdıktan sonra Türkiye’yi denklem dışında bırakmak için birtakım adımları var. Hatta bölge dışı aktörleri de kullanmak suretiyle bu adımlarını atıyorlar. Biraz oyalamaya dönük olduğunu düşünüyorum. Ama bunları, yani sorunları halının altına süpürerek çözüme ulaşma imkânınız yok. Tekraren söylüyorum Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ortak komite kurulması teklifi, son derece pozitif bir yaklaşımdır. Öncelikle Rum Yönetiminin bu teklifi ciddi bir şekilde değerlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz zaten gereken desteği bu süreçte de vereceğiz. Bir oldu-bittiye getirmesini doğru bulmadığımızı defaatle söyledik. “

“KENDİ BİLDİKLERİNİ 
YAPMAYA DEVAM EDİYORLAR”

“Orada uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı söyledik. Ama maalesef bunlar kendi bildiklerini yapmaya devam ediyorlar. Madem onlar o yolu tercih ediyor, Türkiye olarak biz de hem Ada’da yaşayan soydaşlarımızın haklarını hem de kendi ruhsat alanlarımızda petrol ve doğalgaz aramaları, üretimlerine de sonuna kadar gideceğiz. Zaten attığımız adımlar da herhalde bunu tüm dünyaya göstermiştir. Orada iki tane araştırma gemimiz olacak, iki tane de sondaj gemimiz olacak. İyi ki de almışız bu gemileri. Milli kaynaklarımızı, büyük oranda da kendi insan kaynağımızı kullanıyoruz. Ciddi bir birikim ve deneyim de kazanıyor ekibimiz. İnşallah en kısa sürede o kaynaklara ulaşma imkânına da sahip oluruz. Tabii her türlü bilimsel pozitif çalışmalar yapıldıktan sonra, yani bu sismik dataların değerlendirilmesi hakikaten yığınlarca datayı analiz etmenize ve ciddi bir zamana da ihtiyaç doğuruyor. Bir yerde, biz onu zaman zaman söylüyoruz, hani MR filmlerinin bir radyolog tarafından tetkiki-tahlili gibi, bizim sondajlarımız da bir yerde biyopsi alma gibi diyoruz. Bunu söyleyince vatandaş biraz daha rahat anlıyor. Bu çalışmalara inşallah bu şekilde devam edeceğiz, kararlıyız. Zaten gerek Silahlı Kuvvetlerimizin gerekli unsurları, gerekse Dışişleri Bakanlığımız gerekli birimleriyle de Bakanlığımız sürekli koordinasyon ve iletişim içerisinde.”

“TEKLİFİMİZİN ARKASINDAYIZ”

“(Rum Enerji Bakanının açıklaması) Bizimle bir irtibat söz konusu değil şu anda zaten. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yok varsayarak böyle bir şeyi teklif etmesini biz doğru bulmuyoruz. Ortada bir ciddi teklif var, bir araya gelsinler. Çünkü Ada’da yaşayan iki kesimin temsilcileri onlar. Bunlar bir araya gelsin.  Biz de ihtiyaç halinde garantör ülkeler olarak zaten masada olur ve sürece katkı sağlarız dedik. Biz hala teklifimizin arkasındayız.”

“GAZLARIN PAZARA EN YAKIN ULAŞABİLECEĞİ YER TÜRKİYE”

“(Kıbrıs’ta diğer ülkelerle iş birliği olasılığı) Petrol arama-üretim faaliyeti farklı, iletilmesi, taşınması farklı. Bulduktan sonra en kısa yoldan pazara ulaşması lazım. Doğu Akdeniz’deki gazların pazara en yakın, en ekonomik ulaşabileceği yer aslında Türkiye, Anadolu üzerinden ulaşabilir.  Diğer ülkelerle ortak çalışma konusuna gelince, Türkiye Petrolleri bazı şirketlerle zaten görüşme yapıyor, orada belki bazı adımlar da, ortak projeler de geliştirilebilinir. Ama şimdiden tabii isimleri açıklamak doğru değil, ama bazı görüşmeleri Türkiye Petrolleri’nin var.”

“HEDEF NOKTAYA ULAŞMADIK”

“(Rezerv bulunduğu iddiası) Çalışmalarımız devam ediyor. Hedef noktaya da ulaşmadığı için bugünden bir şey söylemek erken açıkçası. Bir şey bulunca da zaten açıklayacağız. Onun için mi yaptılar haberi onu bilmiyorum doğrusu, birtakım tahminlerim var, ama burada söylemek doğru değil. Fakat henüz daha işlemlerimiz devam ediyor, belki bir üç-dört haftalık daha işimiz var Fatih Gemisinin...  (AB yaptırımları sonrası) böyle bir provokasyon da kokuyor olabilir, bize de biraz öyle geldi. Ama henüz söylemek erken, devam ediyor çünkü, yani hedef noktaya ulaşmadık çalışmada.”

‘ADA’YA GİDECEĞİZ’

“(Rum kesiminin Türkiye karşıtı faaliyetleri ve AB’nin yaptırım kararı) Avrupa Birliği’nin birkaç maddelik bir yaklaşımı var. Dışişleri Bakanımız da zaten söyledi, çok önemli değil dedi. Orada tabi sondaj gemisinde çalışanlara dönük birtakım tehditler oldu, ama hukuken mesnetsiz bir açıklama olarak değerlendiriyoruz. Çalışmalarımız orada devam ediyor, herhangi bir aksaklığa da neden olmuş değil. Şu anda yakın vadede bu anlamda bir tehdit yok, arkadaşlarda bir yılgınlık da yok. Gemideki arkadaşlarla da zaten sürekli arkadaşlarımız haberleşiyorlar, görüşüyorlar. Ben de ilk fırsatta ziyaretlerine gideceğim, Ada’ya gideceğiz, ondan sonra da kendileriyle görüşeceğiz. Bir sıkıntımız yok o anlamda.”

‘OKUMALAR VE HESAPLAMALAR YAPILIYOR’

“(Rezerv miktarı) ilk keşif sondajından sonra ortaya çıkacak bir şey. Yukarıdan tabii formasyon, birtakım ölçümler yapılmak suretiyle bir rezerv büyüklüğü tespit edilse de, gaz var mı-yok mu, petrol mü var-yok mu, buna bakılıyor. Oradaki gazın basınç değeri üzerinden birtakım okumalar ve hesaplamalar yapılıyor. Onun için bugünden 100, 200, hatta şöyle: Mesela ExxonMobil biliyorsunuz Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden 10. blokta almış olduğu sahada keşif yaptığını söyledi, iki kuyu açtı. Bir aralık verdi, 125-300 milyar metreküp arasında. İki kuyudan sonra bile çok geniş bir aralıkta açıklama yapıyor, işin doğasında da bu böyle. Orada arama kuyularını çoğaltmadan, yani ilave birtakım sondajlar yapmadan hesaplamaları net olarak kimse veremiyor. O açıdan bugünden rakam vermek son derece yanıltıcı olur.”

‘KARARLI OLDUĞUMUZU GÖRDÜLER’

“Bunlar aslında yıldırma operasyonları, durdurmak maksadıyla yapıldığının biz gayet farkındayız. Ama bizim kararlı olduğumuzu gördüler, birinci gemi değil ikinci gemi de lokasyona vardı şu anda, iki tane sismik gemimiz orada. Eğer hakikaten barış ve huzur hakim olsun isteniyorsa bölgede, tarafların bir araya gelip bu sorunu çözecek adımları atması ve diyalogu başlatmasının son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Geçmişteki takındıkları tavırların kendilerine zarar getirdiğinin farkındadırlar, yani Annan Planı o tarihlerde bitmiş olsaydı bugün bu konuların hiçbirisini konuşmayacaktık. Ama Rum Yönetimi hala Ada’nın tek hakimi, tek söz sahibi olduğunu düşünerek bu açıklamaları yapıyor.”

‘DOĞRU OLMADIĞINI 
SÖYLEMİŞTİK’

“Avrupa Birliği’ne girerken de Türkiye’nin ciddi itirazları vardı. Normalde sınır problemi yaşayan bir ülkenin üye yapılmasının doğru olmadığını, kendi mevzuatlarına ve kuralarına aykırı bir işlem yapıldığını, bunun ileride Avrupa Birliği’ni de sıkıntıya sokacağını, Ada’da bir çözüm bulunmadan üyelik işlemlerinin doğru olmadığını o zaman da söylemiştik. Nitekim o günden bu yana Kıbrıs Rum Yönetimi Doğu Akdeniz başta olmak üzere Avrupa’da özellikle Türkiye’yle ilgili konularda sürekli itiraz ederek Avrupa Birliği’yle Türkiye’nin ilişkilerini, ticaretini de olumsuz etkiliyor. İnşallah Avrupa Birliği yeni yönetimi de bunları yeniden değerlendirir ve doğru kararlar alır.”

‘HER ÜLKE KENDİ 
MENFAATLERİ 
DOĞRULTUSUNDA HAREKET ETMEK ZORUNDA’

“Her ülke kendi menfaatleri doğrultusunda hareket etmek zorunda. Türkiye olarak biz nasıl menfaatlerimizi koruyorsak, Avrupa Birliği de. Ama bu coğrafyadan gitmeyeceğimize, taşınmayacağımıza göre, yıllardır birlikte beraber yaşadığımıza göre, iyi komşuluk ilişkilerinin devamının hem birliğin, hem de Türkiye’nin lehine olduğunu düşünüyoruz. Zaten coğrafyamızda, bölgemizde, yıllardır bitmeyen, kesilmeyen hem terör faaliyetleri, hem de iç savaşlar bölgenin ciddi anlamda gelişmesini olumsuz etkiledi, sadece bölgede kalmadı bu sorun, göçmen sorunu başta olmak üzere Avrupa da bundan ciddi anlamda muzdarip. Demek ki bu bölgede aslında sükûnet sadece bu bölgedeki yaşayan ülkeleri ilgilendirmiyor, komşu ülkeleri, bölgeleri de yakinen ilgilendiriyor. Hidrokarbon kaynakları açısından, enerji kaynakları açısından da yine bu bölgeler kritik bölgeler. Avrupa Birliği de bizim gibi enerjide dışa bağımlı bir bölge. Birçok ülke kendi enerjisini ithal etmek zorunda. Bu bölgelerdeki sükûnet, istikrar herkesin lehine. Onun için Doğu Akdeniz’de bu anlamda bir sorun çıkmasını biz de arzu etmiyoruz açıkçası.”

‘YOL HARİTASI 
BELİRLENECEK’

“(Münhasır ekonomik bölge) Bu konuda yetkili kurumumuz Dışişleri Bakanlığımız. Bunlarla hem bizim Bakanlığımızın uzmanları, hem de Milli Savunma Bakanlığımızın uzmanları (çünkü bu işin güvenlik boyutu da var) biraya gelip bu konuyu değerlendiriyorlar, çalışmalar henüz neticelenmedi. Sonrasında tabi şüphemiz hükümette ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde de bu değerlendirilecek ve ona göre de bir yol haritası belirlenecektir.”