TDV Gazetebirlik

"HUKUKİ CAHİLLİK"

Röportaj Pazartesi 03 Mayıs 2021 09:10

TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, ABD Başkanı Joe Biden'ın 1915 olaylarına ilişkin yayımladığı mesajındaki "sözde soykırım" ifadesine ilişkin, "O taraftan bize bu suçlamayı getirenler açısından hukuki bir cahillik var. Bunu soykırım olarak adlandırabilmemiz için elde geriye yürüyebileceğimiz bir hukuki zemin olması lazım yok, hayır bu hukuki zemin yok. Osmanlı Devleti'nin yaptıkları hiçbir şekilde bir hukuksuzluk içermiyor" dedi.

"HUKUKİ CAHİLLİK"

TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, “Osmanlı Devleti Ermenilere karşı soykırım işlememiştir, tersi bize karşı işlenmiş olabilir bu suç ama Osmanlının işlemesi söz konusu değil” diye konuştu.

NEŞE BERBER / ANKARA

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu,  ABD Başkanı Joe Biden’ın sözde Ermeni soykırımı açıklamasını YeniBirlik’e değerlendirdi. Feyzioğlu’nun sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:

-ABD Başkanı Joe Biden'in soykırım ifadesini kullanmış olmasını Uluslararası Hukuk açısından nasıl değerlendireceksiniz?

-Hiç vazgeçmediler yani 1.Dünya Savaşı sonrası Sevr, hiç vazgeçmediler. Bunlar emperyal devletlerin Türkiye üzerinde senaryoları. Bugün Türkiye üzerine konuşup bir senaryo yazılmadığını düşünen saf değil ahmak ne derseniz deyin varsa böyle işte. Bugün de Türkiye üzerine pek çok senaryo yazılıyor, bizim görevimiz her seferinde onları boşa çıkarmaktır. Bu senaryonun içerisinde Türkiye'yi maşa olarak kullandıkları alçak bölücü örgütü PKK eliyle bölme girişimleri çerçevesinde Suriye'nin kuzeyinde, Irak'ın kuzeyinde kurulmak istenen devletimsilere, devletimsi diyorum, hiç bir zaman kurdurmayacağız. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yürüttüğü çok esaslı, askerimizin büyük kahramanlık sergiledikleri bir mücadele var.  ABD Başkanı Biden'in soykırım demesi 1915 olaylarına öncelikle ifade edeyim ki kendi iç politikası çerçevesinde seçmene selam.

-Evet bunu seçim çalışmaları yapılırken bir vaad olarak verdi kendi seçmenine fakat ABD Dışişleri Bakanı zaten bunu bir seçim vaadi olarak vermişti niye şaşırıyorsunuza gelen bir açıklama yaptı.

-Şöyle şimdi şundan kırgınlık onu söyleyim, şundan şaşırma yok. ABD'nin bizim iyiliğimizi istediğini düşünmek bu kadar yaşadıklarımızdan sonra, herhalde çok akıllıca olmaz. Bir projeleri var, bir senaryoları var, İngiltere'nin bıraktığı işi tamamlamak isteyenler var Amerika Birleşik Devletleri'nin içinde. Kuşkusuz bunlar zaman zaman işte başvuruyor, filizleniyor, güçleniyor. Yani devletlerinin içinde güçlü bir kanat hala zihni İngilizin Sevr'inde onu unutmayalım. Bize düşen bunlara yol vermemek tam da bu noktada milliyetçilik önemli. Bugün bize ne için milliden söz ediyorsun? Sen niçin milliyetçilikten söz ediyorsun? Milliyetçilik ırkçılıktır, bölücülüktür, faşistliktir vesaire diyenler var ya, bunların ağababalarının hepsi aslında milli devlet. Kendi milli menfaatlerini korumak için bunu yapıyorlar ama bize dönüyorlar diyorlar ki; sen neden milliyetçisin? Sen niçin millisin? Sen çağdaş ve modern ol. Çünkü bizim milliyetçilik anlayışımız bu devlete devşetim diyor, bu vatana vatanım diyor ve kendi şahsi menfaatlerinin üzerinde gören herkese benim milletimin asli unsuru sen demektir. Mustafa Kemal Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı bu zaten. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesindeki milliyetçilik anlayışı bu ama bize bunu sen böyle olmamalısın, sen modern olmalısın, sen Avrupalı olmalısın diye, Avrupa'nın en milli devletleri ve en milliyetçilik yapan devletleri söyler bunu. Neden? Çünkü bizim harcımız bu, Türkiye'nin harcını kırmak için söylerler, betonunu çatlatmak için söylerler. İnanana bazı saflar da Türkiye'de buna inanır modern olmak adına derler ki; tamam bu bizim için ilkelliktir. Asıl ilkellik kendi milletinin menfaatlerini bu emperyaller peşkeş çekmektir.

-Metin Bey gerçekten şu anda Türkiye'de hangi insan olursa olsun, vatan, millet, bayrak olgusu, sevgisi olmazsa neler olabileceğini en kestirmeden Suriye'deki sınırımızda görebilirler değil mi?

-Bunu her gün yaşıyoruz. Başa dönün Türkiye'ye yönelik senaryoların bir devamıdır. Evet iç politika sebebiyle belki telaffuz etmiştir. Hadi şaşkınlık kırgınlık şaşkınlık değil, bu güne kadar aday olan başkanlar ya da seçilemeyen tüm adaylar ABD'de hemen hemen hepsi bildiğim kadarıyla bunu tanıyacağız der. Fakat Regan'dan bu yana ilk kez bir Amerikan başkanı bu dediğini telaffuz etti. Seçim vaadini gerçekleştirdi. Taç giyen baş akıllanır diye bir söz var akıllanmamış. Yani seçilene kadar oradaki oy anlamında azınlıkların her birine bir gül vermek zorunda olabilir, öyle hissediyor olabilir. Ama iktidara geldikten sonra Türkiye'yi karşımıza almak, Türkiye'yi kırmak, Türk milletinin öfkesini çekmek bunlar mı? Yoksa bu vaadin yerine getirilmesi mi? Diye tarttıklarında daha akıllı bir tercih yapılır, bu akıllı bir tercih değil Amerika açısından.

-Biz Türkiye olarak, hukuki olarak baktığımızda nasıl adımlar atmalıyız?

-Şimdi şunu ifade edeyim daha önce başka ülkelerde parlamentoları bunu kabul etti, maalesef tamamen siyasi yürüyor, diasporanın Ermeni Diasporasının oy potansiyelini kullanarak yürüttüğü bir propaganda. Tabii nereye varmak istiyor? Bunu böyle telaffuz eden parlamentolar, yabancı parlamentoların milletvekilleri, devlet başkanları siyasi davrandılar tamam ama Ermeni Diasporası nereye varmaya çalışıyor? Burada tabii Ermeni demiyorum bakın buradaki sivil insanları, hele hele kendi vatandaşlarımızı hiçbir şekilde hedefe koyacak bir üslubu kullanmamak lazım, istedikleri bu zaten. Istediklerini boşa çıkartmak için biz inadına kendi milli manevi değerlerimiz çerçevesinde ve anayasamız çerçevesinde kucaklayıcı olmalıyız ama Ermeni Diasporasının ve Ermeni Diasporasının hakimiyeti altındaki Ermenistan Devleti'nin projelerini bilmek zorundayız.

Türkiye'de de bütün milli unsurları birleştirdi, eksik olmasın. Burada bir cahillik var, tabii hukuki bir cahillik var, o taraftan bize bu suçlamayı getirenler açısından. Sonra 1948 Tarihli Birleşmiş Milletler soykırımların önlenmesi ve sorumluların cezalandırılması sözleşmesine dayalı geriye giremez dolayısıyla bunu soykırım olarak adlandırabilmemiz için, elde geriye yürüyebileceğimiz bir hukuki zemin olması lazım yok, hayır bu hukuki zemin yok birincisi bu. Ama bu siyaseten sizi rahatlatmıyor o zaman sözleşme yoktu arkadaş falan, hayır bizim söylememiz gereken çok daha sağlam bir şey var, o gün o sözleşme olsaydı bile, Osmanlı Devleti'nin yaptıkları hiçbir şekilde bir hukuksuzluk içermiyor.

-İstanbul'a, Konstantinopolis demesi hukuki açıdan bir önem taşıyor mu?

-Ben de Washington'a bugünkü kızılderililerin kullandığı kelimeyi kullanayım mı? Yani öyle bir şey değil mi? New York'ta katlettikleri kızılderili resinin kendilerine ne isim verdiğini kullanalım mı? Bu gayri ciddiliktir. Istanbul'a  Konstantinopolis diyorlar, olur mu böyle bir şey? Yani ben Konstantinopolis demekle Osmanlı Devleti'ni kastettim, Türkiye'yi bunun dışında tutuyorum vesaire. Devletler tamam Türkiye Cumhuriyeti kuşkusuz yeni bir devlet ama devletler ağaç kovuğundan çıkmıyor, bir devletin içinden çıkıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin geçmişi Osmanlı, Osmanlı'nın geçmişi kuşkusuz Selçuklu. O kurumsal yapıyı devir alıyorsunuz. Yoktan var etmiyorsunuz, kimsenin yaşamadığı vahşilerin kol gezdiği bir toprağa gelip de hadi bakalım devletimizi kuruyoruz, nasıl bir devlet kuralım arkadaşlar? Ne diyorsunuz? Böyle yok. Dolayısıyla Osmanlı ayrıdır,

Türkiye ayrıdır demek bir kutsal olarak çok çok sağlam olduğunu düşünmüyorum, ikincisi vicdanıma da doğru gelmiyor. Çünkü, Osmanlı Devleti Ermenilere karşı soykırım işlememiştir, tersi bize karşı işlenmiş olabilir bu suç ama Osmanlının işlemesi söz konusu değil. Size bunu çok rahat ispatlarım, dinlemek isteseler onlar da anlar ama siyasi baktıkları için zaten Ermenistan ve diaspora niyeti belli ama siyasi baktıkları için anlamıyorlar, dinlemiyorlar.

Tarihimizde şu kadarcık bir leke yok. Modernlik uğruna, çağdaşım demek uğruna kendi devletlerini kötülemeye ve bir aşağılık duygusu içine girmeye hiç kimsenin ihtiyacı yok. Devletimizin ve milletimizin üstün özellikleri ortadayken, bunlar sanki bir şey varmış gibi boynumuz bükük ama onlar eskidendi böyle bir şeye gerek yok, tarihimizle gurur duyacağız. Ne olmuştur? Bu saldırılar bize ne olduğunu anlatmaya ve anlamaya da vesile oluyor. Ermenilerin mensup oldukları mezheple Ruslar Rum Ortodoks aynı olduğu için, Ruslar Ermenilerin Doğu Anadolu'da hamisi konumuna kendilerini yükseltmişlerdir. Ruslar aslında Osmanlı Ermenilerini adeta bir maşa olarak kullanmak istemişlerdir ve kışkırtmışlardır. Osmanlı ordusu Doğu cephesinde Rusya ile muharebe ederken, ordunun ikmal haklarını Ermeni çeteler kesmeye kalkmıştır. Ordu cephede muhabere ediyor, arkasının sağlam olması lazım, hiç bir ordu aynı anda iki cephede muharebe edemez. Önden düşmana karşı savaşırken arkadan, cephe gerisinden ikmal haklarımızı kemeye ve ikmal haklarımızı elimizden almaya, yok etmeye kalkmışlardır ve tabii eli silah tutan 20'li yaşlardaki tüm erkekler orduda görev yaptıkları için, erkeksiz kalan köyleri, kasabaları hatta şehirleri yağmalamıştır bu çeteler. Sayıları az buz değildir, bazı kaynaklarda 100 binlerden söz ediliyor.

ERMENİLERİN TÜRKLERE YAPTIKLARI O RAPORDA VAR

Ben cevabı şöyle vereyim Sayın Biden'e kendi generali ile cevap verelim; General Harbord'un raporu 1920'de biz tabi böyle bir romantizm içerisinde İngiltere'nin tahtını devir almaya kalkan bir ABD ve dünyaya özgürlük demokrasi bir ton prensipleri var. Ermeniler de biz de sizin prensiplerinizden yararlanalım o tarihte diyerek, Doğu Anadolu'da kendi devletimizi kurmak istiyoruz falan deyince İstanbul Hükümeti'nin izni ile buraya bir heyet gelmiştir, bu heyet bir Amerikalı genel başkanlığında çok ciddi bir araştırma yapmıştır, Mustafa Kemal'de kabul etmiştir bu heyeti ve ciddi görüşmeleri olmuştur. Kafkasya'ya kadar gitmişlerdir, o zaman Ermenistan Başbakanı ile de görüşmüşlerdir.

Sayın Hulusi Akar'ın doktora teziydi, Bu raporun incelenmesini de tavsiye ederim, bu komisyon kongreye sunduğu, başkana sunduğu raporunda Ermenilerin Türklere yönelik yaptığı zalimliklerden de söz eder. Türklere karşı çok tarafsız bir rapor değildir bu ama, soykırıma işaret edecek hiç bir aşırılıktan, hiçbir şiddetten söz etmez, Ermenilere şunu söyler, Ermenilerin Türklerin egemenliğinde yüzlerce yıl yaşamaktan dolayı, Türklere karşı bir öfkesi ve sevgisizliği oluşmuştur, bu sebeple de der ve Türkler Ermenilerin kendilerine uygulayacağı vahşetten çok korkar haldeler diye de ekler. 1920 bakın soykırımın işlendiğini iddia edildiği tarih 1915, sadece beş sene sonra bir Amerikan heyeti geliyor, iddia edilen soykırıma ilişkin tek cümle yok ama Ermenilerin

Türklere yönelik neler yaptığını yazar. Iki İngilizler İstanbul'u işgal ettikten sonra, milletvekillerini, askerlerini, komutanlarımızı, bürokratlarımızı Malta'ya götürmüşlerdir. Malta'ya götürmelerindeki

temel amaç ilan edilen temel amaç şudur; biz Ermenilere ilişkin bu soykırımı, yapılan soykırım denmiyor tabii, bu vahşeti işleyenleri cezalandıracağız. En sonunda bu soruşturmadan sorumlu olan kişi,

Londra'ya yazar der ki; İngiliz standartlarında bir hukuk mahkemesi kurulduğu takdirde buradaki Türkleri dava etmemiz ve mahkum etmemiz söz konusu olamaz çünkü delile ulaşamadık. Ellerinde Londra'nın arşivleri vardır, İstanbul işgal altındadır, İstanbul'un arşivleri vardır, Rusya ellerindedir yani iletişim halindedirler. Soykırımda etnik, ırksal, dinsel ya da milli bir grubu kısma ya da tamamen yok etmek amacı var. Bu amaçla işte grubun bir kısmı ya da tamamını öldüreceksiniz ya da işte çocuklarını ellerinden alıp başka ailelere vereceksiniz ki, aidiyetlerini yitirecekler, kısırlaştıracaksınız ya da öyle kötü yaşam koşullarına mahkum edeceksiniz ki, kendi kendilerine yok olup gidecekler. Bunlar soykırımın önlenmesi sözleşmesinde var, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Roma statüsünde de aynen bunlar alınmıştır. Peki soykırım yapmak isteyen Hitler ya da yapan Hitler Yahudilere karşı mesela 15 gün önceden kendilerine bir tebligat yapıp, sizi Auschwitz götüreceğiz mi dedi? Hayır bir gün kapılarına dayandı naziler aldılar, götürdüler.

DEVLET KAYITLARINA BAKSINLAR

Osmanlı'yı zorunlu tecrite tabi tuttuğu Ermeni grubuna 15 günlük toparlanma süresi vermiştir. İkincisi hükümet Ermenilerin mallarını ucuza kapatmak isteyenlerin cezalandırılmasına ilişkin tedbirler almıştır. Üç ucuza kapatılan mallar olursa, gayrimenkul dahil alım satım sözleşmelerinin geçersiz olacağını ilan etmiştir Talat Paşa. Böyle bir soykırım olur mu Allah aşkına? Suriye'ye götürülen Ermenilere devlet kayıtlarında var, Osmanlı arşivlerine cesaret edip gelseler görecekler bizim elimizde o kayıtlar ama istemiyorlar, korkuyorlar. Bizim devlet kayıtlarımıza göre Suriye'ye zorunlu olarak götürülen Ermenilere tarlalar verilmiştir, bunlara evler verilmiştir ve bir kısmı anlatır, hatıratlarında da vardır.

 

 

ABONE OL