BU GÖSTERİ TÜRKİYE'DE BİR İLK

Röportaj Salı 10 Ocak 2023 07:00

Usta tiyatro, sinema oyuncusu, oyun yazarı ve yönetmeni Ali Poyrazoğlu, opera, klasik müzik ve tiyatroyu harmanladığı "Desiderata-İnsan Sesine Konan Kuş" adlı renkli gösterisinin öyküsünü anlattı. Poyrazoğlu, opera repertuvarına yeni bir eser kazandırmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi

Bu gösteri Türkiye'de bir ilk

SEMA SEZEN

Usta sanatçı, İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin (İDOB) orkestrasını yönettiği, aryalarla süslediği gösterisinde teatral anlatılarıyla sanatseverleri ilginç öykülerle eğlendirerek bilgilendirdiği gösterisini ilk kez Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Türk Telekom Opera Sahnesi’nde sundu.

Gecede, Zdravko Lazarov yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi orkestrasının yanı sıra İDOB sanatçıları, mezzosoprano Nesrin Gönüldağ, bariton Murat Güney ve keman sanatçısı Oleksandr Samoylenko solist olarak yer aldı. Solist keman sanaçısı Oleksandr Samoylenko ve orkestra şefi Zdravko Lazarov'a gösteri boyunca sık sık esprileriyle takılan Poyrazoğlu, mizah diliyle izleyenleri kahkahalara boğdu.

Gösteride Georges Bizet'nin "Carmen" operasından bölümlerin yanında Fransız besteci ve orkestra şefi Camille Saint-Saens'in "Havanaise, Op.83", İspanyol besteci Pablo De Sarasate'in "Zigeunerweisen, Op.20", İspanyol besteci ve piyanist Enrique Granados'un "Goyescas: Intermezzo" adlı eserlerine yer verildi.

İspanyolca bir kelime olan "Desiderata"nın sanat tarihinde "arzu edilen nesne" anlamına geldiğini belirten Poyrazoğlu, "İnsan sesine konan kuş" olarak bu isme kendisinin de bir alt başlık eklediğini kaydetti. Operacıların sesinin büyüleyici ve dinleyiciye uzanan bir tel olduğunu ve kuşların o tellere konduğunu zihninde canlandırdığını anlatan usta sanatçı, gösteriyi bu alt başlıkla tanımladı.

Opera sahnesinde ilk kez gösteri yaptığını söyleyen Poyrazoğlu'na merak ettiklerimizi sorduk...

-"Desiderata-İnsan Sesine Konan Kuş" projesinin ortaya çıkışı nasıl oldu?

Yapmayı uzun zamandır düşünüyordum... Bu gösteri dört parçalı bir iş. Seyirci için müzik, opera, solistler, orkestra eşliğinde benim stand up şovumun bir araya geldiği heyecanlı bir yolculuk olsun istiyordum. Birincisini Borusan Filarmoni ile yaptım. İkincisini ise Çiğdem Erken Caz Quartet (Habanera Makamı) ile yaptım bu yaz İstanbul Festivalinde ve çok beğenildi. Şimdi İstanbul Devlet Opera ve Balesi solistleri ve ben AKM’nin bu muhteşem salonunda "Desiderata-İnsan Sesine Konan Kuş" yaptık.
Dördüncüsünü "Mösyö Kadife" ile yapacağım, onu yazıyorum ama daha ne zaman sahneleyeceğim belli değil. Desiderata'yı yapabilmek için Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Murat Karahanlı ile beraber bir hayal kurduk. "Nasıl geniş kitleleri operayla, baleyle buluşturabiliriz? Aryaların, İnsan Sesine Konan Kuşların hikayelerini anlatıp nasıl daha çok seyirciyi getirebiliriz? Nasıl daha çok seyircinin operayla ilgilenmesini sağlayabiliriz? Gençlerin ilgilenmesini nasıl sağlayabiliriz?" diyerek bu projeyi ortaya çıkardık.

"Dünya opera repertuvarına yeni bir eser kattık"

-Orkestra ile ne kadar süre çalıştınız bu proje için ve iletişiminiz nasıl oldu?

Orkestra ile iletişimimiz fevkalade. Bir ay prova yaptık. Elbette yorucu bir süreçti.

-Birçok şey var bu gösterinin içerisinde. Belli bir tarza oturtmak zor değil mi?


Oturmasın istiyoruz zaten. Desiderata'nın kendisi bir tarzdır. Desiderata "arzu edilen obje" demek. Bu da çok arzu edilen görülmek istenen bir gösteri olsun İnşallah. Sahnede yeni bir tarz oluşturduk... Dünya opera repertuvarına yeni bir eser kattık. Gösteride hem oyuncu hem yönetmen hem de orkestra şefi oldum. Birkaç türü iç içe geçirdim, biraz postmodern bir gösteri oldu. Öte yandan İlk kez böyle bir gösteri yapılıyor.

50 YILLIK BİRİKİM YANGINDA KÜL OLDU

-Tiyatronuzun deposunun yandığı ve koleksiyonlarınızın önemli bir kısmını da bu yangınla kaybettiğiniz haberini aldık. Sanatı ve tarihi sevenler olarak gerçekten çok üzüldük...


50 yıldır tiyatomda oyunların dekorlarını, kostümlerini biriktirdim. Yıllarca topladığım parçalardan kukla, maske, tablo koleksiyonu meydana getirdim. Kuklaların ve maskelerin birçoğu tarihi eser niteliği taşıyordu. 18. ve 19. yüzyıldan kalma Osmanlı kuklalarını dünyanın çeşitli yerlerinde düzenlenen müzayedelerden aldım. Ve maalesef yangında kaybettim. Çok acı bir kayıp bu. Ancak çok daha iyisini yapacağım ve koleksiyonumu yeniden oluşturmaya başladım. Ayrıca Ali Poyrazoğlu Tiyatro Müzesi ve Vakfı kurma hazırlığındaydım yangından önce. Tüm bu anıları, eserleri müzede sanatseverlerle buluşturmayı planlıyordum. Elbette bu çalışmalarıma daha da güçlenerek devam ediyorum. Pes etmek yok.

 

 

ABONE OL

EN ÇOK OKUNANLAR