TT_Ekim

"BİZ HİÇBİR ZAMAN KENDİ HAKKIMIZI, HUKUKUMUZU BAŞKASINA YEDİRMEYİZ"

Siyaset Perşembe 24 Eylül 2020 12:42

AK Parti'li Yılmaz, Doğu Akdeniz'deki gelişmelere ilişkin, "Biz hiçbir zaman kendi hakkımızı, hukukumuzu başkasına yedirmeyiz, kararlı bir şekilde hakkımızı savunuruz, gücümüzü de ortaya koyarız, diplomasimizi de sonuna kadar kullanırız." dedi.

"Biz hiçbir zaman kendi hakkımızı, hukukumuzu başkasına yedirmeyiz"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Doğu Akdeniz'deki kaynaklar, Doğu Akdeniz'deki ülkelerin ve halkların kaynaklarıdır, başkaları gelip bu kaynakları sömürme hakkına sahip değildir." dedi.

Yılmaz, AA muhabirine Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ve dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de en fazla kıyısı olan ülke olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu bağlamda kıta sahanlığı, deniz yetki alanlarının söz konusu olduğunu ve Türkiye'nin bu haklarından hiçbir şekilde geri adım atmasının mümkün olmadığını ifade etti.

Bunun uluslararası hukuk çerçevesinde Türkiye'nin hakkı olduğunu, bir taraftan da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de Doğu Akdeniz'de çok ciddi hak ve yetkileri bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Birileri Türkiye'yi dışlamaya çalıştılar, bu süreçte bazı ittifaklar oluşturdular. Türkiye'yi adeta Antalya'ya hapsetme gibi bir anlayış içine girdiler. Hiçbir geçerliliği olmayan birtakım haritalar, çalışmalar yapma gayreti içinde olanlar oldu ama bunları Türkiye boşa çıkardı." şeklinde konuştu.

"Başkasının hakkında gözümüz yok"

Türkiye'nin Libya ile yaptığı anlaşmaları hatırlatan ve bu anlaşmalarla büyük bir oyunun bozulduğuna dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:

"O anlaşmamızı yaparken de 'Biz Libya ile anlaşma yaptık, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi hariç diğer bütün ülkelerle de müzakereye hazırız' dedik. Biz kendi hakkımızı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hakkını savunuyoruz, başkasının hakkında da gözümüz yok. Hiçbir zaman Türkiye sömürgeci, emperyalist bir yaklaşım içinde olmamıştır. Sömürgeciler, emperyalistler başkasının hakkında gözü olanlardır. Türkiye ise hiçbir zaman başkasının hakkında gözü olan bir ülke olmadı tam aksine herkesin hakkına, hukukuna saygı duyan bir ülke ama kendi hakkını, hukukunu da başkasına yedirmeyen, bu kararlı tavrını da ortaya koyan bir ülke."

Türkiye'nin sismik gemileri ve sondaj gemileriyle Doğu Akdeniz'de çok güçlü bir varlık gösterdiğini, donanması, hava gücü ve tüm unsurlarıyla bunu desteklediğini vurgulayan Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin böylece kararlılığını, gücünü, haklı pozisyonunu ve kudretini ortaya koyduğuna değindi.

"Haklı olduğuna inanmayanlar müzakereden kaçar"

Türkiye'nin diğer taraftan da diplomasinin tüm imkanlarına müracaat ederek, diplomasiye de açık bir ülke olduğunu ortaya koyduğuna işaret eden Yılmaz, "Hani sahada ve masada diyoruz ya hem sahada hem masada haklarımızı savunuyoruz. Kimler kaçar müzakereden, diplomasiden? Haklı olduğuna inanmayanlar kaçar. Nitekim Yunanistan uzun bir süre bu müzakerelerden kaçtı. Halbuki siz kendinize inanıyorsanız, hukuken doğru bir yerde olduğunuza inanıyorsanız müzakere etmekten kaçmazsınız. Nitekim son dönemlerde birtakım müzakereler başladı teknik düzeyde. Bu da olumlu bir gelişme." diye konuştu.

"Fransa hiç hakkı olmayan konulara girdi"

Fransa'nın tutumuna ilişkin de değerlendirme yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz, şunları kaydetti:

"Fransa bir dönem maalesef çok yanlış çıkışlar yaptı. Bölgede 1 santimetrekare arazisi olmadığı halde boyunu aşan laflar etti ve hiç hakkı olmayan konulara girdi, nitekim Libya'da da darbeci bir generali desteklemişti. Yaptığı yanlışları da hep birlikte bütün dünya kamuoyu gördü ama Avrupa Birliği'ni de bir anlamda kullanmaya gayret etti bu çerçevede. Son dönemlerde biraz daha normal bir pozisyona doğru geldiğini görüyoruz. Bu sevindirici, inşallah böyle de devam eder bu yaklaşım. Biz hiçbir zaman kendi hakkımızı, hukukumuzu başkasına yedirmeyiz, kararlı bir şekilde hakkımızı savunuruz, gücümüzü de ortaya koyarız, diplomasimizi de sonuna kadar kullanırız."

Türkiye'nin her zaman barıştan, diplomasiden ve uzlaşmadan yana olduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bizim temel anlayışınız şudur: Doğu Akdeniz'deki kaynaklar, Doğu Akdeniz'deki ülkelerin ve halkların kaynaklarıdır, başkaları gelip bu kaynakları sömürme hakkına sahip değildir. 'Kazan kazan anlayışı' içinde, iyi komşuluk anlayışı içinde Yunanistan olsun, diğer ülkeler olsun, Mısır olsun başka ülkeler olsun Türkiye ile oturup müzakere ederlerse herkesin kazanacağı çözümler mutlaka bulunur. Bizim anlayışımız budur. Biz herkesin kazanacağı ve bölgesel bir perspektifle hareket ediyoruz ama bazı ülkeler maalesef bölge dışı güçlerin enstrümanı haline gelip istikrarı bozucu birtakım davranışlar içine girdiler. İnşallah önümüzdeki süreçte artık böyle davranışlar görmeyiz. Bizim pozisyonumuz da açık, sonuna kadar da bu pozisyonumuza devam edeceğiz. Hakkımızı hem sahada hem masada koruma kararlılığı içinde olacağız."

"Tarihi günlerden geçiyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çok tecrübeli olduğunu, bölgeyi, dünyayı ve dengeleri iyi okuyan bir lider olduğunu söyleyen Yılmaz, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bunlar tarihi dönemler bunun da altını çizmek isterim, bugün Allah korusun bir yanlış yaparsanız bunun sonucu belki çeyrek asır, yarım asır ülkenizi etkiler. Bugün yapacağınız doğrular da yine aynı şekilde gelecek nesiller adına son derece önemli kazanımlar getirmiş olur. Dolayısıyla tarihi günlerden geçiyoruz, gerek Libya ile ilgili aldığımız inisiyatifler gerek Doğu Akdeniz'de bu kaynakları arama ile ilgili yaptığımız çalışmalar, hakkımıza, hukukumuza dönük çalışmalar tarihi çalışmalar ve uzun vadeli ülkemizin menfaatleri ile ilgili son derece önemli çalışmalar. Bu konuda hepimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın hükümetimizin arkasında sımsıkı durmamız lazım. Siyasi görüşü ne olursa olsun, hangi partiye mensubiyet sahibi olursa olsun milli duruş sergilenmesi gereken bir konudan bahsediyoruz. Maalesef bazı muhalefet partileri zaman zaman bundan uzaklaşıyorlar, milli duruş sergilemeleri gerekirken başka ülkelerin, Türkiye'nin çıkarlarına aykırı ülkelerin söylemlerini içerde dillendiriyorlar, bu da üzücü elbette. Bunun hiçbir şekilde izah edilir bir tarafı yok."