​YİNE SEYİRCİYİZ TÜRKİYE'M
07 Eki 2017

Ukrayna’ya yenildiğimiz maç sonrası yazımda “Kazanma adına gösteremediğimiz gayret 2018 Rusya hayalimizi Ukrayna’da bitirirken; grupta oynayacağımız diğer 3 maçtan da çok şey beklemememiz gerektiği ile de yüzleştik ne yazık ki.” demiştim.

Sonrasında aldığımız Hırvatistan galibiyeti ve gruptaki diğer sonuçlar beni bir maçlıkta olsa yanıltırken, her turnuvada olduğu gibi tekrar hesap, kitap yapar hale geldik.

O hesap dün kapandı ne yazık ki.

Kazanmak, Finlandiya’ya iddiamızı devam ettirerek gitmek varken, bir dizi yanlışla zaten zor olan şansımızı yok ettik ve 2002’den sonraki tüm Dünya Kupalarına olduğu gibi 2018’e de ülkece seyirci kaldık.

Tüm eleme sürecini sahanın içinden çok, dışında geçiren milli takımın varlığında ben de maçı yazacak değilim.

Hatırlayın sahanın içinden çok, neleri konuştuk, tartıştık.

Prim kavgaları, Fatih Terim’in tavırları, gazeteci döven, sonrasında çekip giden kibirli futbolcu...

Hangi birini yazalım?

Hal böyle olunca da kör, topal giderek nihayetinde dün sahanın dışında kaldık.

Kaçınılmaz sondu yaşadığımız aslında.

Ve bu sona adları Halldorsson, Saevarsson, Sigurdsson, Gudmundsson, Bjarnason, Sigurdsson, Finnbogason, Arnason, Gunnarsson, Magnusson, Bödvarsson olan bizden daha çok inanmış İzlandalı futbolcular koydu noktayı.

Yazacak kelime bulamıyorum. 

Ukrayna maçı sonrası ‘Elveda Rusya. Kalan 3 maçımızdan da çok şey beklemeyelim” demiş biri olarak haklı çıkmaktan bile hicap duyuyorum.

O kadar diyeyim.