TDV sağ 160x600
Kızılay mobo


"YARGI" DİZİSİNİN HAKLI BAŞARISININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Micheal KUYUCU 13 Nis 2022

Türkiye'nin dizi sektöründe yakaladığı uluslararası başarı müthiş bir düzeye geldi.

Türkiye’nin dizi sektöründe yakaladığı uluslararası başarı müthiş bir düzeye geldi. An itibariyle Türkiye dizi ihracatında ABD’den sonra dünya ikincisi. Ülke olarak benzer bir başarıyı ne sporda ne sanatta ne de farklı bir başka dalda benzer bir başarı elde edemedik.

Futboldaki anlık başarılara benzemiyor

Dizi ihracatında yakalanan başarı 2000’lerde artış gösterdi ve yaklaşık yirmi yıldır bu konuda inanılmaz iyi gidiyoruz. Bu, futbolda yakalanan ve tekrarı olmayan anlık bir başarı değil. Ardı ardına üretilen Türk dizileri aynı başarıyı tekrar tekrar yakalıyor ve yurt dışında farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Mesela yakın geçmişte Kanal D’de yayınlanan “Sadakatsiz” adlı dizi bu başarıyı pekiştirdi. Dizi dünyanın pek çok ülkesinde iyi reyting aldı, en son İspanya’da Cansu Dere’ye ödül getirdi.

“Yargı” dizisinin başarısının sırrı senaryosunda

Buna en son eklenen dizi Kanal D’de pazar akşamları yayınlanan “Yargı” adlı dizi oldu.  Yapımcılığını AY Yapım’ın üstlendiği dizide başrolleri Pınar Deniz ile Kaan Urgancıoğlu üstleniyor. Dizinin ilk bölümünü izleyememiştim. Daha sonra Kanal D ısrarla dizinin tekrarlarını yayınlarken bir gün bu tekrarlardan birine denk geldim ve dizi ilgimi çekti. Çok basit bir kriminal konu var dizide. Bir kız biri tarafından öldürülüyor ve bir savcı ile bir avukat kız (öldürülen kızın ablası) katilin kim olduğu bulmaya çalışıyor. Basit bir polisiye filmi ama öylesine başarılı bir senarist ekibi var ki iğneyle nakış işler gibi senaryo ile oynuyor ve “tam konu bitiyor” derken dizi uzuyor. “Yargı” dizisi pazar akşamlarının en çok izlenen iki programından biri olmayı başardı. Türkiye’de elde ettiği başarı sonrasında yurt dışına da satıldı ve dizi “Family Secrets” adıyla (Aile Sırları) ABD, Kıbrıs,  Porto Riko, İspanya, Şili, İsrail, Romanya, Gürcistan gibi ülkelerde gösterime girmiş.

“Yargı” dizisini son olarak Yunanistan da ithal etmiş. Yunan televizyonlarında da gösterime girecekmiş. Türk dizilerinin yakaladığı başarılara pek çok örnek gösterebiliriz ama “Yargı” bunlardan biraz farklı. Çünkü “Yargı” diğer dizilerdeki şatafatlı köşkler, zengin hayatlar yok. İyi bir senaryo, iyi bir hikâye kurgusu ve özellikle Pınar Deniz’in sergilediği başarılı oyunculuk var. Bu dizi bu yönü ile diğer dizilerden ayrışıyor ve haklı bir başarı elde ediyor.

Müziklerde de iddialı

“Yargı” dizisinin müzikleri de çok başarılı. Çok akıllıca bestelenmiş melodik bir şarkı, fazla yormayan dramatik melodiler var. Toygar Işıklı yapmış müzikleri. Özellikle dizinin jenerik müziği “Na na na” çok etkileyici ve orijinal. Dizinin film müzikleri de dijital platformlara albüm olarak sunuldu. Bu dizi sayesinde gündeme gelen “Yüzyüzeyken Konuşuruz” Grubunun seslendirdiği “Dinle Beni Bi” hit oldu ve grubunda geniş kitlelerle buluşmasına neden oldu.

Pek çok yeniliği ve güzelliği barındırması açısından “Yargı” dizisi çok basit konulu ama çok ustaca işlenen bir prodüksiyon olarak Türk dizi tarihine geçti. Türkiye’nin yurt dışına ihraç ettiği diziler arasında yer aldı. Yalnız bu dizi başta olmak üzere diğer dizilerin de yurt dışı başarısını düşünürken bir şey geldi aklıma.

Yurt dışına satılan dizilerin stoklarını Türk izleyicisi belirliyor

Biz dizilerimizi yurt dışına satıyoruz. Elbette bu dizileri ucuz fiyata yurt dışındaki kanallara veriyoruz. Çünkü elimizde olan bir stok mal satıyoruz. Ancak bu dizilerin ömrü Türkiye’de elde ettikleri reyting kadar oluyor. Yani, mesela “Yargı” Türkiye’de kaç hafta veya kaç sezon reyting başarısı gösterirse o kadar uzun ömrü olacak.

Bu beraberinde bu dizilerin yurt dışındaki ömürlerini de belirliyor. Bazı dizilerin Türkiye’de reytingleri uzun ömürlü oluyor ve bu dizilerin yurt dışına satılacak çok stok bölümü oluyor. Ama bazı diziler beklenen de erken final yapabiliyor. Bu durumda yurt dışı stoku da bitiyor. Mesela geçen yaz Fox TV’nin fişini çektiği “Son Yaz” dizisi buna örnek. Dizi yurt dışında güzel gidiyordu ama Türkiye’deki yayıncı kuruluş diziye final kararı yaptırınca yurt dışına satılan stoklar da bitti.

Bundan sonraki hedef yurt dışına özel üretilen diziler olmalı

O halde şunu söylemek lazım: Biz yurt dışına dizi satıyoruz diye övünüyoruz ama bu dizilerin stok bölümlerini satıyoruz. Yani Türkiye’deki ömürleri ne kadar sürerse o kadar çekiliyor ve dolayısıyla yurt dışında da o kadar adet satılıyor. Oysa önemli olan bizim yurt dışına özel butik diziler de çekebilmemiz. Şu an elimizdeki stokları pazarlayıp satma konusunda ülke olarak çok başarılı olduk. Dizi ihracatında dünya ikincisiyiz. Her şey mükemmel.

Bundan sonraki hedef şu olmalı: Yurt dışına özel yapımlar hazırlayıp satabilmek. Ya da Türkiye’de ömrü biten bir diziyi yurt dışında devam ettirmek. Mesela diyelim ki “Yargı” dizisi ikinci sezondan sonra Türkiye’de final yaptı. Eğer bu dizinin çekimlerine devam edilir ve mesela yurt dışında dördüncü sezon final yaparsa işte o zaman sahici bir başarı elde ederiz. O zaman Türk dizi ve sinema endüstrisi küçük bir Hollywood olma yolunda büyük bir adım atar. Türkiye’nin kültür ekonomisine de ciddi bir faydası olur.

Şimdilik eldeki stokları uygun fiyata satarak güzel bir başarı elde ediyoruz ama bu yetmez.

Gelecekte yurt dışına satılacak özel yapımlar da üretmemiz lazım.

Bunu dünyada adam gibi bir tek ABD ve G.Kore  dizileri başarıyor.

Türk dizi endüstrisi yurt dışında böyle bir talep aldığında bunu en iyi biçimde üretebilecek kapasiteye sahip. Yani biz dünyaya üretelim. Türk kanalları dünyaya sattığımız dizileri de satabilecek hale gelelim. Yani eldeki stoku Türkiye’deki TV kanallarına satalım. İşte o zaman hem hakiki bir başarı gelir hem de sektöre ciddi para akar.