UYARILARI ÖNEMSEYELİM!

Fehmi KETENCİ 23 Mar 2020

İtalya'da bir hastanede görevli dört hemşire pizza sipariş verirler. Pizzalarla birlikte gelen faturada, fiyat yerine; ''Bedavadır. Düşüncelerimizde ve kalplerimizdesiniz. Bizim için yaptığınız her şey için teşekkürler'' yazıyormuş.

      Bir arkadaşım Face’deki duvarında İtalya’da sağlıkçılarla ilgili yaşanan minik ama çok güzel bir olayı şöyle bir başlıkla paylaştı; “Alkış yetmez!... Var mı bizde böylesine babayiğit bir kurum veya kurumlar” doğru söze ne denir ki! Harika ve örnek olacak bir yaşam öyküsü değil, güncel yaşanan mini ama, etkisi çok anlamlı bir olay;

      İtalya'da bir hastanede görevli dört hemşire pizza sipariş verirler. Pizzalarla birlikte gelen faturada, fiyat yerine; ''Bedavadır. Düşüncelerimizde ve kalplerimizdesiniz. Bizim için yaptığınız her şey için teşekkürler'' yazıyormuş.

      Arkadaşımın konuyu aktarırken attığı başlık ders gibi. Biz de bu mini ama anlamı çok büyük bu destekleri vermekten kaçınmayacakların var olduğuna inanıyorum.

      Okurken duygulanmadım diyemem. Aklıma bir iki gündür akşam saat dokuzda evlerinin pencerelerinden, balkonlarından, bu yaşanan koronavirüs salgını karşısında kendi sağlıklarını bile tehlikeye sokacak şekilde, gece gündüz salgından etkilenen hastalarımıza bakan, koronayla savaş konusunda gece gündüz uyumadan, doğru dürüst dinlenemeyen, doktor, hemşire, hasta bakıcı ve tüm sağlık personeli için yapılan alkış desteği geldi.

      Bu destek yine yaşanan şiddet olaylarını unutturamadı. O, utanılacak bir davranış olarak hep belleklerde kalacak. Umarım bu dönemde yaptıkları hiç unutulmaz ve karşılaştıkları şiddet olaylarını, yaşadıkları olumsuzlukları bir daha yaşamazlar.

      Sağlıkçılarımız şimdiye dek görevlerini, her zaman, hiç aksatmadan, şifa dağıtan elleriyle sevgi dağıtan gözleriyle yılmadan yaptılar. İyi ki varlar. En büyük güvencemiz onlar.

      Tüm dünyanın kabusu haline gelen ve ülkemizde de etkisini göstermeye başlayan koronaya karşı etkili önlemler ve uygulamalar denetimleri arttırılarak sürdürülüyor.

      Son alınan önlem ise, 65 yaş üstü yaşlılarımız için uygulamaya koyulan dolaşım ve sokağa çıkma kısıtlamaları. Virisün genelde yaşlılar üzerindeki etkisi nedeniyle çok yerinde bir karardı. Yaşlılar olarak en önemli görevimiz, uyarıları dinlemek ve uygulamaktır.

      Bugün on gündür evdeyim bir yaşlı olarak kendime ev içi günlük tur planladım.   

      İŞTE BU DA BENİM, GÜNÜBİRLİK EVİÇİ TUR PROGRAMIM 

      Sabah saat 07.30 da tuvaletten ve lavabodan hareket. Gezi evraklarının kontrolünden sonra holün sınırını geçip mutfaktaki açıkbüfe kahvaltımızı alıyoruz. 

      Kahvaltı sonrası kahve eşliğinde salon gezisi, geziyi iyice detaylandırıyoruz. Gezimiz süresince salonun enteresan yerlerini ziyaret ediyoruz (Kanepe, koltuk ve masa), varsa hava almak, biraz oksijen için kısa balkon ziyareti.

      Saat 14.00 itibariyle mutfağa doğru hareket. Çorba, ana yemek ve tatlıdan oluşan yemeğimizi afiyetle yiyoruz. Yemekte tüm içecekler (alkollüler) de fiyata dahildir. 

      Öğle yemeğimizden sonra evin en güzel yeri olan balkon veya teras ziyareti. Güneşli bir gün, temiz havası ve güzel manzarası ile balkon sizleri bekliyor. 

      Akşam üzeri geç vakitte geri dönüş, gece belli saate kadar televizyon izleme bilgisayar sörfü ve yatak odasına varış. VE TUR SONU!

BİR TUTAM TEBESSÜM

ONU DA SEN BİLECEKSİN

   Karadeniz'de hastanın biri hastaneye gider, muayene için doktorun kapısında sıradadır. Sırası gelnce doktorun yanına girer. 
   Doktor; “Emice hoşgeldin, neyin var?” 
   Hasta rahat, ama biraz şaşkın bir şekilde, doktorun sorusuna; “Allah'a şükür dededen, babadan kalma bir şeyler var. Onlarla geçinip gideyiruk!” diye yanıt verir. 
   Doktor; “Emice, onu sormadım, neyin var, neyin?” diye tekrar sorunca. 
   Rizeli hasta, şaşkın ifadelerle; “Haa! Onları sorma doktor bey. Uc uşağum var ama olmaz olsunlar. Kizlar zati evlenup gittiler!. 
   Doktor biraz kızgın bir ses tonuyla tekrar sorar; “Emice sana onu sormuyorum. Hastalığın, rahatsızlığın nedir?” 
   Hasta bu kez şaşkın bir yüzle doktora yanıt verir; “Eee uşağum, afedersunuz, yani hocam; onu da sen bilecesun da. Ben ne içun geldum buraya.”