UMUDA YOLCULUK!

Fehmi KETENCİ 15 Eki 2021

Son zamanlarda benzeri yorumları sürekli vurgular durumdayım. Keşke değişen bir şeyler olsa da yenilerini yazsam.

      “Gerçekten anlamak zor. “Futbolumuz nereye gidiyor?”. Bu soru hep dilimin ucunda ve zaman zaman da yazılarımda konu olarak gündeme getiriyorum. Görünen o ki; son yıllarda futbolumuz olması gerektiği gibi pek de iyi yönetilmiyor.

      “TFF’nin sadece,izleyip tam kontrol edemediği MHK denilen, hakemlerimizi yöneten kurulun, iyice kontrolden çıktığı ve hakemlerin görevlendirilmesi, karşılaşmaları yönettiklerinde sahada yaptıklarıyla ve yaşattıklarıyla şikayetler yumağına dönüştüğü bir durumdayız. Hep yazıyoruz, genelde şikayetlerin merkezindeki konu, MHK Başkanı Serdar Tatlı’nın yönetiminde bu işin sağlıklı yürüyemeyeceğidir.”

      “Özellikle “VAR” konusu iyice endişe yaratmaya başladı. Birkaç yazı öncesinden beri, çok net olarak dile getirdiğim; “Bu yönetim biçimleriyle ve sahada yaptıkları ile iyice güven kaybı içinde olan bu hakemlerimizle ve onlarla organize hareket eden “VAR” hakemlerinin şikayetler anaforu içindeki halleri ile, bu lig pek kolay bitecek gibi görünmüyor.

      Son zamanlarda benzeri yorumları sürekli vurgular durumdayım. Keşke değişen bir şeyler olsa da yenilerini yazsam.

      Bu konuyu tam çözüm nasıl buluruz pek de belli değil. Nerelerdeyiz, henüz henüz net olarak görebiliyor durumda değiliz. Ancak, son zamanlarda bir başka sorun omuzlarımızda ve ilerisi için bu konuda iyi bir çözüm bulunabileceğinden pek de umutvar olduğumuzu söyleyemeyiz.

      2022 Dünya Kupası Grup Elemeleri’nde neler yaşadığımızı, bu hafta oynadığımız son iki karşılaşmadaki durumumuzla gördük. Geride iki maçımız kaldı. Gruptaki son iki karşılaşmamız, kasım ayı ortalarında, sahamızda sıfır puanlı grup sonuncusu Cebelitarık, aynı hafta içinde son maçımız ise deplasmanda Karadağ ile. Bırakın grup birincisi olmayı ikinci olabilmemiz bile mucizelere kaldı. İnce hesaplarımızdan sonuca ulaşmamız ise sadece kendi elimizde değil. Hollanda’nın son karşılaşmasında Norveç’i yenmesi üzerine endekslenmiş. Ve tabii ki, bu hesapları yapabilmemiz için öncelikle bir sonraki karşılaşmalarımızda kendi sahamızda Cebelitarık ve deplasmanda Karadağ’ı mutlaka yenebilmeliyiz.

      TFF, torbadan tavşan çıkardı ve futboldan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Altıntop’un Almanya’dan bulup getirdiği Genç takımlar çalıştırıcısı Stefan Kuntz’u Ulusal Takım takımımızın başına görevlendirdi. Stefan Kuntz’un kariyeri Ulusal Takımız çalıştırıcısı olarak yeter mi bilinmez ama geçtiğimiz akşam grubun dişimize göre takımları diye gördüğümüz, ikisiyle yaptığımız maçlarda sergilenen oyunumuzla, bu işi pek de götüremez şikayetlerinin olumsuz ortamında oldukça zorluklar yaşayacağı düşünceleri giderek öne çıkmaya başladı.

      Daha şimdiden duyulmaya başlayan söylentiler; son iki karşılaşma takım kadrosunun oluşturulmasında Hamit Altıntop’un müdahalesi olduğu şeklinde. Stefan Kuntz’un, eline miras olarak bırakılmış, yaşadıklarından kafaları oldukça karışık, çok da yorgun ve bir çoğu formsuz bu kadroyu kısa zamanda toparlayamayacağı endişesi var.

      Yine de, son Letonya karşılaşmasının ikincı yarısında yaptığı değişiklikler kendi kararı gibi geldi ve oyunun geri dönüştürülmesi açısında etkili oldu diyebiliriz. Özellikle iyi bir santrafor kumaşı olan Almanya’da Bundesliga 2’de 29 golle gol kralı olan ve Şenol Güneş’in Fenerbahçe antipatisi nedeniyle kadroya bile çağırmadığı Serdar Durmuş’u sahaya sürerek zor pozisyonda attığı beraberlik sayısıyla oyunun gidişatını tamamen değiştirdi, umuda geri döndük. Son dakikadaki penaltı ile yıllardır yenemediğimiz Letonya karşısındaki galibiyetimize uzandık. Ve tabii ki, gruptaki umutumuza tutunabildik şimdilik.

      Stefan Kuntz’un iyi niyetinden şüphem yok. Kararlarında kendi haline bırakılırsa, takımdaki oyuncuları daha iyi tanırsa ve özellikle takıma çöreklenen formsuz, bazı futbolculardaki, dayatma israrlarının farkına varırsa, en azından kalan iki karşılaşmayı zorlanmadan aşabilir, gruptaki Hollanda - Norveç karşılaşmasının sonucuna göre yolumuza devam edebiliriz.

      Özellikle Avrupa’nın iyi takımlarında top koşturan bazı futbolcularımızın formsuzluklarının nedenine hızla çözüm bulması gerektiğini de göz ardı etmeyelim.

      Bazıları takımlarında başka, burada ise, sahada yokları oynuyorlar..