TT_Ekim


'TÜRKİYE ÖCÜ' YALANI TERS TEPTİ

Yaşar İÇEN 31 Ağu 2020

Avrupa ve Ortadoğu'daki yan dalları ülkeler karaya vurdu ve ciddi anlamda su alıyor artık!

“Avrupa Avrupa dediğimiz yer aslında küçük, karanlık, kirli bir sahneymiş! Şimdi görüyoruz ki dünyaya özgürlük, hak, hukuk, eşitlik, demokrasi çığırtkanlığı yapanların maskeleri bir bir düşüyor... Ve ardındaki derin, dipsiz karanlık hepimizi ürkütüyor! Karanlık ve kirli yüzlerini maskelerle onlarca yıl kapatmaya çalışanların ‘kedi ulaşamadığı ete mundar der’ felsefesi ile hareket ettiğini şimdi çok daha net görüyoruz. Avrupa’nın Türkiye karşıtlığının gerçek sebepleri birer birer deşifre oldu...”

Biz zaten biliyorduk bu cümlelerin ve daha nicesinin acı gerçekliğini. Şimdi de Avrupa’da yaşayanların ‘Avrupalı’ dediklerimizin yüreğinden dökülüyor bu cümleler...

Avrupa ve Ortadoğu’daki yan dalları ülkeler karaya vurdu ve ciddi anlamda su alıyor artık! Taa Osmanlı döneminden bu yana üzerinde yaşadığımız bu toprakların birliğini, dirliğini, vatan sevgisini, zorluklar karşısında ayrışmak yerine daha da kenetlenmesini, Allah vergisi cesaretini ve bileğinin gücünü alt edemedi ve bir türlü anlam veremedi Avrupa! Ne yaptılarsa olmadı! Hatta genlerimiz bile araştırıldı desem yeridir... Terör örgütlerini doğurup-büyütüp-besleme planları, ekonomik dayatmaları, açlık ve yokluk ile sınamaya çalışmaları, etnik kültürler arasına ekmeye çalıştıkları nifak tohumları, en çetrefilli kumpasları ve daha nice kirli planları tutmadı ve hatta ellerinde patladı! Pandemi ile birlikte Türkiye karşıtlığı daha fazla ortaya çıktı. Pandemiyi en acı şekilde yaşayan ülkelere hiçbir şekilde giriş çıkış kısıtlaması getirmeyenler söz konusu Türkiye olunca adeta kılı kırka yardılar! Açıkça vatandaşlarına parmak sallayarak ‘Türkiye’ye sakın gitmeyin haaa’ dediler... Bu duruma en büyük tepkiyi de o ülkelerin vatandaşları verdi. Farkında mısınız son yıllarda adını zulüm, entrika, sömürü, işgal, kıyım ile tescillemiş ülkeler kendi içinde büyük sınavlar veriyor! Sokak olayları, isyanlar, şiddet ve ağır eleştirilere maruz kalan ülkelerin (ABD, İsrail, Avrupa, İngiltere...) vatandaşları ‘şiddetle yeter artık’ diyor!
Bu isyanlarla birlikte yükselen bir İslamiyet ve Türkiye sevgisi var bu ülkelerde.
Ve tüm bu verilere dayanarak diyorum ki; ŞİMDİ TAM YERİ TAM ZAMANI... Türkiye son yıllarda dünyanın çektiği büyük sancılar sonrasında içindeki cevheri ortaya çıkarmalı ve umuttan yana yurt içi-yurt dışı yönelenlerini etrafında toplanmalı! Bunun için de salt siyaset ve bürokrasi yetmez. Saha tecrübelerime dayanarak ‘insan psikolojisi siyaseti ve bürokrasiyi pek inandırıcı bulmuyor’ diyorum... Bu sebepten yurt içinde ve yurt dışında kaliteli, doğru, donanımlı isimler sahaya sürülmeli! Sivil diplomasi dediğimiz bu başlığa acilen yönelmemiz gerekiyor. Abartmadan, dallandırıp budaklandırmadan gönül elçileri lazım bize. Hemen bir örnek vermek istiyorum. Çok sevdiğim, takdir ettiğim, bacım dediğim dostum Ganire Pashayeva’nın tek başına ülkeler arasına kurduğu gönül köprüleri Türk dünyasında muazzam kaynaşmaları beraberinde getirdi. Tanıyan bilir Ganire Pashayeva’yı. Basın ve medya kökenli Pashayeva yıllarca sahanın tozunu yutarak tecrübe kazanmış. Ki halâ sahadan kopmadı. Yazıyor, konuşuyor, üretiyor, daha fazla ne yapabilirim diye durmadan koşturuyor... Koştukça da dinamo misali güç buluyor çünkü tüm çabaları yürekten geliyor... Yürekten kucaklıyor, ağlıyor, gülüyor, hüzünleniyor...
İşte Türkiye’de tam yeri tam zamanı dediğimiz bu noktada kaliteli bir sivil yansımayı harekete geçirmek zorunda. Çünkü emperyalist güçler dibi boyladı boylayacak...