​TÜRK SİYASETİNİN AĞABEYİ
16 Kas 2017

Geçtiğimiz akşam medyadan ve sosyal medyadan kıymetli arkadaşların iştirakiyle usta siyasetçi Recai Kutan ile bir araya geldik. Gayet samimi geçen sohbet ortamından Sayın Kutan’dan, yakın Türkiye tarihine dair önemli hatıralar dinledik.  

TARİHE ŞAHİTLİK

Eski siyasetçilerin en sevdiğim yanı kuru, politik, sığ bir dile mahkûm olmamaları. Özellikle edebiyattan felsefeye, sosyolojiden tarihe geniş bir vukufiyete sahipler. Kutan konuşurken dili kullanmadaki ustalığı ile bir anlamda geçmişin güzel günlerine de yolculuk yapmış olduk. GAP’ın nasıl doğduğu ile ilgili konuşan Kutan, GAP’ın adım adım ilerleyişini, uygulamaya konuluşunu ve Türkiye’nin en büyük projesinin hangi badireleri atlattığını, birebir yaşanmış tarihî anekdotlar eşliğinde anlattı. 

KAYNAK KİŞİ

Liderimiz öne çıksın diye biz kürsülerin arka taraflarına saklanırdık diyen Kutan, Hoca’ya en yakın olmuş ve onun sarsılmaz güvenini kazanan insanlardan birisi. Zor zamanlarında hep yanında bulunmuş. Çetin imtihanlardan geçmiş, kardeşlik hukukundan ayrılmamış. Kutan’ın siyasi tarihimizde silinmez izler bırakan Erbakan dostluğu, 70 yıl önce başlıyor. Aynı davaya inanmanın, ortak idealleri taşımanın hasbi kardeşliklerini yaşamışlar.  Şimdilerde çeşitli üniversitelerde hocayla ilgili doktora yapan akademisyenlerimizin, canlı kaynak olarak Kutan’a başvurduğunu öğrenmiş olduk.

EZBERDEN ŞİİRLER

Gecede en çok hoşuma giden bölüm Kutan’ın ezberinden okuduğu şiirler oldu. İlerleyen yaşına rağmen sayısız şiiri takılmadan okuması gerçekten etkileyiciydi. Öğrencisi olduğu ve edebiyat sevgisini kendisinden aldığı üstat Arif Nihat’ın ezberlettiği şiirleri, sanki hafızasına dün nakşetmiş gibi okuyuverdi. Gazeteci arkadaşların güncel siyasete dair sorularına da her zamanki sağduyusuyla yıpratıcı olmadan, uyarıcı yanıyla değerlendirmelerde bulundu. Bu manada mevcut hükümetimizin Recai Bey’in engin tecrübelerine müracaat etmesi, Türkiye’nin yararına bir iş olacaktır. 

ADALETTEN VAZGEÇMEYİN

Bürokratken de siyasete atıldıktan sonra da sadece ülke namına koşmanın, İslam dünyasının meselelerine çözüm aramanın derdini taşıyan bir şahsiyet olarak günümüz politikacılarının alacağı çok dersler olmalı. Çünkü o kuşak siyaseti ibadet sorumluluğu ile yapıyor, “ne kazanırız”dan önce “ne kazandırırız” derdini taşıyorlardı. Dürüst olmayı hayatlarının her alanında hissettiriyor, bu yanlarıyla siyasi muhaliflerince bile saygı duyulan insanlar oluyorlardı. Bir gazeteci arkadaşımız, her kesimden insanların güvenini kazandıklarını hatırlatarak bunu gerçekleştirme konusunda tavsiyelerini sormaları üzerine şu mânidar cevabı verdi: “Dürüst insan olun. Karşınızda kim olursa olsun adil davranın, adaletten vazgeçmeyin...”

D8’DEN KORKTULAR

Recai Kutan, Erbakan Hoca’nın kurduğu hükümetin çeşitli oyunlarla düşürülmesinin asıl sebebinin, Batılı oyun kurucuların D8’den rahatsız olmaları konusu olduğunu şöyle anlattı:  “D8 projesini sevmediler. Erbakan 8 tane İslam ülkesini bir araya getirdi. ‘Bundan sonra siyasette, ekonomide, kültürel faaliyetlerde birlikte hareket edeceğiz’ dedi. Batılı güçler de ‘Türkiye bizim elimizden kaçıyor, bu adamı mutlaka işbaşından uzaklaştırmalıyız’ dediler. O dönemde sadece Erbakan'ın değil, D8’e imza koyanların hepsinin başına gelmedik kalmadı.”

Maalesef D8 gibi, ümmetin istikbali açısından ümit veren bu çalışma da böylece akamete uğramış oldu. Erbakan’ın İslam dünyasının duyarsız liderlerinin tutarsız tavırlarına rağmen nasıl çırpındığını bir kez daha hatırladık. 

İSLAMİ CAMİALAR

Sohbetin sonuna doğru ben de siyasetin dışındaki İslami camiaların eskiye nazaran gidişatlarını nasıl değerlendirdiğini, “Çürüme mi var yoksa daha iyiye doğru gidiş söz konusu mu?” çerçevesinde sordum. Kutan bu soruya da kimseyi rahatsız etmeme adına gayet temkinli cevap vererek Zahid Kotku, Sami Ramazanoğlu gibi öncü isimlerin oluşturmuş oldukları sağlıklı çizginin günümüzde de devam ettirilmesi gerektiğini belirtti. Biz nezih izahtan cevabımızı almış olduk. 

HEDİYE

Akşam yemeğiyle başlayan sohbet meclisi, Kutan’ın katılımcı arkadaşlara tek tek kalem hediye etmesiyle sona erdi. Mekândan ayrılıp gecenin karanlığından geçerek eve doğru yol aldığımda, muhterem Kutan’ın Hocası Arif Nihat Asya’dan okuduğu şiir kulaklarımda yankılanıyordu: 

Şehitler tepesi boş değil, 

Toprağını kahramanlar bekliyor! 

Ve bir bayrak dalgalanmak için; 

Rüzgâr bekliyor!