TÜFENGİN YENİDEN İCADI
12 Oca 2017

Bugün MPT 76 ismi verilen milli piyade tüfeğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edilecek. Üreten kim? Makine Kimya Enstitüsü...  

Silah kültürüyle birlikte gelişir. Denizli’nin Yatağan kasabası Osmanlı ordusunun silah tedarikçilerinden biriymiş mesela. Yatağan ismi verilen kısa kılıçlar coğrafyamızın her tarafında nam salmış. Bugün Arnavutluk, Bosna gibi coğrafyalarda Yatağan hala saygı duyulan bir silahın ismidir.  Yerli bir üretimi işaret eder. Aynı zamanda karşı karşıya bulunduğumuz düşmanları alt edebilmek için kullanmamız gereken bize uygun harp silahlarını ancak yerli üretimle sağlayabiliriz. Evvela düşünce sonrasında üretim gelir. Üretimin ardından gelen düşünce bizi ancak başka düşüncelerin içine hapseder. 

Köroğlu der ya “tüfek icat oldu mertlik bozuldu”... Öyle zamanlardayız. 

Tüfeng kelimesi bundan 1400 yıl önce Danişmendname’de yer almış. Anlamı da kuş vuran boru demekmiş. Daha sonra barutla demir boru birleşip tüfek yeniden icat olmuş. 1400’lü yıllarda ordularda kullanımı başlamış. Savaşın endüstriyel hale gelmesinde tüfeğin büyük önemi vardır. Önceden askerlik herkesin yapabileceği bir görev değilmiş. Düşünsenize, talimlerinizi yapmak zorundasınız, büyük zırhlar giymek zorundasınız. Kısaca kolay iş değil. Bu nedenle zorunlu askerlik uygulamalarının gelişimi daha çok tüfeğin endüstriyel hale gelmesinin ardında rastlar. Bakmayın Köroğlu’nun tüfeği namert ilan etmesine. Ünlü tarihçilerimizden Peçevi şöyle der: "Bu abd-i aciz Peçuy'da fakirhanemizde gece oldukça akşamdan kılıcımız kuşanur ve tüfenkimizi kucağumuza alır öyle yatarduk" Namerde muhtaç olmayacaksan tüfeğine sahip çıkacaksın arkadaş. 

Zaman geçmiş ve endüstriyel devrim dünyanın her tarafını sarmıştı. Türkülere bile giren mavzer, Mauser isimli bir Alman şirketinin tüfeğidir mesela. Sonra onun adını Kırıkkale olarak değiştirivermişiz kendi aramızda. Almanlardan aldığımız silahlar bize pek iyilik getirmedi. Sonra silah aldığımız yeri değiştirdik. Kore Savaşının ardından bizim Amerikan silah modellerini aldık ABD’den. Başımıza musallat ettikleri terör örgütleri ise Rusların AK47’ler kullanmaya başladıklarında biz de elimize Almanya’nın  G3’lerini almaya başladık. Sonra baktık ki kendi silahımızı üretmeden huzur yüzü yok. MPT 76 isminde bir tüfek üzerine kafa yormaya başladık. Tasarımı da üretimi de kendimize ait olan bir tüfek. Aman canım, millet füzelerle fezalarla ilgilenirken piyade tüfeği için bu tantana da neyin nesidir diye burun kıvırmayın. Yerli üretimle yol alırsak, yerli düşünür ve yerli bir gelecek tasarlarız. Nasıl ki mavzerlerle Almanya’ya bağımlı olduysak nasıl ki Amerikan silahlarıyla boyunduruğa girdiysek çıkmanın yollarından biri de budur. 

Eksi 40 ve artı 60 dereceye kadar rahat rahat kullanılabilecekmiş bu tüfeklerimiz. Hayırlı uğurlu olsun. Geç bir teşebbüs elbette. Ama ordumuzun kendi silahını kullanması mühimdir. PKK teröristlerinin elinde Amerikan M16 piyade tüfeklerini görünce yerli silahımıza daha bir sevgiyle bakıyor ve değerini anlıyoruz.  

Nuri Demirağ’ın uçağının başına gelenlerin, Devrim otomobilinin kaderinin yeni piyade tüfeğimize de olmamasını temenni ediyoruz.