SÜPER AKILLI TOPLUM 5.0

Serpin ALPARSLAN 03 May 2018

TOSYÖV, KOSGEB, TOBB ve TİM'in işbirliğiyle KobiEfor, Hacettepe Teknokent ve Logo Yazılım çözüm ortaklığında düzenlenen XIV. KOBİ Zirvesi, İstanbul'da gerçekleştirildi. 

KOBİ temsilcilerini buluştuğu “Toplum 5.0 Süper Akıllı Toplum” temasının işlendiği zirveden notlarımı paylaşmak istiyorum.

Özellikle TOSYÖV Başkanı Nezih Kuleyin, dünyada Almanya’nın ortaya attığı ‘Endüstri 4.0’ ile Japonya’nın ortaya attığı Süper Akıllı Toplum’ olmak üzere iki eğilim olduğunu belirtti.

Aklımda kalanlar...

Almanlar sanayileşmeyi sıralıyor. Japonlar ise toplumları sıralıyor. Yani avcı, tarım, sanayi ve bilişim toplumundan sonra ‘Süper Akıllı Toplum’a giriliyor. Bu iki ülkenin sorunlarının bizim ülkemizle benzer tarafları yok. Çünkü bu ülkelerde nüfusun artmadığını, sanayinin tüm aşamalarını geçtiklerini ve insan kaynağı noktasında sıkıntı yok. Bu ülkelerin en önemli sorunu yaşlı insan sorunudur. Yaşlı insanları nasıl değerlendireceklerini düşünüyorlar. Ayrıca bu ülkelerde yerli ve milli bir kavram tartışılmıyor. Bütün bu sorunlar daha önceden aşılmış. Bu sorunlar bizim sorunlarımız. Bizim sorunumuz önce kültürel. Onların süper akıllı toplumu ile bizim süper akıllı toplumumuz arasında ciddi fark var. 

Denizcilikte ufuk körlüğü kavramı vardır ya hani, büyük geminin kaptanı ufka konsantre olduğu için küçük sandalları göremez, işte bizimde bakışımız aynen buna benzer.

Biz ileri teknolojili üretim yapma noktasına kilitlendik. Yüksek teknolojiyi savunma sanayiinde, yazılım sanayiinde üreteceğimizi düşünerek yoğunlaşma içindeyiz. Ama aşağıda değişik bir şey oluyor. Yerli ve milli olduğuna inandığım yayın evinden bir kitap aldım. Kitap Çin’de basılıyormuş. Yüksek teknolojiye konsantreyiz ama trafik lambalarının yüzde 80’i ithal ediliyormuş. Bunlar yerli sorunlarımız. Süper Akıllı Toplum olmamız bizim kendi sorunlarımızı çözmemizle alakalı. Bütün sorunları ele alıp kendi Süper Akıllı Toplumumuzu yaratmak zorundayız. Bu konuda hiçbir umutsuzluk taşımıyorum.

Murat Kulaksız’ın söylediği bir konu dikkatimi çekti. Sürücüsüz otomobiller, akıllı evler, asistan robotlar, yapay zeka ve sanal gerçeklik gibi dijitalleşmede yıkıcı dalganın tam ortasında olunduğunu söyledi. Evet tek odağımız bu oldu.

Geleceği şekillendiren tüm bu teknolojilerden bahsederken tek odağın elbette kar olmaması lazım, ekonomik büyümeyle birlikte, ekonomik refahı da gözeten bir düşünce biçiminin geliştirilmesi gerekiyor.

Yani, bu anlayış bizi Toplum 5.0 anlayışına getiriyor. Teknolojinin doğru yönetimiyle, tarımdan sağlığa, eğitimden çevreye, enerjiden ulaştırmaya ekonomik ve toplumsal fayda yaratmak mümkün. Tarımda, sürücüsüz traktörler, robotlar ve drone'lar ile 2050 yılında tarımsal verimin yüzde 70'ten fazla artması öngörülüyor. Ulaşımda 2050 yılında, sürücüsüz araçlar sayesinde küçük araçlarda yakıt tüketiminin yüzde 44 azalacağı öngörülüyor. İşte Türkiye'de de benzer bir bakış açısıyla, gerçek ihtiyaçlara üretilen çözümler, ekonomik büyüme ve refahın anahtarı olacak. Türkiye'de işletmelerin yüzde 99.8'inin KOBİ'lerden oluşturmakta, toplam işletme gelirlerinin yüzde 54'ünün KOBİ'lerden geldiğini ve İhracatın yüzde 54'ünü de KOBİ'lerin gerçekleştirdiğini düşünürsek istihdamın da yüzde 74'ünün KOBİ'lerce sağlandığını unutmamalıyız.