SİNANOĞLU-SANCAR EKSENİ

İki gencimiz bir alışveriş merkezinin girişinde bagaj kontrolü yapıyor. Kapağı açıp bir saniye bakıp kapatıyorlar. Gerekli bir iş mi emin değilim.

Bugün başvurunun son günüymüş. TCDD, KPSS ile personel alıyormuş. Aklıma 2004'te Ukrayna Cumhurbaşkanı Yuşçenko'nun maruz kaldığı bir tür zehir olan TCDD geliyor. KPSS deyince de Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin kısaltması...

Bizim gençlere sunduğumuz imkanları geliştirmemiz gerek yahu. Bagaj kapağı açmak bir iş olmamalı... Öbür yanda üniversite mezunlarının KPSS ortalamaları çok düşük. Üniversite eğitimindeki büyük eksiklikleri görmek gerek. Başta dil yetersizliklerini önemsemeliyiz.

Ülkemizin yetiştirdiği en önemli bilim adamlarından moleküler biyofizikçi Oktay Sinanoğlu son yıllarını neden anadilin çok önemli bir şey olduğunu anlatmakla geçirmişti? Neden "Türkçe Giderse Türkiye Gider"i, "Bye Bye Türkçe"yi yazmıştı? Sanırım bilim adamı olmanın temelinde yatan şeyleri göstermek istiyordu.

Metin Savaş "Türk dünyasının ortak kimliğini inşa etmek" başlıklı bir yazı yazmış. Ortak dil hususunda dayatmacı bir tavırla serbest kültür alışverişi arasında bir denge aramış. Türk coğrafyasında ilişkiler arttıkça kelime alışverişlerinin bizleri yönlendireceğinden bahsediyor.

Metin Savaş bizi düşündürüyor. Geçtiğimiz otuz yılda bu konuda beklentilerin çok altında kaldığımız için farklı arayışlara girmek gerekir belki... Kendi "Esperanto"muzu, kendi yapay dilimizi oluşturmamız üzerine düşünülebilir. Coğrafyadaki her dilden bir şeyler alacak bu ilave dil karşılıklı ilişkilerimizi olumlu etkileyebilir. Bu Türkçe veya Osmanlıca bilgisini zayıflatacak bir husus da değil.

Dünyadaki ilk yapay dili üreten bir Osmanlıdır. Edirneli Muhyî-i Gülşenî'nin 16'ıncı yüzyılda yarattığı bu dilin adı Bâleybelen'dir. İnterglossa'dan, Eurolang'tan, bugün 15 milyon kişinin bildiği Esperanto'dan asırlarca daha eskidir.

Türkçeye zarar veren şey ikinci dil öğrenmek; Rusça veya İngilizce bilmek değildir. Zarar veren şey şuursuzluk ve özentiye dair eğilimlerdir. Tıpkı kültüre zarar veren şeyin yabancı kültürleri öğrenmek olmaması gibi.

Tam aksine... Oktay Sinanoğlu gibi hayatının önemli bir bölümünü yurtdışında geçiren, tıpkı onun gibi Amerikan kültürünü çok iyi bilen Aziz Sancar'a da bakmak gerek. Kazandığı para ödüllerinin büyük bir kısmını Kuzey Karolina’da bir “Türk Evi” kurma projesine harcıyor. O halde şöyle bir soruyla bağlayalım. İlme ve ülkesine Sinanoğlu-Sancar ekseninde bakan bir gençliği nasıl yetiştirebiliriz?