SİNAN AKÇIL'IN PİYANİST'İ

Micheal KUYUCU 26 Haz 2020

Sinan Akçıl'ın 2020 yılının başında "Piyanist" adlı albümünü dinledik.

Müzik dünyasının yıldızı parlayan ve bunu hak eden müzisyeni. Mutfaktaki yerini sağlamlaştırdıktan sonra vitrine de geçti. Şarkılar söyledi, besteler yaptı, bestelerini başka yorumculara verdi. Gün geldi senfonik besteler yaptı, gün geldi üç, beş akorlu ticari şarkılar yaptı. Sinan Akçıl’ın 2020 yılının başında “Piyanist” adlı albümünü dinledik. Bu albümde müzisyen kimliğini öne çıkarttı. En iyi bestelerini yanına bir tane de özel yorumcu alarak piyano eşliğinde seslendirdi. Müzikal anlamda çok yüksek kalitede bir iş yaptı. Tam bu albümün tadını çıkaracaktı ki, Covid-19 pandemisi patladı. Albümü CD olarak yayınladı, satışları da güzel gitti ama pandemi çıktı ve ister istemez albüm biraz güme gitti. Sinan Akçıl ile mutlaka dinlenmesi gereken arşivlik albümü “Piyanist”i ve müziği konuştuk.

“Oğlum müzisyenliğin nerede?”

Son zamanlarda genelde “hoppala hoppala” şarkıları yaptık, yüksek reytingler de aldı o şarkılar. “Piyanist” albümümde bir nefes almak istedim. Kendi enstrümanımla birleşip,  mutlu olmak istedim. Annemin de maillerinden kurtulmak istedim.  Annem her şarkıdan sonra bana “Sen bu musun?, Popüler kültürün popcornu mu olacaksın?, Oğlum müzisyenliğin nerede?” diye beni eleştiriyordu. Mesela bir gün annem bana çok kızmıştı, bir magazin programında görmüştü beni ve “Seni protesto ediyorum“ falan gibi bir sürü mesaj yazmıştı bana.

“Arkamda bırakmak istediğim bir albüm”

“Şarttır Şarttır”, “Tabii Tabii”, “Atma” gibi şarkılardan sonra “Piyanist” de araya bir nefes oldu benim için. Enstrümanımla birlikte arkamda bırakmak istediğim albümlerden biri oldu. O yüzden doğal olmasına dikkat ettim bu albümün, bir seferde çaldım şarkıları piyanoda ve öyle albüme koyduk hiç dokunmadık bile.

“Dünya kötü bir yer olabilir, dayanırım”

Hayatımda inişli çıkışlı yaşadığım bir dönem geçirdim, onun meyvesi bu şarkılardan biri oldu.  “Çok Sevmek Yasaklanmalı” şarkım böyle çıktı. Sabaha karşı dört beş sularında yazdım.  Özellikle “Dünya kötü bir yer olabilir, dayanırım” lafı çok etkiledi insanları. Hani aşk böyle bir duygudur ki diyorum, dünya ne kadar kötü olursa olsun dayanılacak bir hale getirir ve eğer aşıksan o dünyada yaşamaya değer olduğunu düşündüğün bir olgu vardır en azından. Bu biraz da zarar veriyor insana o yüzden çok sevmek yasaklanmalı diye yazdım şarkıda.

“Albümde yeni nesille ağır toplar bir arada”

Yeni nesil yorumcular ile yıllardır çok önemli yerlere gelen starları mix etmek istedim bu albümümde. Simge ile Ece Seçkin ile aram zaten çok iyiydi. Berkay ile birçok şarkı paylaştım bugüne kadar. Onların dışında Irmak Arıcı da çok başarılı. Albümün alt yapıdan gelen starı diyorum ben ona. Çok başarılı, çok güzel söyledi şarkısını. Onun dışında albümde bir iki tane de ağır topumuz olsun geçmişten dedim ve çok iyi anlaştığım Sibel Can, İzel gibi Serdar Ortaç gibi yorumcular da albümde yer aldı.

“Bu tribute albüm değil”

“Piyanist” albümüm için  tribute  diyemem. Tribute için benim için erken. Biraz daha ileride belki bir tribute albüm olabilir. Ama şu anda daha bir saygı albümü kıvamında albüm oldu.  Tribute demek için biraz erken.  En azından kendimi öyle şey hissetmiyorum “saygı” ve “sevgi” albümü diyelim. Bir koleksiyon albümü diyebilirim. Fiziki olarak CD satışı da iyi gidiyor. Demek ki halkımızın da bu nefesi almaya ihtiyacı varmış. “Piyanist” senin gibi benim gibi müziğe fiziki olarak dokunmak isteyenler için CD olarak da yayınlandı. Bir kartvizit verir gibi ben CD vermekten çok mutlu oluyorum. Fanlarımız da bizi gerçek anlamda sevenler CD alıyorlar ki koleksiyonda eksik olmasın.

“Her toplumsal kötü olayda ilk sanat gözden çıkartılıyor”

Bizim ülke olarak Avrupa ve Amerika’dan farkımız bir iş yaptığımızda ertesi gün ne olacağını bilmeden yaşadığımız bir coğrafyada olmamız. Yani çok mutlu bir şarkı çıkarıyorsun, ertesi gün bir uyanıyorsun bir şeyler olmuş ve sen paylaşamıyorsun bile şarkıyı. İki gün sonra kötü haberler geliyor ve senin  zaten o şarkıyı paylaşacak halin olmuyor, modun kalmıyor. Konser olsa konsere çıkasın kalmıyor. Konser iptal oluyor. Nedense hep ilk sanat bu konularda gözden çıkarılıyor.

Her yapılan konser veya çıkarılan şarkı ve şarkı paylaşımı neşe üzerine değildir. Ben bir gün bir konser yapmıştım kötü bir olaydan sonra. Orada yirmi otuz bin kişi çok mutlu olmuştu. Onlara moral verecek başka bir branş yok. O yüzden bu kadar kolay iptalin yerine ağırlaştırma veya repertuvar değiştirme olmalı bence, ama konser iptalinden kaçmalıyız. Gerekirse o konser olmalı ve geliri o gün mesela deprem olduysa depremle ilgili fona gitmeli, askerlerimiz Allah korusun şehit olduysa Mehmetçik Vakfı’na bağış olmalı.

“Dinleyici pop müziğini her zaman bekler”

Pop bitti sözü geyik.  Biz bayılıyoruz ülke olarak bu tür sözlere. Bir iki yeni şey çıkınca hemen pop ölmüş diyorlar. “Aaa ölmüş mü falan. Pop ölmüş” falan diyorlar. Sonra bir albüm yapıyorsun. Mesela Aleyna Tilki şarkı çıkarttı, tuttu hemen trendlere girdi. Hani pop ölmüştü? Yani biz iyi üretimler yaptıkça rap, pop fark etmez müzik müziktir. Dinleyicimiz her zaman pop müziğini bekler.

“Boşanmak da evlenmek kadar doğal bir şey”

Evlenmek için belli bir yaşa kadar iyice düşünmek ve karşındakini iyice tartmak gerekiyor. Ondan sonra adım adım gidilir ama eğer seviyorsan da bir günde de evlenmeye karar verebilirsin, bir haftada da, bir senede de. Ben nasıl bir karar aldım? Kimseye söylemeden bunu yaptım ve evlendim, bunu herkes yapabilir.  Boşanmak da evlilik kadar doğal bir şey. Aslında 24 Aralık’ta evlenmiştik ama 1 Ocak’a kadar duyurmadık. 1 Ocak’ta 2019’a evli girdik. Evlendiğimiz yer benim doğduğum şehir yani Amsterdam oldu.

Eşlere yazılan şarkı yoktu

Albümde yer alan son şarkı “Güzel Karım”. Bu şarkının hiç bu albümde olacağını düşünmedim. Bunu özel yazmıştım, kişiye özeldi ve kulaklıkla dinleterek eski eşimle barıştığım şarkıydı. Albümde de bu şarkıyı o ilk eşime dinlettiğim demo haliyle kullandım. Sevgililere çok fazla şarkı yazılmış bugüne kadar ama eşlere yazılan hiç şarkı yoktu. Tabi boşandıktan sonra bu şarkıyı albüme koymam da biraz manidar oldu. Bu şarkı gerçekten değerli bir şarkı, “Senin yerin benim yanım güzel karım” diye başlıyor. Pek çok karı kocadan da güzel mesajlar alıyorum bu şarkıyla ilgili.

Covid-19 Mağduru Müzisyenlere Fon

Geçtiğimiz hafta şans eseri çok hoşuma giden bir fon projesi duydum. Bu proje, Türkiye’nin en önemli gençlik orkestralarından biri olan Agora Gençlik Senfoni Orkestrası’nın şefi ve müzik yönetmeni olan Murat Ömür Tuncer, Covid-19 pandemisinde işsiz kalan ve ekonomik sorunlar çeken genç müzisyenleri destekleyen bir fon projesi.

Bu fon projesinin adı AGOFON. Bu fon “açık kaynaklı”  bir fon projesi ve Türkiye’de ilk kez uygulanıyor. Dünyada bu modeli Elon Musk da kullanıyormuş. Projenin ilk önemli özelliği  her aşamasının anlık olarak dijital olarak kamouyuyla paylaşılması. Malum, Türkiye’de fon – yardım gibi kelimeler tehlikeli kelimelerdir. Suistimale açıktır, memlekette çakal da çok. Ondan bu gibi çalışmalarda şeffaf olmak çok önemlidir. Onun için Agofon’un bu özelliğine hemen vurgu yapmak istedim.

Nedir Agofon?

Agofon, Murat Ömür Tuncer liderliğinde yürütülen, genç müzisyenlerin yaşadığı olanaksızlığına karşı çözüm bulmayı hedefliyor. Bunu yaparken destekçi ile müzisyen arasında kültür aracılığı ile bir bağlantı kuruyor. Agofon misyonunu anlatırken “Ülkemizde yevmiyeli (freelance) ya da kısa süreli/sözleşmeli çalışan orkestra sanatçılarının; özellikle salgın, doğal afet, savaş ve terör olayları gibi olağanüstü durumlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri için hiç bir güvenceleri yok. Çünkü hayatlarını kazandıkları kurumların tüm operasyonu -çok doğal olarak- askıya alınıyor. Üstelik söz konusu sanatçılar ülkemizdeki tüm orkestraların ortalama yüzde 35'ini oluştururken, bu yüzde diliminin neredeyse tamamı 30 yaş altı genç, pırıl pırıl müzisyenlerden oluşuyor.”  diyor. Projenin ilk ayağı fonbulucu adlı dijital platform aracılığı ile   #sanatVirüstenHızlıYayılır etiketi ile uygulandı. 27 kişinin destek verdiği ilk ayakta 27 bin 125 lira toplandı.

Projeye katılanlar diledikleri biçimlerde müzisyenlere destek oluyorlar. Mesela 100 TL katkıda bulunabiliyorsunuz. Dileyenler orkestranın hiç bir yerde yayınlanmamış CD/DVD setini satın alarak katkıda bulunabiliyorsunuz, dileyenler online özel enstrüman dersi alarak, dileyenler konserlere kombine bilet alıyor veya Agofon konser ve etkinliklere kurumsal olarak sponsorluk yaparak da destek olabiliyorsunuz.

Destek Almanın Kriterleri Neler?

Agofon çalışmalarını www.agofon.com adlı internet sitesi üzerinden tanıtıyor. Bu web portalında hem bu proje hakkında bilgiler var, bem de Agofon orkestrası hakkında bilgiler var. Destek almanın kriterleri de çok net bir biçimde anlatılmış.

Proje sadece gençlere destek oluyor, bunun için 18-32 yaş grubu aralığında olmanız lazım.

Günlük/haftalık sözleşmeli ya da güvencesiz yevmiyeli (freelance) çalışan bir müzisyen olmak gerekiyor. 4A’ya (yani SGK’lı çalışan) müzisyenler başvuramıyor.

Öğrencilerin üniversitelerde öğrenciliklerini kanıtlayan belgeler alması gerekiyor.

Bu maddeler arasında bir tanesi çok ilgimi çekti.  Bu destek fonundan faydalanmak için  genç müzisyenin Covid-19 salgını sebebiyle süreli sözleşmeli olarak çalışmakta olduğu (müzik/enstrüman/solfej vb.) kurumdan (kolejler ve dershaneler dahil) geçici/kalıcı olarak işine ara/son verildiyse, ilgili kurumun yöneticisinden alınmış tarihli ve imzalı sözleşme fesih belgesinin de gösterilmesi gerekiyor.

Agora Orkestrası’nın bu projesini çok beğendim. Meslek birliklerinin yapamadığnı bu orkestra yaptı. Bu destek fonunun daha da gelişerek bir vakfa dönüşmesi ve bu tarz oluşumların sayısının artması en büyük dileğim.  Müziğe, müzisyene ve müzik endüstrisinin mutfağında olanlara her daim maddi manevi destek olmamız lazım. Bunun için bu tür projeleri herkes herkese anlatsın ki duymayan kalmasın.