TDV sağ 160x600
Kızılay mobo


ŞARKICILARIN KATILDIĞI İFTAR YEMEĞİNDE KİM KARLI ÇIKTI?

Micheal KUYUCU 20 Nis 2022

İki gündür sosyal medyada geçtiğimiz pazar Külliyede sanatçılara verilen iftar yemeği ile ilgili iletilere denk geldim.

İki gündür sosyal medyada geçtiğimiz pazar Külliyede sanatçılara verilen iftar yemeği ile ilgili iletilere denk geldim. Maşallah millet yine eleştirileri yağdırmış. Okudum hepsini, eleştirilerin çoğu iftara davet edilen isimlere yönelikti. Bu isimler milli takıma seçilen futbolcular gibi aslında. Devletin en büyük erkanı tarafından davet ediliyor. Yani müzik camiasının kare ası gibiydiler.

Milli sanatçı kadrosu

Davet edilen isimlere baktım yine aynı isimlerdi. Bu isimler yıllardır AK Parti ile adı anılan ve çeşitli vesilelerle iktidar partisi ile olan bu yakınlıkları sayesinde piyasadan epey de iş alan isimlerdi. Mesela Alişan, Serkan Çağrı, Yavuz Bingöl ve Hülya Koçyiğit TRT’nin adeta kadrolu programcıları çok güzel paralara nerdeyse her sezon TRT’deler. Orhan Gencebay ve Coşkun Sabah meslek birlikleri üzerinde etkileri olan isimler, Demet Akalın twitter’da attığı iletilerle Cumhur İttifakının gönüllü reklamcısı ve konser ve ekstraların vazgeçilmez ismi. Bu liste böyle uzayıp gidiyor. Hepsi değerli isimler ona lafım yok. Bazı eleştiriler çok haksız. Mesela sosyal medyada Bülent Ersoy’un iftara çağrılmasına tepki verenler oldu ki anlam veremedim. Orada en fazla olmayı hak eden isim Bülent Ersoy’du, çünkü Bülent Ersoy hem renkli kişiliği hem sanatı hem de cinsel kimliği nedeniyle bir siyasi parti tarafından ötekileştirilmemesi gereken bir isim.

Kadrolu davetli elemanlar listesi

İftar yemeğine davet edilmeyen sanatçılar tabii ki ister istemez kırıldılar. Çoğu dostum olan pek çok sanatçı ile bunu konuştuk. Benzer şeyleri medya alanında da yaşıyoruz. AK Parti belediyeleri de CHP belediyeleri de bu tür etkinliklerde hep aynı isimleri davet ediyorlar. Bu müzik camiasını ve medya camiasını o kadar kırıyor ki partilerin danışmanları bunu nasıl göremiyor anlamıyorum. Mesela Ekrem İmamoğlu’nun davetlerinde çağırdığı radyocu, gazeteci ve müzik insanları fikstir hep aynı isimler. AK Parti’nin de hem belediyelerde hem de Külliyede yaptığı etkinliklerde davet ettiği isimler de fiks. Hepsi adeta kadrolu davetli elemanlar gibi.

Şunu söylemek isterim ki sektör çalışanları bu olaylara çok kırılıyorlar. Mesela en basit örneği kendimden vereyim. Ben ve ekibim ne Ekrem İmamoğlu’nun ne de AK Parti’nin hiçbir davetine çağrılmıyoruz. Ne zaman Ekrem Bey bir davet yapsa bakıyoruz listeye mutlaka ekibimden biri “Haa demek CHP bu isimleri çok seviyor, bizi adam yerine koymuyor” diyor, o an buna içerlenip “vermeyeceğim kardeşim CHP’ye oyumu” diyor. Derken AK Parti bir etkinlik yapıyor, bakıyoruz, mesela radyo ise konu Gezegen Mehmet assolist, müzikse konu Orhan Baba, Demet Akalın, Yavuz Bingöl, Alişan assolist. Peki ya diğerleri? Biz neredeyiz? Biz hiçbir yerde koyuz.

Biz kararsızlar neredeyiz?

İki tarafında dışladığı kesim ne oluyor? Ya “küskün” oluyor ya da “kararsız”. İşte onun için anketlerdeki o kararsızların sayısı bu kadar fazla. Çünkü iki kutupta öylesine klişeleşmiş işler yapıp, öylesine belirli isimlere kendilerini adamış ki dışarıda kalanlara adam muamelesi yapmıyor ve dışarıdakileri kırıyor. AK Parti’nin de CHP’nin yaptığı en büyük yanlış bu.

Mesela bu hafta sonu külliyede yapılan iftar davetinde ben olsam birkaç rock müzik solistini çağırırdım, sol ile bütünleşen isimleri davet ederdim. Yeni kuşak popçular çağırırdım, son zamanlarda muhalif olduğu için eleştirilen Tarkan’ı çağırırdım. Bu iftar yemeğinde Kürtçe şarkı söyleyen bir solist çağırırdım. Azınlıklardan biri sanatçı çağırırdım.

Ayrıca bu yemeği Külliyede değil, sokakta veya Külliyenin bahçesinde büyük bir çadırda yapar, her kesimden her görüşe sahip müzik insanını çağırır, menüde de mercimek çorbası, çoban salatası ve kuru fasulye verirdim. Yani halkımın ortalamasının yediğini ikram ederdim. Oraya davet edilen sanatçıların adlarını ve davetli listesini basınla paylaşır ve gelenlerle gelmeyenleri de şeffaf biçimde açıklardım. Benim tanıdığım AK Parti benim ilk tanıdığım Recep Tayyip Erdoğan bu halkçı duruşu ile zirveye çıktı. Herkesin oyu ile bütünleşti ve başarılı oldu.

Gece yarısı müzik yasağı gündemi ve kırılan pot

Allah kabul etsin bu iftar yemeğine katılmayan şarkıcılar iftar yemeğine katılan şarkıcılardan “gece yarısı müzik yasağı” konusunu Cumhurbaşkanına sorup sormadıklarını merak etmişler. Bir gün sonra Demet Akalın “Belki kimse cesaret edememiştir ama ben tüm müzisyenler adına rica ettim söyledim” şeklinde bir tweet attı. Buradaki “cesaret” lafına anlam veremedim. Ne demek “cesaret”? Bu kadrolu sanatçılar ve gazeteciler ya bilgisiz ve benciller ya da kendilerine oynayarak bundan nemalanmayı seviyorlar.

Karşında öcü mü var? Şimdi bir şarkıcı gidip Cumhurbaşkanına bir soru sorduğunda Erdoğan ona ne yapacak? Onu dövecek mi? En fazla “şu an sırası değil” deyip geçecek. Ama ne yapıyorlar “ben cesaret ettim” diyerek hem Erdoğan’la konuşmak sanki yasakmış gibi bir yanlış imajı yakıştırıyorlar hem de diğer katılan şarkıcılara “korkak-yalaka” imajını yapıştırıyorlar. Sonra da gündeme geliyorlar. Burada karlı kim? Oradaki AK Partiyi kullanan şarkıcılar. Zararda olan kim? Geniş kitlelerin eleştirisini alan AK Parti.

Benzer hataları CHP’de yapıyor. Her iki tarafında kadrolu şarkıcıları, gazetecileri, radyo-televizyoncuları var. Burada ben kendi adıma dürüstçe söylemek isterim ki her iki tarafında kadrolu elemanı değilim. Nedenini bilmiyorum ya ne AK Partiye ne de CHP’ye yeteri kadar yalakalık yapamadım ya da kader öyle istedi, onu bilemeyeceğim. Ama şunu da bilinmesini isterim ki benim gibi on binlerce medyacı ve müzik insanı var. Bunların çoğu “küskün” ve “kararsız” ve bunların da birer oyu var. Ve bu kutuplaşmış oy havuzunda bu konumda olanların oyları altın değerinde. Buradan AK Partiye de CHP’ye de söyleyeyim, biraz hedef kitlelerinizi genişletin ki bu “küskün-kararsız” ve oranı yüzde 15’lerde dolaşan kitleyi kazanmaya çalışın.

Bu tarz etkinlikler kardan çok zarar

İşte bunun içinde Ekrem İmamoğlu’na da, CHP belediyelerine de, AK Parti belediyelerine de bu tür etkinlikleri yapıp on kişiyi mutlu edip kendinize bin kişiyi küstürmeyin diyorum.

Bu yüzden ya çok büyük ve Türkiye’yi temsil eden bir davetli listesi ile külliyenin listelerini güncelleyin ya da hiçbir şey yapmayın. Ben bu iftar yemeğinin iyi niyetle verildiğinden yüzde yüz eminim ama maalesef bu suiistimal ediyor ve bu işte o kadrolu davetliler karlı,  külliye ise zararlı çıkıyor.

Vallahi de billahi de 10 kişiyi mutlu edeceksiniz diye 1010 kişiyi küstürüyorsunuz. Hiçbir davet yapmasanız daha karlı çıkacaksınız.