TT a8D


PAYLAŞMAMAK SÜNNETTİR!

Peki nasıl oluyor da paylaşmamak sünnet olabiliyor?

Başlık sizi şaşırttı mı?! Ramazan’ın ilk sabahına uyandığınızda ve kahvaltı hazırlama telâşı olmadan gazeteyi elinize aldığınızda böyle bir başlıkla karşılaşmak sizi şaşırtmasın. Merak etmeyin, Ramazan’ın bu ilk gününde henüz yazıları yanlış okuyacak kadar acıkmadınız. Evet, şartların gereklerine göre, paylaşmamak da sünnet olabilir.

Biz Müslümanların yüce kitâbı Kur’ân-ı Kerim’in dünya hayâtına ve sosyal yaşama nasıl uygulanacağının tek kusursuz örneği Resûllullah Efendimiz’in yaptıklarına sünnet diyoruz. Başka bir açıdan bakarsak, belli amaçla yapmadıkları da sünnettir. Yâni bizler, Peygamber Efendimiz’in yaptıklarını ve yapmadıklarını hayâtımızın model rolleri olarak kabul ederiz.

Peki nasıl oluyor da paylaşmamak sünnet olabiliyor? Paylaşmayı Ensar-Muhacir kültürüyle bir yaşam şekli ve İslam şehir kültürünün yâni Medîne’nin direği yapan İslâm’ın Peygamberi nasıl olur da paylaşmaz ve bu, sünnet olur?

İslâm’ı ve İslâm’ın en kusursuz uygulayıcısı olan Resûllullah Efendimiz’i doğru anlarsak, bu soruların cevâbı da kendiliğinden gelir. İslâm, insanın içinde bulunduğu zamânın ve mekânın şartlarına göre hareket etmeyi esas almakta ve bunu bize vahiyle bildirmektedir. Mekânın şartları, coğrafyaya dayalı ikim farklılıkları olabileceği gibi, çağlar arasındaki farklılıklar da olabilir. Daha da önemli olanı, doğrunun ve doğru davranışın kişiden kişiye, durumdan duruma, zamandan zamâna değişebileceğidir. (Burada “hakikat” ile “doğru” kavramlarını ayırt ettiğimi belirtmeliyim.) Dolayısıyla sünnetin içeriği de değişkendir.

Buraya kadar anlattıklarımı Peygamber Efendimiz’in hayâtından bir örnekle daha açık hâle getireyim.

Bir gün Peygamber Efendimiz, sahabe efendilerimizle otururken, huzura bir kadın gelir ve bir tabak üzüm getirir. Edeben ilk üzümü Peygamberimiz yer, ama hep yaptığının aksine orada bulunanlara ikram etmez. Kadının getirdiği üzümlerin hepsini tek başına yer. Üzümler bitince kadına teşekkür eder. Kadın da Peygamberimiz’e bir şeyler ikram edebilmiş olmanın sevinciyle huzurdan ayrılır.

Peygamberimiz’in  bu alışılmadık tavrının sebebini sahabe efendilerimiz merak ederler ve sorarlar. Peygamberimiz şöyle izah eder: “Kadının getirdiği üzümler çok eksiydi. Size ikram etseydim, belki biriniz yüzünü buruşturabilirdi. Bu da kadını üzerdi. Kadının üzülmemesi için sizlerle paylaşmadım.”

Kişiye, mekâna ve zamâna hatta zamânın içindeki kısacık bir âna göre davranmak, İslâm’ın gereği ve Resûllullah Efendimiz’in de davranış şekli, yâni sünnettir. Bu yüzden, duruma göre paylaşmak sünnetken, paylaşmamak da sünnet olabilir.

İlk kıblemiz Kudüs’te İsrail’in yaptığı devlet terörü sebebiyle içimiz yanarak ve yas dolu bir ruh hâliyle girdiğimiz bu Ramazan ayını inşallah her anlamda bayram sevinciyle tamamlarız. İslâm’ın diriliğini, tâzeliğini hissetmemiz ve bunu yapabilmek için İslâm’ı; Kur’ân-ı Kerim’i, Resûllullah Efendimiz’i, O’nun sünnetini doğru anlamak ve tatbik etmek dilek ve duâlarımla…

Not: Bu yazıyı paylaşmak ya da paylaşmamak sizin tercihinizdir.