ÖKSÜREN ADAMLAR, MEKAN MERAKLISI KADINLAR!

Hayatın doğal akışı bu, hem erkekte, hem kadında yaş aldıkça azalan, eksilen şeyler vardır.

Yaz ayları.

Bodrum zamanları.

Hava sıcak, deniz var, her gün iskeleye inmek var, ister istemez gördüğün karşılaştığın insan sayısı çok fazla oluyor.

Görmek istemediğin, deniz olmasa normal hayatında görme ihtimalinin hiç olmadığı insanları da görüyorsun.

Hava sıcak ve herkes denize iniyor.

Adamlar salmış göbeklerini, yılların oturmuş kalıcı öksürükleri ile, bir türlü temizleyemediği, boğazlarından çıkardıkları o tuhaf sesleri ile yüksek tonda konuşuyorlar.

Ve tabi ki azalan erkeklikleri üzerinden geyik yapıyorlar.

Hayatın doğal akışı bu, hem erkekte, hem kadında yaş aldıkça azalan, eksilen şeyler vardır.

Bu arada benden tavsiye, o öksürüklere ve boğaz temizleme sesinize ancak yıllardır  evdeki karınız tahammül edebilir, sarılın onlara beyler.

Ekonomi berbat.

Gitgide fakirleşiyoruz.

Ne olacak peynir, zeytin, domates, ekmek yer karnımı doyururum dediğin günler yalan oldu.

Aylardan ağustos pembe domates 15 TL diğeri 10 TL.

Barbunya 30 TL, fasulye 25 TL.

Para pul olmuşken, açlık, yoksulluk sınırı almış başını giderken.

Kışın elektrik, doğalgaz nasıl ödeyeceğiz endişeleri almış başını giderken.

Kadınlar mekan anlatıyor.

Kimi yakalarsa başlıyorlar anlatmaya, Yalıkavak’ta bir yer açılmış, aynı konsept Amsterdam'da var, çok güzel olmuş. Rezervasyon yaptıramıyorsunuz.

Gittiniz mi?

Yo hayır gitmedim, ben hiç öyle yerlere gitmem derken, o kadın gitmiş sen gitmemişsin arasında oluşan hava boşluğunda kadının görgüsüzlüğünde bir yükselme oluyor.

Hissediyorum bunu.

Başlıyor anlatmaya yemekleri şöyle, müzik böyle, mutlaka gitmelisiniz falan.

Adam başı 1500, 2000 TL arası falan.

İyi falan da.

Neden mutlaka gideceğim ki.

O para bende ve herkeste var çok eminsiniz yani.

Konuşma şöyle ilerliyor.

Şu mekan açılmış gittiniz mi?, yooo gitmedim, aman ben size anlatayım.

Ben hiç mekan gezmem ve mekan merakım yoktur.

Gerçekten mi?,  evet gerçekten.

Bodrum' da hiç gezmez misiniz? hiç gezmem, gezenleri de sevmem.

Ben Bodrum' da dinlenirim, bahçem falan.

Hahahahahha.

Ya hahahahhaha.

Bu kadınlar ne kadar mekan meraklısı, bakın instagram paylaşımlarına hepsinde konum var.

Sanki o mekanda olunca çok matah biri olacaksın.

Konumda mekan paylaşan kadınları takipten çıkacağım.

Hayatin gitgide zorlaştığı bir ülkede sizin palavralarınızı dinlemeyeceğim ve ortak olmayacağım.

İnsanlar da fakirlik hüznü var farkında değil misiniz?

Sürgüsü çekilmemiş mapushanede, sıkışmış kalmış duygusunda insanlar var, farkında değil misiniz?

Fakirlikten kendini çoluğunu çocuğunu kaderine terk etmiş insanlar var farkında değil misiniz?

Deniz kıyısında çay içmeyi hayal eden insanlar var.

Balkon sefasını özleyen insanlar var.

Çok rica ediyorum mekanlarınız sizin olsun bizim paramız var görgüsüzlük duygunuzu içinizde yaşayın.

Gidin ve anlatmayın.

Herkes, hayatlarını sapı kopmuş bir valize sığdırma telaşında.

Anlayacağınız.

Gidin ve susun.

Gölge etmeyin ihsan istemez.

Funda'nın aklındakiler…

... Ekonomi berbat 

Paramız yok, olan hiçbir şeylere yetmiyor ve alım gücünüz zayıfladı.

Yenisini alamayacağımız, olanları kurtarmak adına yapabileceklerimiz var.

Mutlaka kışlık domates konserve yapalım.

Mutlaka yaz sebzelerin kışlık hazırlayalım.

Mutlaka turşu yapalım.

Onun dışında.

Evdeki çelik ve teflon tava ve tencerelerin altları ve içleri zamanla rengi değişiyor, yağlar yapışıp kalıyor.

Ocak üzerinde ısıtalım, ama dikkat edin yakmadan, 

sonra yağ sökücü sprey sıkalım, önce biraz duman çıkıyor, siz sıkmaya devam edin göreceksinizki altı ilk aldığınız günkü gibi pırıl pırıl olacak.

İçlerine cif dökün ve naylon torba ile ovalayın içi tertemiz olacaktır.

Yenileri inanılmaz pahalı.

Evinize çamaşır makinasi ve bulaşık makinasi deterjanı dışında, hiçbir temizleyici almayın, bütün temizliğinizi karbonat ve sirke ve arap sabunu ile yapınız.

Haftaya tüyolara devam edeceğim.

Ve en önemlisi.

Bir şeyi ucuz bulduğunuzda alın, ihtiyacınız olduğunda aldığınız her şey pahalıya gelir.

Funda'nın aklındakiler…

.... Ülkemde insanlar bağırıyor, ülkem insanı avaz avaz.

İskelede kadın denizdeki çocuğuna bağırıyor.

Denizden çocuk iskelede ki anasına bağırıyor.

Denizde yüzen insanlar birbirine bağırıyor.

İskelede yanındaki şezlongda oturan kadın arkadaşını görüyor bağırıyor.

Garsonu görüyor, 4 çay diye bağırıyor.

Alt sitede arabasını park eden insan bağırıyor.

Yanda merdivenden inen insanlar bağırıyor. 

Yan evlerdeki teraslardan uğultu halinde herkes bağırıyor.

Markette torun alışveriş arabasından dedesine çocuk dondurması al diye bağırıyor.

Pazarda kadın önden giden kocasına bağırıyor.

Telefonla konuşan herkes bağırıyor.

Havlayan köpeklerin sesi duyulamaz oldu.