NEYE ADAYIZ?

Acaba toplumu yönetmeye aday olanlar, kendi özelliklerini, hangi terazinin hassasiyetiyle nasıl ve ne oranda ölçtüler de talip oldular memleket yönetimine? Adaylığın havasına aday olanlara sözümüz yok. Ancak toplumu yönetmeye talip bunca adayın seçilme, seçicilerin ise eleme çabalarının tozu dumana katması, aslında neye aday olunduğunu unutturuyor gibi.

Toplumu yönetecek adayların öncelikle, eğitimleri, aile ve çalışma hayatları, bilgi birikimleri, kariyerleri, başarıları, eserleri, liyakatlerine bakılmalı. Çevreleri tarafından gördükleri değer ve tüm bunları uygun ortamda buluşturarak davranışa dönüştüren temel kişisel özellikleri bakımından yeterli olmaları beklenir.  Aksi halde adayın yetenek ve becerilerindeki yetersizlik, toplumun yarınlarını heba edecektir. Kaldı ki insanın kendi mesleki çabası, öz geçmişi ve hatta başarısının, toplumu yönetmek için tek başına yeterli olmadığını gösteren örnekler az değildir.

Liderin İddiası Olur

Her yöneticinin temel liderlik özelliklerini sergilemesi, adaylığın önemli gereklerinden olmak zorundadır. Öngörü, iletişim ve hitabet, sebep-sonuç arasındaki bağı görebilmek, analiz ve sentez yeteneğinin yanında insanları etkileme gücünün olması da kaçınılmazdır. Liderlik, her insanda az ya da çok olan bir yetenek ise de konu toplum adına hareket etmek olunca bu özelliğin gelişmiş olması elzemdir. Liderliği, güzel giyinmek, karar vericilerin etrafında bulunmakla sınırlı görenlerin iş üretmeleri, proje geliştirmeleri zordur. Zira liderliğe aday olmak bir iddiaya sahip olmayı gerektirir.

Toplumsal liderliğin olmazsa olmaz gereklerinden biri de lider adayının, toplumun temel dinamiklerini, kültürünü, ahlakını, inancını gerçekten sevmesi ve tüm renkliliği ile toplumu benimsemiş olmasıdır. Ülkenin birliği ve bütünlüğüne taraf olan ve bu toplumu, bu toplum yapan temel değerlerin aşığı bir lider adayı, insanlar için çalışmayı en yüce değer olarak benimseyecektir. Ancak liderin bunu, söz ve söylemde bırakmaması, hayata ve davranışlara taşımasıdır asıl olan.  

Lideri etkili kılacak bir diğer özellikler bütünü ise onun kişisel gelişime açık olmasıdır. Bilgi çağı olarak adlandırılan günümüzde, hangi konumda olursa olsun lider; okuyan, eleştirel düşünceye açık, yerel ve mikro ölçekli bakıştan küresel bakışa uzanan seyri ve güncel gelişmeleri izleyebilen, öz değerlerini koruma gayreti kadar kendini yenileyebilen bir kişilik olabilmelidir.    

Emanetin Sırrına Aday Olanlar

Klasik yönetim psikolojisi kitapları, lider adayının, kendini yönetebilen bir kişilik donanımına sahip olması gerektiğini ısrarla yazar. Kendini yönetebilmek; her şeyden önce koca âlemde niçin bulunduğu gerçeğine aşina olmayı, bir anlamda kendi hakikatine vakıf olmayı gerektirir. Nefsine hâkim, tutkularını gemleyebilen, davranışlarını yönetebilen, insan olmanın erdemiyle canlı ve cansız tüm varlığa karşı yükümlülüklerini kesintisiz olarak yerine getirebilen bir insandan söz ediyoruz. Zira tutkularını dışarıda bırakarak, gönüllerini başkalarına hem de bir karşılık beklemeden açabilen insanlardır kuvvetli yöneticiler. “Ben”den “hiç”e akan, ben ile seni ayırmayan, bütün hayatıyla Bir’e yönelmiş, başkası için çalışmayı onur gören bir duruştur bu. Nitekim Ben’i tarafından yönetilen kişilik ile Ben’ini yönetebilen kişiliğin liderlik başarısı kuşkusuz farklı olacaktır.

Bugüne kadar kendisi dışında kimseye bir faydası olmamış, niçin, neye ve ne amaçla aday oldukları tartışmaya açık kişilerin bunu anlaması kolay değildir. Unutulmamalıdır ki toprak bir gün şöyle haykıracaktır: “Ey benden olan insan, tekrar benimle buluştuğunda üzerimde yürürken yaptıklarının hesabını soracağım.”

Ve son sözümüz; vatanı emanet alacak lider adaylarının, bu emanetin sırrına vakıf ve nefisleriyle mücadelede zafer kazanmış olmaları, hiç değilse bu yolun yolcusu olarak gerçekten neye aday olduklarını gözden geçirmeleridir.