NEREDEN NEREYE...

Buket BEKTAŞ 02 Ara 2020

Dünya pazarında silah teknolojisinin devleri olan ülkelerin, çok uzun zamanlardır ordumuzu donatma, halkımızı koruma çabalarımızı bilerek ve isteyerek engellediklerini, genellikle kullanım ömrünün sonlarına yaklaşan teknolojileri sattıklarını ve bizim bu alanlarda araştırma, geliştirme çalışmalarımızı baltaladıklarını bilmeyen kalmadı.

Son dönemde ülkemizin uluslararası savunma sanayisi alanındaki gelişmeleri ve atakları, dünya basınının da dikkatini çeken önemli gelişmeler arasında. En son olarak geçtiğimiz günlerde, The Washington Post gazetesinde yer alan bir makalede; Türkiye’nin silah teknolojisine methiye yazılırken, bu teknolojide SİHA ve İHA’ların gelişmelerinden önemle bahsedildi.

Yazıda Türkiye’nin bu sektörde önemli yatırımlar ve gelişmeler kaydeden İsrail ve Çin’e yetiştiği, hatta bu iki ülke ile rekabet eder konuma geldiği bildirildi. Bu alanda yapılan yatırımların, teknolojik inovasyon ve kendi kendi yetme becerisini getirdiği konusuna vurgu yapıldı. Daha öncede İspanya, ABD ve İsrail basınında da yer alan Türk İHA ve SİHA’ları için Türkiye ve içinde bulunduğu coğrafya açısından önemli bir gelişme olduğunun altı çizilirken, bu araçların doğru kullanımının tarih sahnesinde, ateşli silahların keşfi kadar önemli bir kırılım noktası olduğu bildirildi. Gördüğünüz üzere dünya bizim bu başarılarımızı yakından takip ediyor. Özellikle The Washington Post gibi dünya basınında önemli haberleri bildirmesi ile tanınmış, aynı zamanda hükümet sözcüsü gibi davranan çeşitli yazarları vasıtasıyla makaleler yayımlayan bir gazetede, ülkemizin savunma sanayisinin geldiği noktaların konu edinmesi oldukça önemli bir gelişme.

Koral savunma sisteminden, Cirit füzesine, Atak helikopterimizden, Altay tankımıza, İHA ve SİHA’larımıza kadar yaptığımız tüm gelişmelerin gerek kendi ülkemizi, savunmadaki kararlılığımızı göstermesi gerekse de dünya konjonktüründe kendimize önemli bir sahne edinmemizi sağlayacağının farkına varan yabancıların, konuya gösterdikleri hassasiyetin artmış olması bizler için sevindirici olmalıdır.

Dünya pazarında silah teknolojisinin devleri olan ülkelerin, çok uzun zamanlardır ordumuzu donatma, halkımızı koruma çabalarımızı bilerek ve isteyerek engellediklerini, genellikle kullanım ömrünün sonlarına yaklaşan teknolojileri sattıklarını ve bizim bu alanlarda araştırma, geliştirme çalışmalarımızı baltaladıklarını bilmeyen kalmadı. Savunma sanayimizdeki üst düzey bilim insanlarımızın yıllardır başlarına garip kazaların gelmesi, trafik kazalarında vefat etmeleri ve önemli bir kısmının da yüksek bedellerle yurt dışına transfer edilmelerinin tesadüf olmadığını anladığımız günlerden, bu yana ülkemizin ve iktidarın inatla arkasında durduğu, yerli ve milli savunma sanayiimizin geldiği noktalar emin olunuz ki gurur verici.

Milli denizaltımızın, yerli yazılım tabanının hazır hale gelmesi ve kullanılmaya başlanılacak olması kadar milli piyade tüfeğimizin de envantere giriş yapması bizim için önemli kazanımlardır. Milli savunma sanayimizin gelişmesi; ülkemiz içinde istihdam sağlayacak gerek planlama gerek üretim gerekse de lojistik alanında bizlere iş imkânı sağlayacaktır. Ülke savunmamız için gereken atılımların ülke ve içinde bulunduğumuz coğrafya şartlarında olması sağlanacak; fiyat ve rekabet imkânı sağlanacak; döviz harcamalarımızda önemli azalmalar sağlayacak; millî güvenliğimiz sağlanacak; asker ve polisimizin can güvenliği artacak, savunma ve çatışma kabiliyeti artacak; teröristlerin ve düşmanların imkânları daralacak; üretilen ürünlerin yurtdışına satılması ile önemli bir ekonomik girdi sağlanacaktır.

Burada saymayı unuttuğumuz diğer katkıları da cabası... Görüleceği üzere çok ama çok önemli gelişmeler yaşanıyor savunma sanayiimizde. Hem devlet kurumlarımızda hem de özel sektörümüzde. Bu durumun faydalarına en somut ve güzel örnek  Azerbaycan Ermenistan savaşıdır. Yerli üretim SİHA ve İHA’larımızı kullanan Azeri kardeşlerimiz, Ermenistan cephesini mümkün olan en az zayiatla ama karşı tarafa ezici bir üstünlük sağlayarak haklı savaşlarını büyük bir başarı ile tamamladılar ve hakları olan öz topraklarını geri aldılar.

Anlaşıldığı gibi ülkemizin savunma sanayiinde artan başarılara imza atarak sürdürülebilir bir teknolojiyle dünya devlerine kafa tutarak imkânlarını zorlayarak elde ettiğimiz bu kazanımlar bizim için çok önemli.

Bu gelişmeler hem Türk dünyası için hem de kölelik ve emperyalizme karşı direnmeye devam eden ülkeler için çok önemli. Bu başarılarımız silah piyasasının baronları haline gelen diğer ülkeleri de rahatsız etmişe benziyor. The Washington Post bile bu konuda sözde bizi öven yazılar yayınlanıyor olması bunun en güzel örneğidir. Geçmişimizde bizi dolarla, ekonomiyle, heronla, yaptırımlarla tehdit edenler, şimdilerde konuşurken daha dikkatli cümleler kuruyorlar.

Başlıkta demiştik ya… Nereden nereye!