TT_Ekim


NE YAPMALI, NE YAPILMALI?

Fehmi KETENCİ 23 Ağu 2020

Bu ne eziyettir anlamak mümkün değil.

      Son günlerde anlatılanlara bakılırsa durum pek de iç açıcı değil. Sağlık Bakanı dahil herkes pandemi döneminde ortaya çıkan verileri pek de iç açıcı bulmuyor. Bunu görebiliyoruz, ancak; anlatılanlarla, yansıtılan rakamlar arasında olmaması gereken farklar da gözden kaçmıyor.

      Asıl durumun hiç de iyi olmadığın gösteren tablo bu. Ancak, çok net görnemiz gereken şey; korona salgınının Anadolu’nun bazı bölgelerindeki vaka sayılarının tahminlerin üzerinde, hızla artan bir yöne doğru gittiğidir.

      Bunu, Sağlık Bakanı ve konunun uzmanları sık sık dile getiriyorlar. Son yansıyan bilgilere göre vaka sayısı artış gösteren 28-30 ilde önlemler iyice sıklaştırılmış. Buralarda alınan önlemlerde, birinci kalem olarak öncelik yine 65 yaş üstülere getirilen yoğun kısıtlamalardır. Her zaman olduğu gibi alınan önlemlerin hedefinde 65 üstü yaşlılar var.

      Bu ne eziyettir anlamak mümkün değil. Yaşlıları böylesine bir yükün altına tıkıştırmak hiç de doğru bir yaklaşım değil. İş o kadar ortaya döküldü ki, bazı illerde alınan önlemleri yönetenler ilk ele aldıkları önlemlerin başında, 65 yaş üstü vatandaşlara sokağa çıkma kısıtlamalarının geldiğini görebiliyoruz.

      Önlemler ve artan vakaların durdurulabilmesi için ilk iş olarak 65 yaş üstüleri hedefe yerleştirmek, alınması gereken ilk önlem midir?

      Geçtiğimiz günlerde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün yaptığı açıklamalarda üstüne basa basa öne çıkardığı sonuç; son zamanlarda bulaş yoğunluğunun 20-30 ve 40 yaşlarda öne çıkmaya başladığı şeklindedir.

      Buna göre; son günlerde, özellikle bayram öncesi ve sonrası artan, durdurulamayan vaka artışlarının önlenebilmesi için sadece 65 yaş üstü vatandaşlar değil, her yerde ulu orta dolaşabilen, maskelerini çenesinde ve boynunda taşıyan, sosyal mesafe konusuna hiç uymayan, 20-30 ve 40 yaş aralığındaki vatandaşlarımız uzerine de yoğunlaşmak çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

      İlk akla gelenin 65 yaş üstü vatandaşlarımıza yönelik kısıtlamalar yerine; en çok bulaşım alanı olarak öne çıkan; düğün-dernekler, aile toplantıları, asker uğurlamaları, kalabalık organizasyonların var olduğu ortamlardaki harketliliğin iyice kısıtlanması veya beli oranda yasaklanması çok daha doğru etkin uygulama olacaktır.

      Tatil yörelerimizden yansıyan görüntüler, sosyal yaşamdaki; café, restaurant, parklar, sahillerdeki görüntüler çok daha dikkatle kontrol edilmesi, kısıtlama yapılması gerektiren yerlerdir. Dikkatle baktığımızda; bu yerlerdeki çoğunluğun, 65 yaş üstülerde değil, 20-40 yaş aralığındaki vatandaşlarımızda olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

      Pandemi sürecini yönetenlerin bu uygulamalarını yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Kısıtlamalardaki 65 yaş üstüler önceliği kesin çözüm olamamıştır. Ve iş başa düşmüştür..      

      Yapılması gereken çok nettir; pandemi döneminde en etkin mücadele; vatandaşlar olarak bizlerin yapacaklarımıza kalmıştır. Görünen o ki; salgın ile mücadeleden ancak böyle galip çıkabileceğiz

      “Bu arada; ekranlarda var olan duruma eleştirel yaklaşmaktan ziyade, “korona travması” yaşayan vatandaşımızın iyice bozulan psikolojisinin tedavisi konusunu öne çıkaran; bilgi, kamu spotu ve sürekli tekrarlanan anoslarlarla ortadan kaldırılmasına katkı verilmeli. Eleştirmek, işi yapıyor-yapmıyor ortamına taşımak yerine, var olanın tedavisine çare olacak açıklamalar öne çıkarılmalı.”

      “Yapılanlarda mutlaka eksikler vardır. 65 yaş üstüleri kısıtlamaya odaklanmak yerine konuya daha geniş perspektiften bakılarak çok daha iyisi yapılmalıdır. Unutulmaması gereken; salgının gelecek günlerde nerelere varacağı hala kocaman bir soru işaretidir. Geleceğe hazır olabilmemiz için toplumun üzerine çöreklenen, salgın korkusu, moral ve direnç düşüklüğünü mutlaka giderebilmeliyiz.”

      Bunun için, salgınla mücadelenin yanı sıra, toplum psikolojisine, 65 yaş üstülerin kendilerini iyice kötü hissetmelerine destek olacak bir uygulama biçimininde öne çıkarılması gerekiyor. Yönetenler, tüm sağlık kurumları, sosyal kurumlar, sosyal, ticari ve siyasi ortamlarda birlik olan, ortak dil kullanan bir anlayışla, pandemi ile mücadelede birlikte hareket ederek çözüme katkı sağlayabilmelidir.